zaman

entry2184 galeri ses2
    2169.
  1. --alıntı başlangıcı--
    ZAMAN VE ZAMANDA YOLCULUK
    ZAMAN, GAYB, KADER VE CÜZi iRADE

    Zamanı nasıl tarif edeceğiz?
    Zamanda yolculuk yapılabilir mi?

    Bu soruların cevaplarını herkes, özellikle de gençler merak ediyor.
    Zamanı gençlere güncel örnekler ile nasıl anlatacağız?

    Bunu bir örnek üzerinden anlatmaya gayret edelim:

    Yeni bir film çıktı. Sinemaya gittiniz, filmi ilk defa seyrediyorsunuz ve hiçbir fikriniz yok, belki fragmanları biliyorsunuz. Salona oturdunuz. Seyrederken filmin nasıl devam edeceğini bilmiyorsunuz.
    Ancak o senaryoyu yazan, o filmi yöneten, orada oynayan, oradaki ekiplerin hepsi az çok bu konudan haberdar. Yazan hepsini biliyor. Oynayan rolünün oynadığı kısımlarını biliyor. Işıkçısı bulunduğu kadarını biliyor. Seslendirenler seslendirdiği karakterin yaşadıklarını biliyor.
    Yani bir kısmı kısmi bilirken senarist baştan sona hepsini biliyor.
    Buradan yaratılışa geçelim:
    Efendimiz Aleyhisselam'ın nuru yaratıldı, nurundan da kalem yaratıldı. Kalem bütün olacak her şeyi yazdı. Kainatın her zerresi Efendimiz Aleyhisselam'ın da olduğu o nurdan yaratıldı.
    Yaratılan tüm zerreler "varlar ama yoklar" yani “hiç”ler. Hiçlik makamı oradaki. Hiçliğin birkaç noktası vardır. Burada hepsi atom altı zerreler ve bu zerreler söylenileni anlıyor. Ne olmak istediklerini seçiyor.
    Bütün her şeyi senarist yazıyor ya!
    O filme dönelim:
    Senarist yazıyor komple yazdı, bitirdi. Daha film çekilmeden önce senaristin huzurunda beyninde bu iş bitti mi? Bitti. Her noktası ve sahnesini biliyor mu? Biliyor. Peki bunu ne yazdı? Kalem.
    Bu anlatım, zamanımızda şirke düşmeden anlayabilelim diye bir örneklemedir.
    Sonrası şu; Biz sinema salonundayız ve filmin ortalarında bir yerdeyiz. Geçmişteki olanları izledik, biliyoruz. Gelecekteki olanları da tahmin ediyoruz. Dikkat edersek tahmin olgusu var burada.
    Yani "seyirci" gaybı biliyor değil ama gidişatına göre, önceki yaşanılanlara göre ilerisini anlayabilir, tahmin edebilir. Sezgisel özellikleriniz fazlaysa bununla ilgili yorum yapabilirsiniz. Aslında bu çok şey anlatıyor.

    Buradan sonra zamanda yolculuğu anlatacağız inşallah
    (bkz: ZAMANDA YOLCULUK)
    Nasıl tarif edeceğiz ?
    Sinemadayız, film seyrediliyor. O anda durun ve önünüzdeki tablete bakın. Tablette filmin kendisinin ve özetinin olduğu bölüm olsun. Filmi hızlandırabiliyorsunuz. Senarist yazdı, film çekildi ana ekranda ilk defa seyrediyoruz,
    Filmin ortalarına geldik ama bizim önümüzdeki küçük ekranda da filmin dijital bir kopyası var. Aynı anda da ana ekranda hep birlikte seyrediyorsunuz. Seyrettiğiniz an sinema salonundaki her şeyi o anda herkes aynı anda öğreniyor.
    Herkesin koltuğunun önünde bir ekran var.

