--spoiler--
en büyük sorunu teorik olarak ruhban sınıfı olmamasına rağmen pratikte ruhban sınıfının en ileri örneklerinin yaşanması olan din, dinimiz. üstelik teoride bu sınıfın yokluğu, pratikte o alanı işgal edenlerin de daha fazla işine geliyor.
adam bilmemkaç kilometre öteden iftar programına katılmak için nihat hatipoğlu'na gelmiş. diyor ki;
- sizi çok seviyorum hocam, çok hastayım ben, lütfen bana dua edin hocam...
her akşam bu kişilerden mutlaka çıkıyor. sanıyor ki nihat hatipoğlu profesör ya, daha doğrusu şöhretli televizyonlara falan çıkıyor ya, o'nun duası daha çok kabul olacak. burada bile torpil peşindeyiz. sen hastasın, nihat hatipoğlu sana dua edecek sen iyileşeceksin, ben hasta olacam, bana bizim hanım dua edecek, ben iyileşmeyeceğim... oh ne ala mualla.
üzülerek görüyorum ki türkiye'de müminlerin derdi hiçbir zaman islam yani fikir/sistem olmamış, olamamış. çünkü o zor. okumak, değerlendirmek, kafa yormak, düşünmek lazım. bizim derdimiz olmak istediğimiz gibi müslümanlar yani kişiler olmuş. kolayından. o'nu da o kişinin yolundan giderek değil, o kişiden torpil bekleyerek elde etmeye çalışmışız adeta. kaynak kimsenin umrunda değil, hemen birine soracak, şöyle oku, şöyle yap denecek, lap iş bitecek, geç cennete, süper müslümansın olacak.
--spoiler--