ölürcesine severim şiir okumayı. hele uyumadan önce. bazı şairlerin hayatlarını bilmem. şiirlerini okurum yalnızca. şiirlerinden anlarım hayatlarını. bugün slyvia plath şiirlerini okudum. film şeridi gibi geçti kafasının içi gözlerimin önünden. ölümü gördüm evimdeki koltukta, gençliğimin çiçekli bahar sabahlarında. gördüm de hiç kabullenemedim. bugün elimde bir plastik poşet, kolumda askı, üstüm güç bela giydiğim pespaye kıyafetler, kafamda annemin giydirdiği şapka. yolda yürürken ansızın kabullendim ölümü marangozun önünden geçerken. öylece, durduk yere.
aniden zihnin asla çözemediği o ilk sayfadaki sorunun cevabını buluşu gibi. düşünmüş demek ki güzel kafam yıllarca. öyle alelade bir vakitte öyle alelade bir fani olduğumu ve bu gerçekle başa çıkabileceğimi anlamamı sağlayıverdi. gülümsedim yolun ortasında. içim kıpırdadı. yok olma fikriyle barışabilmeme sebep olan yolculuk bir ömürdü. ve ben o an yıllar sonra kolundaki prangası çözülmüş bir mahkum gibi hürriyeti soludum. işte şimdi kelamın başını tam izah ettiğimi umarım. ölürcesine severim şiir okumayı. hele uyumadan önce.