cumhuriyet dönemindeki eğitim verilen nesle bakıyorsun, hepsi ordinaryüs gibi yetişmiş bir nesil. köy enstitülerine bakıyorsun, gomüniz momüniz dedik ama etraftaki enstitü çıkışlı emekli öğretmenlere bakınca nasıl kaliteli olduğunu anlıyorsun.
49'dan sonra eğitimin milliliği falan kalmamış, vermişsin fulbright'ın emrine. bakanların çoğu ısmarlama usülü gelmiş tipler. hani derler ya, ülkeyi çökertmek için eğitimini bozacaksın diye. politik oyunlara malzeme olsun diye, "kurtuluş savaşı diye bir şey yok" diyen zihniyetteki tetikçi adamları eğitim bakanı yapıyorsun. ondan sonra da sistem bozuk. bozulur tabii. bozuldu diye kurcalamaktan yazboza dönmüş sistem, neresinden tutsan elinde kalıyor. ziraatçiden formasyonla ilkokul öğretmeni yapmışsın, coğrafyacıya, edebiyatçıya formasyon vermiyorsun. ne kadar din kültürü hocası varsa okullara müdür yapıp esas eğitimcileri süründürüyorsun, işin garibi, şimdi sırf okullar medreseye dönsün diye "kuranı kerim", "hz. muhammed" gibi derslerin de eklendiği zorunlu din eğitimi için din kültürü hocası kalmıyor memlekette.
milliliği gitmiş, çorbaya dönmüş sistemin adına da türk eğitim sistemi diyince aşağılaması daha kolay tabii.