dünyanın en kötü hislerinde başı çekmekte sırayı alır bence. en başta büyük hayallerle başladığın mükemmel sözcüklerle harika bir aşk yaşarsın aldığın mesajlarla, karşılaştığın sürprizlerle özel olduğunu hissedersin. gün geçtikçe seni kendine bağlar bu adam. artık onsuz tek bir dakika geçmeyeceğini düşünürsün. bazen sana öyle güzel sözler söyler ki sen bu güzelliklerin karşısında ne diyeceğini şaşırırsın "ne desem de acaba bu mesaja hakedilecek cevabı versem" diye kendi kendine düşünmeyi başlarsın. biz insanlık olarak egoyu çok sevdiğimizden bir insanın hayatında en özel, en değerli olmak çok hoşumuza gider. onun bize söylediği o sözleri düşünür düşünür gece yatakta bu düşüncelerle ve kurduğunuz hayallerle uykuya dalarsınız. fakat daha sonra öyle bir an gelir ki en değerli olduğunuzu düşündüğünüz o kalpte sizden başka biri daha vardır. söylenen onca sözlerin yalan olduğuna mı, bir başkasına tercih edilmeye mi, salak yerine konmaya mı yoksa hayatınızın en değerli varlığını kaybettiğinize mi yanacaksınız bunu düşünmeye başlarsınız. direk gözünüzün önünden o anlar geçer. "bu da mı yalandı diye" kendi kendinize ağlarsınız. meğer size özel değilmiş o sözler bunu bilirsiniz. her gece mutlulukla girdiğiniz o yatağa bu sefer gözyaşlarıyla girersiniz. hayal kurduğunuz o yatakta bu sefer kafanızda parçaları birleştirip nasıl salak durumuna düştüğünüze yanarsınız. ama en kötüsü de size bunları yapan bir insana karşı hala aşkı bir kere de bitiremezsiniz hala salak gibi onu özlemeye devam edersiniz belki de bu özlem değildir. onu istemiyorsunuzdur ama onunla geçen her anı tekrar yaşamak istersiniz. ona söylemediğiniz her güzel söz için kendinize kızarsınız. bu adiliği yapan insanda değil de bu sefer kendinizde suç aramaya başlarsınız "ben neyi eksik yaptım acaba?" diye. oysa eksik ya da yanlış sizde değildir. doyumsuz ve sevmeyi bilmeyen bir kalpte kendinize yer aramaktan ve değerli olduğunuzu sanmaktan başka hiçbir yanlışınız yoktur. bu saatten sonra "o bile yaptı ya ben daha kime güveneyim!" tribine girersiniz. aslında "o bile" derken yine onu yüceltirsiniz. aslında o, demek ki "bile" edatını hakedecek kadar haysiyetli bir insan olamamıştır ama gel de bunu kalbe anlat dimi? onlar hayatlarına devam eder, sen ise aşka ve insanlığa küsmüş inancınla birkaç ay belki birkaç yıl hatta bir ömür kendinize kapanırsınız ve sizi bu hale düşüren insanı her şeye rağmen hala seversiniz. aşkla öfkeyi bir arada yaşamak. en berbatı da bu olsa gerek.