istanbul

entry6113 galeri ses1
    2408.
  1. yaşadığım ama sevemedeğim şehirdir.

    bu kadar karmaşa bu kadar çeşit hayat bana fazla.. ama yinede bir tutkusun be istanbul..

    Ve Sen Ey istanbul!

    Ey istanbul! Ey kayıp şehirler prensesi!
    Ey o büyülü şarkın garptan yükselen sesi!
    En cesur saatlerin senden ürker akrebi
    El yazması sanatın güngörmüş mürekkebi
    Öyle bir şehirsin ki bir yanda hicaz vurur
    Çelişmez bu güzellik bir mehter, bir caz vurur
    Siyah beyaz filmlerin sen ey renkli dekoru
    Goncanın en kırmızı menekşenin en moru
    Ayna görmemiş şehir; zakkum tadı hüzünde
    Tarihten yansımalar taşıyorsun yüzünde
    Beş yüzyıllık camide bin yaşında güvercin
    Şair şiir yazan mı? –asla- senin habercin!

    O yıkık surlarıyla belki harap istanbul
    Yine de geleceğe taşan serap istanbul
    iki denizin kadeh tokuşturduğu Boğaz
    Ve boğazda yıllanmış asil şarap istanbul

    Aynanın kendisi sen, yerde göğü yansıtan
    Semavi masalları sularında ısıtan
    Bir vücut olur senle; seni sevip yaşayan
    Misal Haşim-Beşiktaş, Fikret’leyse Aşiyan
    Martılar Üsküdar’da hala Burhanı dinler
    Güneş kim bilir hangi şadırvanda serinler
    iki yaşlı kıtanın el ele verdiği yer
    Akşamlara ışıklar saçar ayla beraber
    Gerçi iki yakandan boğmak istiyor seni
    Seni kör gözle görüp seveni sevmeyeni
    Altınmış taş toprağın, bu nasıl bir sömürü
    Taşın taşken değerli tarihinden ötürü
    Soluksuz betonlarla eteklerin ardiye
    Bir yılda dört ilkbahar ki gözlerin var diye

    Hele Yahya Efendi ve orda ki istanbul
    Mecliste bize şarap sunan saki istanbul
    Tararım saçlarını bir gün eskisi gibi
    Aldırma Allah büyük, hüvel baki istanbul

    Gözler… güneş batarken ateşin müsavisi
    Mavinin yüz bin tonu; lacivertten griye
    Gökten boğazdan kalan maviliktir geriye
    Şahittir Ayasofya, şahittir Sultan Ahmet
    Kanat kanat huzurdur, güvercinlerce rahmet
    Göğe bu yakınlığı minareler üstünden
    istanbul geleceğe köprüler kurmuş günden
    Hayalet faytonların meydanlarda çan sesi
    Sabahın martılarla birlikte uçan sesi
    Değişmesin muhteşem o musiki ne olur
    Salacakta ki martı, karşıdan gelen vapur
    “Aşk imiş her ne varsa alemde” diyen şair
    Bilseydi alem sensin, bilse aşk sana dair

    Malazgirt’ten beridir gönül mülkü istanbul
    Lisanımda çiçeksin türkü türkü istanbul
    Peygamber müjdesiydin demek ki ancak layık
    Görmüştü Türk’e seni, sana Türk’ü istanbul

    At ölse meydan kalır yiğit ölür şan kalır
    Sen ölürsen istanbul, şu dünya zindan kalır
    Aşkla aşık yüz yüze ne bir ses ne aracı
    Vuslat sıfatın senin, ey aşığın miracı!
    Coğrafyayı çaresiz, matematiği şaşkın
    Tarihiyse bilgisiz bırakır inan aşkın
    Etilerde kısalan eteğin hayli muzur
    Yuşa’dan Üsküdar’a sıçrar ilahi huzur
    Almakmış kılıç hakkı kifayetsiz sana pul
    Ya sen beni seversin ya ben seni istanbul

    Geçmişten geleceğe akan nehir istanbul
    Evvel zaman içinde kokan zehir istanbul
    Ey yosmalar yosması, ey en güzel fahişe
    Kaç kocadan bakire çıkan şehir istanbul

    Ahmet Afşın Efkarlıoğlu
    1 ...