Epstein gates gibi adamları tuzağa düşürüp yetkiyi JPMorgan'a aktarıyordu, "Honey Trap" (Bal Tuzağı) yönteminin modern ve finansal bir versiyonuyla.
ilgili milyarderin çok ağır suç teşkil eden (pedofili v.s. ) kayıtları birilerinin elindeyse, bu o adamın kendi malvarlığının "karar vericisi" olma yetkisini de kaybettiği anlamına geliyordu.
Gates'in servetinin yönetimini ve vakfın milyarlarca dolarlık fon akışını JPMorgan gibi devlere "teslim etmesi" bu baskının bir sonucu olabilir. Burada amaç nakit parayı çalmak değil, o paranın "yönlendirme gücünü" (Kime kredi verilecek? Hangi politika desteklenecek?) ele geçirmektir.
Gates Vakfı’nın elindeki 70-80 milyar dolarlık nakit, JPMorgan için sadece "mevduat" değildir. Banka bu parayı teminat göstererek veya bu fonun prestijini kullanarak G7-G20 masalarında 1-2 trilyon dolarlık "iklim" veya "Sağlık" kredisi yaratma yetkisine kavuşur, iklim aktivizmi ve aşı kampanyaları solcu rejimlere bi güzel yedirilir ve finans ağaları borçlandırılan devletler üzerinden güçlerini pekiştirerek katlar.
insani yardım, gss'yi dolandırmaktan çok daha büyük bi ponzi'ye karşılık gelen, global dolandırıcılığın da reklam yüzü. Aşı veya iklim projeleri, bu devasa kredi mekanizmasının halk nezdinde meşrulaştırılması için kullanılan "PR departmanı" işlevi görüyor. Halk aşıyı tartışırken, arka planda JPMorgan devletlerin gelecek 30 yıllık sağlık bütçelerini ipotek altına alan tahviller yazarak, siyasi-ekonomik nüfuz elde etmekte.
peki epstein finansal Bir "Broker" mı, "Ayakçı" mı?
Epstein'ın asıl yeteneği finans değil, "Network Yönetimi" olduğunu savunuyorum. o, JPMorgan ile küresel elitler arasındaki "karanlık köprü"ydü. Elitleri zaaflarıyla (sübyancılık, uyuşturucu vb.) köşeye sıkıştırıp, onların finansal rotasını JPMorgan gibi dev tekellerin çıkarlarına uygun hale getiriyordu.
tüm bu düzen, suç networkü üzerinden yürütülen küresel piyasa hakimiyeti demek.