Hatırladığımda hâlâ sinirlendiğim bir anımda yer alan mekandır kendisi. Ne akla hizmetse uzak mesafeden bir kişi alır mısınız diyerekten istanbul'dan sevgilim olmuştu zamanın behrinde. Bursa'dan vapurla yanına gidecekken seferlerin iptal oluşuyla döt gibi ortada kalmıştım Mudanya ido'da. Madem öyle benimkini arayıp haber vereyim, otobüsle gel derse atlayıp geleyim çünkü neden yapmayayım sonuçta bunlar hep omnipotent düşünce. Neyse bu cesaret suyuna ekmek banmışlıkşa arıyorum söylüyorum böyle böyle diye adam tüm seferler mi iptal yeaaa diyip uyuyor. Evet o nasıl bir kayıtsızlıktır hâlâ anlamış değilim ama bendeki sinir katsayısı tavana fırlıyor doğal olarak. Önce rest çekip gitmek istemesem de oradan yurda dönmek çok koyuyor ve sırf sinirimi yüzyüze daha iyi boşaltmak için gitmeye karar vererek Kamil Koç amcamıza el pençe divan duruyorum ve yolculuğa başlıyorum. istanbul'a ilk defa otobüsle gittiğim için hangi otogarda ineceğimi bilmediğimden tekrar arayıp geliyorum ben hangi otogarda incem diye soruyorum. Esenlerde in diyor hâlâ uyuklar hâlde. Tam telefonu kapatacakken beyefendi o muhteşem soruyu soruyor: ALAYIM MI SENi ORADAN? Yok alma istanbul benim dedemin zaten gerizekalı. Şimdi geriye bakıp düşündüğümde bu kati bir ayrılık sebebi ancak Esenler'de 3-5 trip sonrası affetmiştim.
NOT: Yukarda bir yerde 'pardon adam demişim.'
iTiRAF: Hayatımın en saçma ve olmaması gereken ilişkisiydi ama onun vesilesiyle hayatımda hem acısıyla hem güzelliğiyle eşsiz bir yer edinen insanı kazandım. Teşekkürse teşekkür, keşkeyse keşke...