Kasıtlı olarak neredeyse 10 yıldır sürdürüldüğüne emin olduğum ekonomik çıkmazdır.
Bir gecede %7500 faizin olduğu 2001 krizinin bankacılık reformları ve imf programı ile maksimum 3 yıl sürdüğünü hatırlatırım. 4 yıl sonra gelen 2008 krizi ise küresel ölçekte yıkıcı olmasına rağmen Türkiye’de görece sınırlı etkiler bırakmış ve birkaç yıl içinde toparlanma sağlanmıştı.
Ama bitti mi? Bitmedi. yenisi ortaya çıktı bir müddet sonra. Nitekim 8 yıldır da kesintisiz olarak boğuşuyoruz bu krizle. Boğuşuyoruz dediysem halk boğuşuyor. Saray ve avanesi değil.
Öte yandan, 2020 yılına gelmişken, dünya çapında koronavirüs salgını baş gösterdi. Bu salgın tüm dünyadaki ülkelerin ekonomilerini olumsuz yönde etkiledi. dünya genelinde fiyatlarda gözle görülür bir artış yaşandı doğal olarak. Ancak türkiye hariç, ülkelerin merkez bankaları bu durumda her şeyi kitabına göre yaptı ve çoğu ülke politika faizini yükseltti. Bu durum insanların daha az alışveriş yapmasına ve para tasarrufu yapmasına yol açtı. Böylece fiyatların hızlı artışının da önüne geçildi. Bununla birlikte hükumetler kamu harcamalarını kıstı. Bu da ülkelerin hazinelerinden gereksiz para çıkışına mani oldu.
Biz mi? Tam tersini yaptık. Birileri ekonomiden iyi anladığını iddia ederek ben ekonomistim diyerek tepeden tırnağa çok yanlış bir ekonomi politikası izledi. Merkez bankası bağımsız kararlar alamaz oldu. Yine o Birileri sürekli faizin haram olduğunu söyleyerek, politika faizini düşürttü. Hatta bu mevzubahis kişi tarihe geçecek gülünç bir cümle kurdu: faiz sebep enflasyon neticedir dedi. Aslında başına "düşük" kelimesini getirseydi haklı olabilirdi...
Politika faizinin düşmesi de birtakım yandaş kişiler için ucuz kredi anlamına geliyordu. Tabi doğal olarak para arzı bol oldu. Merkez bankası sürekli para bastı. Karşılığı olmayan para arzı da enflasyonu yani para şişkinliğini ciddi şekilde arttırdı.
Bir ürünün talebi fazla, arzı düşük olunca fiyatı artıyor sonuçta. Sonrasında kur korumalı mevduat gibi bir garabet devreye alındı, bu da bütçe üzerinde ilave yük oluşturdu.
Tüm bu süreçte de türk lirası'nın diğer para birimleri karşısında değer kaybı inanılmaz oldu.
Sonunda bu, domino etkisi yaptı ve ülkede her şeyin fiyatı uçtu, Ama öyle böyle değil bayağı uçtu. 2022 yılının Ekim ayında enflasyon oranı trading economics'e göre %85.51 oranında oldu. (Kaynağı aşağıya bırakacağım)
(Not: Tüik'e kimse inanmıyor bu yüzden farklı bir kaynak buldum..)
ülkede zaten ağır ve fazla olan vergiler, enflasyon ile birlikte hepten yük oldu halkın sırtına.
Meseleyi daha iyi anlamanız için toyota corolla örneğine (#47834481) bakabilirsiniz.
Dahası, kamu harcamaları kısılıp tasarruf yapılması gerekirken, aksine, zirve yaptı. itibardan tasarruf olmaz politikası ile korkunç miktarlar harcandı. Ülke birtakım parti yandaşlarının dolduğu bir memur devleti oldu aynı zamanda.
Sonuç mu? Orta sınıfı yok olmuş, gelir dağılımı uçurumu yaşayan, işsziliğin, adaletsizliğin ve türlü türlü olumsuzlukların baş gösterdiği, Gençlerinin umutsuz olduğu, gıda enflasyonu'nda şampiyon olmuş, özel sektörde başıboşluğun yaşandığı, ahlaken çökmüş bir Türkiye.
Bir yanda, Yıllardır yüksek enflasyon oranları ile kasıtlı olarak yoksullaştırılan, alım gücü düşen halk, ve öbür yanda ortaya çıkan yeni zenginler... Hem de öyle böyle değil, ultra mega zenginler.... işte bu yüzden bunun adı bence ekonomik kriz olmaktan çıkmıştır. Bunun adı servet transferi olmuştur.
Bir gün tüm bu yaşatılanların hesabının sorulması umuduyla.
Dipnot olarak da kaynak: https://tradingeconomics.com/turkey/inflation-cpi