turgut uyar

entry1190 galeri ses1
    926.
  1. güzel günlerim vardı yağmurlarla ıslanan
    ve güzel gecelerim masallarla dopdolu

    seyrederdim göklerde her gün büyüyen ayı

    neş'elerim geride kaldı eski günlerde

    bir gün sabah vakti kapıyı çalsam
    uykudan uyandırsam seni

    çekemezsin bir yere sineden başka
    biliyorum günler hep böyle geçecek

    işte günlerden bir gün elagözlüm
    yeni bir başlangıçla bitecek ömrümüz

    heybetli arsiyan dağlarında bir gün
    atım yoruldu, ben yoruldum

    bir gün uyanıvermişim uykudan
    geçmiş, gelecek cümle rüyalar içimde

    bütün yaratılmışlara selam salmalı, selam almalı
    iyi gün lerden, kötü yıllardan, baharlardan
    gecelerin peşinde kaybolmuş diyarlardan
    ah! şimdi şu sessiz gecemde bana
    -turgut, kalk gidekim- diyen bir dost olmalı

    gün olur bütün kaygılardan uzak
    ben de gelirim

    bir gün alıp başımı gideceğim
    -yıldızlar ışısın, yollar üşüsün, yollar...-

    bir gün , bir parkta otururken, biliyorum
    bir el yağmurlarla dokunacak omuzuma

    bu kandır akıttığımız sıkıntılı pazarlarda

    güneş biterse elbet ertesi kalır
    ya perşembe kalır ya pazar kalır

    öyleyse ne yapsın o zaman
    gitsin bir pazartesi gibi
    gitsin uyusun ölene kadar
    bir denizin taşrasında o zaman

    1935'te bir akşam
    bir salı akşamı sanırım
    perdeleri kapadık. öyle kaldık artık.
    duvarların uzaklığında ve durgunluğunda
    1935'te bir akşam
    öyle
    kaldık

    denizsiz bir salı günüydü

    gölleri bölümlediler ve sonra suya gittiler çoğu
    babalar hep perşembe, anneler hep cuma olur

    neden bütün insanların birbirini sevmesi gerektiğini
    bir gün saat üçte köprüde anlayacak

    hergün her sabah bir şu kadar kuşun, adamın
    uçağın, yağmurun yunup arındığı gökyüzü

    bir o gün e beslerim o ak pak gün eşe
    o her şeyin birden serpilip ortaya döküldüğü gelişeceği
    gizlide
    kalmış uçların birbir belireceği günler

    herkesin bir gün ağlayabileceği, herkesin varamadığı
    işin kutsallığını bulamadığı bir yere götürüp
    yüreksizleri güldürdüler, bizi alçaltıp ağlattılar.

    sularsa akmak birgün birgün birgün
    birgün dağlara çıkmak birer birer dağlara çıkmak birgün
    çıkmak çıkmak birer birer birgün dağlara dağlara birgün
    birgün birer dağlara
    ah nasıl dağlara birgün

    ey birgün
    çiçek açmak bir gün

    otları büyümek birgün
    birgün köyler kentler yıkanık damlar geri dönmek
    birgün

    bir gün yeni dönmek
    birgün dağlara çıkmak birer birer çıkmak çıkmak

    suruma uymak kısaltıyordu günlerini artamayan
    eksilmeyen bir hüzünle

    ve atlar ve tüfekler ve sözler eskidi bir gün
    o gün . artık büyüdünüz dediler
    o gün artık büyüdünüz dediler

    ve bir gün yalnız kalındı bütün ilişkilerde
    ve kimbilirdi aşk nerde oteller nerde

    bir gün , günah yapılmazdı hiçbir yerde
    ama kimbilirdi aşk nerde oteller nerde

    gün döndü bir bayramı sabahlarken
    sular kesildi akşam uzadı herkes

    ama. bir akşam oldu muydu iyi bir akşam
    yani saksı çiçeklerinin üzerine tozlar konan
    ve çalışsam o gün , dürüst ve islam kalmışsam
    bu iyi bir başlangıçtır derim aşk yapmaya

    ve bir düzenle yüzyüze gelmenin acısı
    bugün başka şey ve başka bir şeydir yarın

    hep böyle süreceği sanılır bu gül hikayesinin
    hep böyle sürer ama bir gün sonu değişir

    yetmiş gün filan yürüdüm gece gündüz durmadan
    kıyıya bugün vardım ama bak çok yorgun geldim

    epeski bir yorum: sıcak bir eylül değişmesidir bir
    eşkiya yatağının en uzun günleri

    duyduğu gümbür gümbür silah sesleri
    bir gün elbet gelir

    eskide bir gün ; şurdan burdan konuştuklarımızı hatırlıyorum

    nasıl hatırlamazsınız
    bir gün öldüğümüzü

    evet gün bir ölüyle ve kötü bitti
    pazarlıksız

    artık şaşırıyorum gözyaşına
    hiç unutmam çünkü pazarcıların
    haftanın her günü öteye beriye
    gözyaşı taşıdığını

    ilk günden biliyordum ama gene bekledim
    gülü değil ölüyü gözlüyorlar

    kar erimedi
    sonsuz bir üç gün

    öyle bir gün geçti ki
    hiç unutmam artık

    uzun bir günü bölüştük
    doğayla ben ikimiz
    bir de çocuk

    gelecekte bir gün gülümseriz

    ve senin bir gün ölmeyeceğim
    mutlu ediyor beni

    günün tarihi akşam şimdi söyleyebilirim yanılmadan

    yani ancak günlerce koşarsam duyabilirdim
    aramızda ne varsa

    bir korkuyorum yalnız kalmaktan bir korkuyorum
    gündüzleri delice çalışıyorum geceleri
    kadınlarla yatıyorum

    sonra yanılgan insanlığım başladı
    birinde üç gece dört gündüz, orada, evde kaldım
    üç gece dört gün düz sinan'ın yatağında kaldım

    kutsal gibiliği üç gece dört gündüz
    kurtlar gibi bizi kovaladı

    benim işim gece gündüz gökyüzünde durmaktır

    yapılan bir şeydi gündüzümüz ve
    gecemiz isteğimizce kullanılmazken

    uzun bir gündüzü fark edenlerin en sonuncusuyuz

    yetmiş gün filan yürüdüm gece gündüz durmadan
    kıyıya bugün vardım ama bak çok yorgun geldim

    "
    2 ...
bu entry yorumlara kapalı.
© 2026 uludağ sözlük