Buradaki mesele inanç değil, kültürel–tarihsel referans kullanımıdır.
Mustafa Kemal Atatürk, kutsal metinleri vahiy olarak kabul ettiği için değil; insanlık tarihini, mitolojiyi ve kolektif hafızayı açıklamak için referans alır. Nuh, Yafes gibi figürler dinî olmaktan çok, medeniyet anlatısının ortak sembolleridir.
Ateist olmak, bu metinleri yok saymak değildir; onları tarih, mit ve antropoloji malzemesi olarak okumaktır. Kaldı ki Atatürk’ün ateist olduğu da kesin değildir; kanımca ya deist ya da gnostiktir. Sadece bu metinlere mi bakar? Mu kıtasına da bakar. Mu anlatısı da Nuh’tan bağımsızdır. Ayrıca tufan olayı yalnızca semavi dinlerde yoktur; onlardan çok daha önce de vardır.
Peygambere inanmaması gayet doğaldır. Platon inanıyor muydu? Müslüman mıydı ya da semavi dinlere mi inanıyordu? Bu mantıkla bakıldığında, bunu sorun edenler büyük ihtimalle ezoterik, dinî ve tarihî konularda yüzeysel okuduklarını ya da duyduklarını gerçek sanıp, araştırmadan yazan kişilerdir.