eğer varsa ve bana söz hakkı tanırsa aramızda şöyle bir diyalog yaşanacaktır.
-inanmadın ve cehennemde sonsuza kadar yanacaksın
-demek ki varmışsın, kötü oldu gerçekten.
-neden inanmadın, o kadar kitap gönderdim.
-pek çok din vardı. her biri kendi dininin en doğru din olduğunu söylüyordu. üstelik ben doğduğumda en son gönderdiğin kitabın üzerinden 1400 yıl geçmişti, güvenilir olduğuna dair veriler zayıftı. kuran'ın elime ulaşan hali de peygamber öldükten 200 yıl sonra derlenmişti. arapçada anlam bakımından önemli olan semboller ise çok daha sonra eklenmişti. öte yandan senin varlığının savunucuları bilimsel gerçekleri ya iki adım geriden takip ediyorlardı ya da yalanlamaya çalışıyorlardı. bana verdiğin sorgulama yeteneği bu veriler ışığında yolladığın tebligata güvenmem için yeterli done olmadığını söylüyordu. bunların dışında yaşadığım dönemde sistemli bilimsel organizasyonlar evrenin varoluşunu açıklamak için henüz yeterince çalışma yapamamıştı, zamana ihtiyacımız vardı, uğraşıyorduk ki ben öldüm.
buna rağmen yakılmam sonsuz adaletin gereği ise elimden bir şey gelmez, aşk ve sanat için teşekkür ediyorum.