Iki ay önce ege turu yaparken tesadüfen ugradigim ve bütün günümü gecirirmeme, doga ile ic ice olmama vesile olmus bir yerdir. Hatta uzun süre kamp icin planlar yapmaya basladim.
Ne arabayla gidilir, nede yürüyerek. En basit ulasim sekli deniz yolu.
Tirmanarak ulasma olayi gecen senelerde yasanan kazalar sebebiyle yasaklanmis.
Kamp alani yapilmis, baska da bina yok. Tepelerde bir iki bina gördüm, onlar neyin nesidir bilmiyorum.
Kumsali ögle saatlerinde cok sicak, suyu tertemiz ama kayaliktir. Sanslilardan birisi iseniz deniz kaplumbagasi ile karsilasabilirsiniz (ben üc ayri kaplumbaga gördüm).
Kelebek görmedim. Kelebeklerin mevsimine denk gelmedim. Her agizdan farkli tarihler cikiyor. Kimisi subat ve agustos diyor, bazilari haziran, eylül. Bana o görkemli kayaliklarin arasinda nehir gibi görünen yesillik ve daha sonrasindaki denizin maviligi yetti.
Sadece doganin sesini dinlerken; turistleri gezdiren gemilerin yanasmasi ile doganin sesi hoperlörlerden cikan müzik sesiyle bastiriliyor.
Eglence turizmine yine de fazla malzeme olamiyor.
Türkiye'yi cennet yapan bu yerlerde, degerini bilmedigimiz bu doga güzelliklerini katletmek, kendi kendimizi katletmek demektir.
Devlete ait ne varsa satildi.
- önce toprak üstü zenginlikler
- insanlar borclandirilarak kölelestirildiler. Özgürlüklerini sattilar.
- simdi toprak alti kaynaklari satiliyor.
- yakinda satilacak sadece gururunuz kalacak.
Gururunuzu satmadan önce intihar etmeyi düsünün. Eger bunu simdiden düsünüyorsaniz, gec kalmis sayilmazsiniz.
Geleceginizi kurtarin!
özgürlügün ve umudun (yesil ve mavi) renklerinin beton grisine dönüsmesine izin vermeyin!