Tüm dünyada cereyan eden ve giderek şiddetlenen, kategorisel olarak ekonomik, fakat daha derine indiğinizde aklınıza gelebilecek tüm alan ve müesseseleri zorbalığı altına almış düzen.
Günümüzde kapitalizm en acımasız yüzüyle meydandadır.
Kapitalizmin hakim olduğu ülkelerde gelir dağılımında adaletsizliğin daniskası vardır.
Kapitalizm herkesin birbirine sömürü zorbalığıyla yaklaştığı en ucube sistemdir:
Misal olarak bir fabrikanın sahibi 10 yıl sonra 10 fabrika daha kurabilecek gelir elde edebilirken, o fabrikanın bir işçisinin 10 yıl sonraki ekonomik şartları yerinde sayar. Çünkü kapitalist ekonomik sistemlerde, iş gücünü olabildiğince ucuza kapatmak farz olmuştur. Bu noktada kapitalizmin sahibi ve yöneticisi devlet tarafından yardım alınır. Kanunlar, düzenlemeler ve daha ne varsa, büyük balıkların karnını daha da doyurabilmek için yapılır. insanlar öylesine hipnotize edilmişlerdir ki, güçlerinin farkında olamazlar, karınlarını doyurabilmek için tabiiyet zorunluluğuna bağlıdırlar, itiraz hakları yoktur. Zira ellerine verilen ölmeyecekleri kadar bir paraya o kuruluşta çalışabilmek için, dışarıda binlerce adam vardır, yani yedekleri tahmin edemeyeceğiniz kadar çoktur.
Eğitim de kapitalizmin elindedir. Bunun günümüzde en büyük örneği özel üniversitelerdir. Kapitalist sistemlerde kral tahtında oturan zengin ailelerin çocukları, tercih dönemi yaklaştığı zaman ellerindeki tercih broşürlerinden beğendikleri bir mesleği ''satın alırlar'' ve hak ederek o mesleğe aday olmuş bir öğrencinin hakkı gasp edilmiş olur.
Din müessesesi de kapitalizmin oyuncağı halindedir. Din, günümüzde öyle bir hal almıştır ki, tek bireyden iki bireye ulaştığında, o noktada din'den şüphe edilir. Benim, günümüzdeki gerçekten dindar olduklarına inandığım kişiler din'i yalnız yaşayanlardır. Çünkü günümüzdeki din anlayışı hareket alanını, hele ki Türkiye'den ve islam'dan bahsedecek olursak, birden çok kişinin bağlandığı dernek, vakıf, cemaat gibi, - geçmişte olduğundan çok farklı olarak- para üzerine inşaa edilmiş alanlarda buluyor. Buralarda büyük bir din sömürüsü yapılıp, dinin maneviyatından çok, olabildiğince fazla para toplama fikri nüksediyor. Bütün semavi dinlerin, ortak emirlerinden en büyükleri, Yaratıcı'ya tabiyet ve yoksullara, fakir, fukara sahip çıkmaktır fakat görülüyor ki günümüz din anlayışları ve dahi günümüzün dindar olduğunu iddaa eden kişileri, milyon dolarlık evlerde hayat sürerken, etrafındaki yoksulları görmekten ne kadar da acizler. islamiyet, mütevazı yaşamı öğütlerken, hacı hoca olduğunu, müslüman olduğunu iddaa eden adamların milyon dolarlık evde oturmaları, dinin en büyük emirlerine yüz çevrildiğini açıkça göstermiyor mu?
Popülizm de kapitalizm ile gelişir. Kapitalizmin sömürücülere sunduğu ekonomik fırsat ile topluma dayattığı popülizm, toplumun kültürünün içini oyar. Avm'ler kapitalizmin dayatmalarıdır, kapitalizmin bir nevi mabedleridir.
Kapitalizmin dayattığı, paraya bağlı tek tip anlayış ve popülerlik tanımı, toplumun kültürünü emer; tek tip, fabrika çıkışı kıvamında aileler ve daha da tek'e indirgediğimizde ellerinde taşıdıkları telefonlar gibi android beyinlere sahip ultra ahmak yaratıklar icad eder.
Orhan Veli'nin bir şiirini ironili olarak paylaşarak bitiriyorum:
BEDAVA
Bedava yaşıyoruz, bedava;
Hava bedava, bulut bedava;
Dere tepe bedava;
Yağmur çamur bedava;
Otomobillerin dışı,
Sinemaların kapısı,
Camekanlar bedava;
Peynir ekmek değil ama
Acı su bedava;
Kelle fiyatına hürriyet,
Esirlik bedava;
Bedava yaşıyoruz, bedava.
Orhan VELi