Dünya üzerinde toplumlar kendilerine özgü eğitim sistemini uygulamışlardır. japonlar, çin, rus, finlandiya ve amerika kendilerine has eğitim sistemleri var. bizimkisi ise her sene yapboz tahtası gibi değişiyor. sınava endeksli olan bir sistem olduğu için test tekniği ön plandadır. türkiye'deki bazı yüksek puan gerektiren okullar ve bazı istisnai özel okullar haricinde gerçekten çok büyük sorunlar var. eğitime gereken pay ayrılmazsa bu böyle devam edecektir. örneğin bir dönen herkes meslek sahibi olmak için meslek liselerine giderken daha sonra meslek lisesi memleket meselesine dönüştü. yine bir zamanlar meslek liselerine kat sayı uygulanırken şimdi bu ortadan kalktı. biri gelip imam hatipleri kapatırken başka biri diğer okul türlerini kapattı. bu köy enstitülerini açan ve kapatanlar şeklindeydi önceden. her ne olursa olsun ilk önce eğitim siyasetten ayrılmalıdır. bütçeden en fazla payı almalı, öğretmen yetiştirme tekrar gözden geçirilmelidir. öğretmenlik popüler bir meslek haline gelmeli, öğretmenlerin ilk önce sosyokültürel olarak yetişmeleri sağlanmalıdır. Iyi bir planlama yapılarak gelecek meslekler şimdiden hazırlanmalıdır. öğrenciler yarış atı olmaktan çıkartılıp ilgi ve yeteneklerine göre yönlendirilmelidir. bu ülkede öğretmen olmak isteyip de puanı yüksek diye tıpta okuyan mutsuz insanlar da olduğu göz önünde bulundurulmalı. test ve tost çocukları, gençleri yetiştiren bir sistem. mesele uzun, derin. çocukluğumuz, gençliğimiz gidiyor. Ben bu ülkede okumaya daha başlamadan test çözdürülen, ilkokul 3.sınıfta ileride lazım olur diye sıfat, zarf, zamirin öğretildiğini gördüm. tekrar vurgu yapmak gerekiyorsa çocukluk ve gençliğimiz birilerinin bizi yontmasıyla geçiyor. adı üstünde eğmeye çalışıyorlar. sesini çıkartırsan vururlar seni. yazma, okuma, düşünme, sorgulama; ezberle, test çöz, yarış, diğerlerinin önüne geç ve bu hep böyle sürüp gitsin.