üniversite döneminde parasızlıktan köle olma anım

entry2 galeri
    1.
  1. beni derinden yıkan bir anıdır bu. o günlere dönünce ağlamaklı olurum hep. yani zaman makinesi bulduğumdan değil de aklım o dönemlere beni bir şekilde götürdüğünde.

    neyse kafanızı şişirmeden anımı size hemen anlatayım.

    ben parasız bir öğrenci olduğum zamanlarda ne yapacağımı bilemediğim bir döneme girmiştim. tabii o zamanlar gençliğin de etkisiyle paraya hızlı ulaşmak gibi bir gustom da vardı. yine bir final çıkışı etrafıma bakarken ve büte gireceğim dersin profesörüyle aklımda bir tartışma içindeyken ve dahası o tartışmada haklı çıkmaya çok yakınken bir ilan görüp irkildim. sanki başımın üzerinden gres yağı dökmüşler gibi titreyerek etrafıma baktım. etrafıma bakma sebebim de bu utanç dolu anı başka bir insanın görebilme ihtimalidir.

    neyse ilanda kölelik için uygun insanlar müracaat edebilir yazıyordu ve hafif silik bir yazıydı. sanki bir başkası görmesin diye asılmış ama alıcısına ulaşabilme ihtimali yüksek olan bir ilandı bu benim için. sadece hayata tutunamayanların göreceği ilanlar vardır ya işte bu ilan tam da bu nitelikteydi benim nezdimde.

    ilandaki telefon numarasını gizli numaradan aramaya çalıştım. çalıştım diyorum çünkü şu ayrıntıyı da veremeden edemeyeceğim: numaradaki son hane silikti. 11. hane silik olduğundan gizli numaradan 0 ve 9 dahil olmak üzere her tuşu sırasıyla deneyerek ve ilan sahibiyle tanışma fırsatı yakaladım. fırsat bu ya aslında benim talih diye düşündüğüm şeyin talihsizliğe dönüşeceğinden haberim bile yoktu.

    şahsi numaramdan bile aramaya utandığım numaranın sahibiyle ve benim de köleliğimden dolayı gerçek anlamda da sahibem olan kadınla konuşmaya başladım. kampüste dört dönüyordum heyecandan. işte bu sefer parayı buldun oğlum diyordum kendime. en azından kazandığın üç kuruşla belki arkadaşlarına, sokağındaki her sabah aynı saatte yere tüküren esnaflara(ki bu esnaflar bana zaman ve mekan tayini konusunda istemeden de yardımcı olmuşlardır.), beni ve zemin katın yedi kat altında kalan 3 arkadaşımı evden atmaya fırsat kollayan ev sahibine borçlarımı ödeyip kendimi kısa bir süreliğine sağlama alma ihtimalini düşündükçe fen edebiyat fakültesinde topaç gibi dönüp ellerimi ovuşturuyordum.

    kadının yani sahibemin yani beni bu bataktan kurtaracak diye düşündüğüm insanın beni çağırdığı adrese gittim. tabii büte kaldığım dersi geçmek için de ders kitabıyla gittim oraya. termodinamik kitabıyla köleliğe giden ilk ve son avanak olarak tarihe geçmiş olabilirim ama dersten geçemedim.

    kadın ne derse yaptım. beni soğuk ve şehirlerarası otobüslerde çocuk olmaktan vazgeçmeye zorladı resmen. kalorifere zincirlendim, soğuk ve ıslak balkonunda saatlerce bekledim, mama kabından yemekler yedim,su kabından su içerken çok zorlanıyordum nedeni de şudur: su kabı uzağımda kalıyordu. boynumdan balkon korkuluğuna bağlanan zincirle su kabına yetişmek epey bir zordu benim için.

    tabii benim bu köleliğimin de bitiş zamanı geldi. ben formatı çok yanlış anlamışım. meğerse köle olarak sahibeye para vermekle yükümlüymüşüm. bu nasıl olabilir?

    olamaz,olamaz,olamaaaaaaaaaaaaaaazz.

    ben parayı vermeyi reddedince bu kadın benim peşimi bırakmadı. hala bu kadının borcunu ödemeye çalışıyorum. yerin yedi kat altında yeraltı edebiyatı okurken kendimi kanalizasyonda buldum. bu ne yaman çelişki,uçurtmam tellere takıldı, hani benim gençliğime nerede?
    1 ...