allah için güzel ülkesin, içinden epey bir sapık, hırsız, sübyancı, katil, geri kafalı çıksa da yine de iyisin hoşsun. severim.
sık sık beni şaşırtsan da alıştım sana. kızamıyorum.
o inadını, vazgeçmemeni çok seviyorum. tam bitti derken yerden kalkıp oyuna devam etmeni, buraya kadarmış artık derken herkesi kenara itip daha bitmedi demene bayılıyorum.
ummadık yerde ummadık zamanda küçük bir işaret verip göz kırpan halin benim için ilham verici. anadolunun bir köyünde bir mucize yaşandığında, ellerinden öpülesi genç bir öğretmen o küçük mucizeleri tek tek yaşattığında umut veriyorsun mesela.
mesela tam dingonun ahırına döndüğünü düşündürdüğün anlarda sihirli bir şeyler oluyor, sakinleşip hiçbirşey olmamış gibi ertesi güne uyanıyorsun. bu ülke bölünmez parçalanmaz, bu ülkeye bir şeycikler olmaz dedirtiyorsun.
allahın inayetiyle yaşıyoruz dediğimiz zamanlarda bir kişi çıkıp nobel alıyor. şans değil bu diyor, bu topraklara inanın diyor, insanın içine herşey yolunda duygusu yayılıyor. insan kendi kendine böyle devam et diye içinden tembihliyor.
dört mevsim aynı anda gerçekten yaşanıyor mu bilmiyorum. ama seninleyken insan aynı anda duygudan duyguya koşuyor farkında mısın? bazen tek bir gün içinde öyle şeyler oluyor ki norveçli gazetecilerin kariyerlerini burada taçlandırıp emekli olmayı hayal ettiklerini düşünüyorum.
allah için güzel ülkesin. sana bunca yıldır katlanıp umut besliyorsak bu sevdiğimizdendir.