bilinç sorunu

entry1 ↓ galeri
    1.
  1. Bilinç kavramı zihin beden sorununun merkezinde yer alır. Bilincin ne olduğunun açıklanması, bizzat zihnin ne olduğunu açıklamayı gerektirir. Locke; bilinci, kişinin kendi zihinsel durumlarının, içe bakış yöntemiyle dolaysız olarak farkında olması, olarak tanımlamıştır. Locke’a göre, "bilinç, her zaman duygu ve algılarımızla birliktedir."

    Bilinçle ilgili esas sorun, öznel deneyim sorunudur. Her algıladığımızda ya da düşündüğümüzde, zihnimizde bir bilgiişlem süreci yer alır, ama bunun yanında öznel, yani kişiye özgü bir algı ya da düşünme deneyimi de mevcuttur.
    Her hangi bir olgunun bilinç olgusu olarak nitelendirilmesinde üç temel öğenin öne çıktığı görülmektedir. Bunlar, bilincin öznel bir deneyim olduğu, yönelimsellik içerdiği ve farkındalıkla son derece bağlantılı olduğudur.

    (bkz: Farkındalık)

    Farkındalık sorunu bilinçle ilgili en temel sorundur. Farkındalık sorunu, bir kişinin nelerin farkında olup, nelerin farkında olamayacağı arasındaki farkın ortaya konulmasıdır.
    Kendi zihnimizde ya da bedenimizde olanları özel bir şekilde, birinci şahıs bilgisiyle biliriz. Buna dolaysız farkındalık ya da ayrıcalıklı erişim adı verilir.

    Bilincinde olmadığımız zihinsel durumların olup olmadığı zihin felsefesinin en önemli tartışma konusudur. Bir telefon numarasının zihinde hatırlanmasıyla (zihinsel durum) bellek kaydından alınarak bilince gönderilmesi (sinirsel ve fizyolojik durum) arasında nasıl bir bağlantı vardır?

    Larry Weiskrantz (1989) tarafından yapılan deneylerde hastaya, “kör görü”sü olan bölgeye renkli bir ışık yansıtılarak ne gördüğü sorulur, hasta samimi bir şekilde, bir şey görmediğini söyler. Bu hastalar aslında duyum bilgisini beyinlerine almakta, işlemekte ve neyi gördüklerinin bilgisine sahip olmaktadırlar. Ancak bu süreç tamamen bilinçlerinin dışında gerçekleşmekte, yani bildikleri şeyi gördüklerinin farkına varamamaktadırlar.
    Weiskrantz’ın “kör görü” hastalarıyla yaptığı deneylerdeki bütün nitel zihin halleri, yani algılanmış niteliklerin tamamı, hastanın bilincinin dışında olursa ne olur, sorusunu akla getirmiştir. Bu konuda geliştirilen düşünce deneyi, zihin felsefesi literatüründe yoksun nite (absent qualia) olarak geçer. Bu düşünce deneyinde, hastanın bütün duyularının mükemmel işlediği, ama görme, işitme, koklama, tat alma gibi duyularının hiçbirinin nitel bir algısı olmadığı varsayılır. Literatürde bunlara zombi adı verilir.
    1 ...