Türkiyede vesayet rejimine süreklilik kazandıran iki odak vardı. Askeri vesayet, ekonomik vesayet. Ekonomik gücü elinde tutan kemalist rejimin yoktan var ettiği tröst, kartel ve aileler çeşitli yaptırımlarla oluşturdukları suni kıtlık ve karaborsa ile sosyal düzeni bozuyor ve askeri vesayete zemin hazırlıyorlardı. Bu ikili çıkar ilişkisi o kadar ileri boyutlara gitmişti ki ordudan emekli olan Yüksek rütbeli paşalar ertesi gün bilmem hangi holdingin bir fabrikasında yönetim kurulu murahhas üye olarak işe başlıyordu. Yüksek yargı tamamen bağımsız gibi görünse de tamamen bu odakların kontrolünde idi. Halk ise demokrasi ile yönetildiğini zannediyordu. Sayın recep Tayyip Erdoğan aslında askeri vesayeti tek yumrukta kesin bir darbe ile yıkmadı. Çok uzun süren adım adım gelişen bir ekonomik savaş ile başarıldı. Bu Anadolu kaplanları adı verilen sanayi ve ticaretin belli merkezlerden tüm yurt sahasına yayılarak sermayenin yerel odaklarda da birikmesiyle oluştu. Böylece askeri vesayete yol açan ortam oluşturmak zorlaştı 15 temmuzda da imkansız olduğu görüldü. Türkiyede yaşanan çalkantıların zamanında Avrupa ülkelerinde yaşanmadığını mı sanıyorsunuz. Sömürgelerini kaybeden ingiliz imparatorluğu 70 li yıllarda iflastan döndü gerçekteyse etti ama kurtarıldı. Kim ne söylerse söylesin türkiye de recep Tayyip Erdoğan ile demokrasi daha da güçlendi. Şimdi bunu tekrar geriye çevirip eski vesayet rejimine dönmek için uğraşanlar var.