    Ekranı kullanabilen, şifresini girebilen, ona müsaade edilenler O ekrandan aynı anda hızlandırarak filmin sahnelerini çok hızlı görebiliyor.
    Diyelim ki biz filmi seyrederken 45 inci dakikadayız, 68 inci dakikaya gidip, 33 üncü saniyedeki sahneyi görebiliyorsunuz.
    Sonra yine seyrettiğimiz noktaya geliyorsunuz. ilerisine bakıp geliyorsunuz. Şimdi diğer taraftan da geriye gideceksiniz. Geri yani geçmiş zaten oynadı biliyorsunuz ama aynı önünüzdeki ekrandan yine geriye gidip geçmişe bakabiliyorsunuz.
    Bu sizin o andaki sahneyi seyretmediğiniz anlamına gelmiyor ama siz o bulunduğunuz anı yaşıyorken, biraz sonra gelecek olan "gayb", biraz gerideki "geçmiş" oluyor.
    Bütün sinema salonundaki herkes, bütün dünyadaki insanlar, hepimiz aynı anda aynı anı seyrediyor ve aynı zamanda birbirimizi seyrediyoruz ya ama önündeki tableti kullanmasını bilen de ileriye doğru gidiyor,-geliyor, geriye doğru da gidiyor-geliyor.

    Peki bu neyi değiştiriyor?
    Aslında bir şeyi değiştirmiyor. Ne oluyor, değişiklik nerede?
    Siz gittiğiniz anda bu senaryoyu yazan için daha ilk yazdığı an herşey bitti. Bittiğinde zaten hepsi belli olmuş oldu ama bunların gerçekleşmesi için oyuncular bulunacak, rolleri alınacak
    - Herkesin oynadığı kısım var, herkes oynadığını biliyor devamını bilmiyor. Işıkçı orada bulunduğu kadarını biliyor. 50 tane kameraman ile farklı yerde bir sürü sahneler çekiliyor değil mi? Kameraman filmi için bir kameranın bir anda çektiği sahneyi biliyor.
    - Yani herkes bildiğini anlatıyor ama bir bütünü göremiyor Bütünü kim biliyor; senarist. Yazan biliyor. Şimdi bir sahneyi çeken kameraman, oradaki aldığı bilgi ile başka yerde çekilen sahne ve kameramanlar veya oyuncuların yaşadıklarına "böyle bir şey olmaz" diyebilir
    - Kabul etmeyebilir çünkü orada değil.50 tane kameramanla 50 tane platformda bir film çekiliyor. Herkes kendi payını çekiyor diye düşünün. Yani biz, herkes kendi zamanını yaşıyor. Söylenilen bir şeyde diyorsun ki, diyorlar ki "bu bence böyle olmayabilir olmaz."
    "Çünkü ben bunu gördüm". Çünkü sen bulunduğun ortamdaki bilgiyi biliyorsun, yaşadın ama diğerlerini bilmiyorsun. Buradan farklılık çıkabiliyor. Peki bu film devam etti, devam etti. Bittiğinde kıyametin koptuğunu düşünün. Senarist ne yazdıysa o oldu.
    - Yani zamanın ilerisine veya gerisine gitmeyi bu şekilde izah edebilirsiniz. Buradaki temel nokta; Senaristi, biz Müslümanlara göre Rabbimizi, Onun takdirine göre olduğunu unutmamamız gerekiyor. Çünkü önümüzdeki tablette o formatı gönderen orada bize müsaade eden hep Rabbimiz.
    O ne o sinema ne oradaki koltuk, ne tablet, bunların hiçbiri değil. Bunların hepsi bir sebep ve gereç. “Senarist” filmin sonunda hangi karakter ölecek, hangisi kalacak, kim iyi olacak, kim kötü olacak bunların hepsini biliyor ve baştan da uyarıyor.
    Uyarıları dikkat almak ya da almamak bizlerin, yani "oyuncuların" görevi vesselam

    ZAMAN, KADER VE CÜZi iRADE: BÖLÜM 2

    Kader konusuna gelirsek: “Kaderde yazılı olan başa gelir” in karşılığı işte o senaristin yazdığıdır. Oradaki yazılanlara kader diyoruz

    Peki kaderde yazılanların "özgür irade" ile yapıldığını nasıl anlayacağız?

