asma yaprakları ne zaman sararsa didem madak okumak geliyor içimden.
balkonların nikah davetiyesi gibi kadınlarını, evlerin tozu birikmiş kadınlarını yahut süslü bir hatıra defterinin simli kadınlarını anlattığı şiirlerini.
şehrin gecesine ve gündüzüne karışanlarına, şaraba ve oruca, elma şekerine ve üzümlü kek tarifine.
bir zaman dilimi şiirinden içime yerleşen duygu. kadınlar korosu. kadınlar ordusu...
çok renkli.
şöyle demiş didem madak:
"çoğunluğu kendini gizleyen, koruyan, gardını alan, ürkmüş insanların yaşadığı bu ülkede bir kadın olarak bana ait bir hayatım olsun diye gösterdiğim çabaya ve kendi serüvenime haksızlık edemem.
bu yüzden hayatımı samimiyet ve cesaretle anlatmak benim için önemli. benim hâlâ hayatımla ve bir kadın oluşumla ilgili çözemediğim bazı meselelerim var, bu meselelerle samimiyet ve cesaretle boğuşuyorum hâlâ.
bütün bunlar yokmuş gibi davranıp, kitabi şiirler yazamam. şiirlerim ütüsüz ve buruşuk gezdirdiğim ruhumun diyeti bence.
...sen de artık bir irmik helvası yaparsın
irmikler pembeleşince
(sen de pembeleşirsin)
irmikler tane tane olunca
(sen de dağılırsın köşe bucağa)
didem madak...
kadınlığın en güzel şairi
çocukluğun ve yetişkinliğin
deliliğin ve domestikliğin.