Birinci dünya savaşı öncesi saflar belirlenmeye başladığında osmanlı birleşik krallığının başını çektiği itilaf devletleri yanında savaşa girmek için nabız yoklamaya başladı. O dönemde osmanlı bilimden uzak yapısıyla hasta ve kabiliyetsiz bir devlet olarak görüldüğünden ve toprakları savaş sonrası için istenildiğinden itilaf devletleri osmanlıyı red etti. Osmanlı bu durumda mecburen almanya'nın başını çektiği ittifak devletlerine başvurdu ancak ittifak raporlarıda osmanlı için ayak bağı olmak dışında bir duruma neden olamayacağını bildiriyordu. Sonrasında bazı alman generaller osmanlının coğrafi konumu ve sahip olduğu halifelik nedeniyle savaşa dahil edilmesini istedi.
Evet osmanlı beklenmedik şekilde iyi organize olarak başta çanakkale olmak üzere oldukça önemli başarılar gösterdi ancak kaynak olarak sınırlı osmanlı elinde ki en büyük güçlerden biri olduğunu düşündüğü hilafet gücünü kullanmalıydı ve kullandıda, osmanlı cihad ilan etti ve bütün müslümanları kendi safında savaşmaya davet etti. Ama oda ne pakistan hariç neredeyse hiçbir güç taraf olmadı ve üstüne araplar ingilizler ile birlik olarak cephelerin yarılmasına ve osmanlının ortadoğudan sürülmesine neden oldular.
Din ile yönetilen osmanlı din ile son buldu ve imparatorluk itilaf devletleri elinde pay edildi.
Gerisi Ulu önder mustafa kemal atatürk'tür ve tabii ki büyük türk milleti.
Araplara sırtını veren dinden medet uman her zaman kaybetmiştir, aksi bir örnekte yoktur, din devlet kanına bulaşırsa olacakları tarih yazıyor, umuyorum dinin bireyle yaradan arasında kalması gerektiğini anlamışızdır yoksa cennet vatanımız Büyük türkiye'yi kaybedebiliriz.