    Senaryo konulmuş. Ta hiçlik makamında yani zerre iken Efendimiz Aleyhisselam'dan ve kalem yazdıktan sonra bütün bunlara senaryo verilmiş. Verilenlerin içinde her zerreye sorulmuş. Hiçlik makamı denilen şu: Hiçsin, yoksun ama varsın. “Nasıl hem varım hem de yok oluyorum?”
    Bu beden ve bu şekilde değilsin, güneş yok, yer çekimi yok, karanlık yok, rüzgar, ağaç yok, hiçbir şey yok. Bütün bu zerrelere soruluyor; Ne olmak istersin? Ödül olarak cennet ceza olarak da cehennem veriliyor ve burada özgür bırakılıyor. işte o zerreler kendileri seçiyorlar

    Seçtikten sonra zerreler sicime, sicimden nötrona protona atoma, atomdan sonra güncel haline, madde boyutuna ayrışıyor her şey. Arada birkaç katman daha var ama hani ondan sonra et olacak et oluyor, ağaç olacaksa oluyor, su olacak su oluyor, karanlık olacak, karanlık oluyor
    Yerçekimi olan yerçekimi oluyor. Işık olmak isteyen ışık oluyor. Ateş olmak isteyen ateş alıyor, toprak olmak isteyen toprak oluyor vs vs Her şey ama her şey oradan oluşuyor,
    Kendi cinslerini bir araya topladığında şimdiki olduğu ruh oldu. Birçok hâl oldu. Yani ruhumuzun oluşması, aslında ruhun işte oradaki hali ama bu ruh oluşurken de katrilyonlarca o zerreler bir araya geldi. Aynı şeyi işaretleyenler bir araya geldi, ruh oldu.

    Amma velakin özgür olarak seçildi.
    Senaryoya, senariste, güncel konuya dönelim: Buraya geldiğinde bu roller verilince daha oradaki zamanda sicim altı iken her zerre hedef koydu, bir tercih yaptı. Bu tercihi ve koyduğu hedeflerini gerçekleştirmek için misal ateş olmak istedi.
    Velhasıl siz o filmi seyrediyorsunuz ya?
    işte önümüzdeki ekrandan da ileri geri de gidebilirsiniz ama ileri geri de gitseniz yaşadığınız an onu yaşadığınız an ama bu zaten yazılmıştı.
    Diyelim ki sinema filmi çekilecek. Roller dağıtıldığında bu rollerin tamamı ile ilgili oyuncular kabul ederse o rolü oynuyor, Siz onu da kabul ettiniz. Birer çıta koydunuz. Hedef koydunuz. Yani kendinize cennetten yer parsellediniz, ona göre hedef koydunuz.
    Yapabileceğiniz ve yapamayacağınızı da düşünerek ona göre hedef koydunuz. Bu hedefi gerçekleştirmeye buraya geldiniz. Yani madde oldunuz, görünür oldunuz. O koyduğunuz hedefi burada gerçekleştirirken size uyarıcılar, tebliğciler de geldi.
    Ve anlamak isteyene, gayret edene yazılı olarak kitaplar da geldi. Ama her halükarda bütün bu oluşuma göre senarist yazdı. Oyuncuların rollerini, isteyenlere istediğini verdi. Onlar da özgür iradeyle kabul etti. Verilen bu rolleri kimi hakkıyla yaptı kimi hakkıyla yapamadı
    Yapan ödüle ulaştı, yapamayan yine ödüle ulaştı ama cehennemde. Gayret eden ama başaramayan başka türlü, rolü yarıda bırakıp inkar eden, rahatlığa geçen vazgeçenler de yani imansızlaşanlar da başka yere gidiyor.

    Detaylar ve konunun devamı kayıtta

    https://youtu.be/Aln63UaAKo8?si=XpZ63KSByXpicMX3
    --alıntı sonu--

    alıntılanan link:
    https://x.com/SynergyKendiyas/status/1977806850721550838
    2 ...