muharrem ince

entry3322 galeri ses1
    364.
  1. Kimilerinin boş konuştuğunu söylediği kişi. Ama benim için son derece hoş... Çünkü birçok siyasetçinin olamadığı kadar samimi.
    Onu sadece meclis kürsüsünden AKP'ye çığırırken görüp değer vermek kolay... Samimi adam samimi...
    Dürüst bir kere.
    "Yalova'nın Elmalık köyünde çobanlık yaparak geçti hayatımız. Telefonu ilk kez PTT acentesinde gösterdi öğretmen. "Kim konuşmak ister" dedi. Bir başka arkadaşımız çıktı, karşıda kimse olmamasına rağmen, "Alo" dedi. Bir yıl bize hava attı.
    Teyzemlerin Eskişehir'deki evinde televizyon olduğunu duyuyordum. Oraya giderken arkadaşlarıma hava attım, "TV göreceğim" diye. Fakat bir düğüne gitmiştik, başka evde konuk edildik, TV'yi göremedim. Dönünce hayalimdeki TV'yi anlattım. iki yıl sonra köye TV gelince çocuklar beni suçladı, "Bize yalan söyledin" diye. TV'deki kişiyle konuşulabileceğini anlatmıştım. O yüzden "Vizontele" filmini seyrederken gülünecek sahnelere ağladım..."

    Kendi çocukluk yalanını bile anlatabilecek kadar dürüst işte. Yaptığı kötü bir şeyi bile dile getirebiliyor. Bu derecede cesur...
    CHP'li diye dinsiz değildir.
    " Atatürk'ü Cumhuriyet'i çok seviyorum. Muhafazakar bir yönüm de var. Cuma namazına üniversiteden beri giderim. Arkadaşlarım bana "Hacı" derdi. Geçen yıl Bekir Bozdağ ile birlikte umre yaptık. Geçen gün meclis'te cuma namazından çıkarken kameraları gördüm, arka taraftan kaçtım. Ama AKP grup başkanvekili kameraların karşısına geçip konuştu. inançlar üzerinden siyaset yapılmasını doğru bulmuyorum. Belki de AKP'ye yaptığımız en büyük haksızlık irtica meselesi. Şeriat gelse kol kalmaz bunlarda. Bu kadar parayı sevenler, bu kadar kıblelerini ballı ihalelere çevirenlerin şeriatla ne işi olabilir?"

    Ama dincilerle ya da dini kesime sembol olmuş kişilerle zaman zaman ilişki de kurduğu olmuştur. Farklı ideolojide olması onları yok sayması demek değildir.

    "Balıkesir'de Necatibey Eğitim Fakültesi'ni bitirdikten sonra Artvin'de imam Hatip Lisesi'nde iki buçuk yıl öğretmenlik yaptım. Bazıları oradaki öğrencileri Oxford'lu, bazıları vebalı gibi göstermek istiyor, ikisi de değil. Eşim Ülkü de coğrafya öğretmeni. Geçim sıkıntısı nedeniyle istifa edip Yalova'ya gittim. Tarlada kıvırcık ekecektim. Hüseyin Gülerce lisede fizik hocamdı. Ortak bir tanıdığımız beni tavsiye etmiş, Hüseyin Bey'in dersanesinde bir yıl çalıştım. o dönemde cemaatle ilişkisi böyle öne çıkmamıştı. Ben de kendisine saygıda kusur etmem. Ama dünya görüşüyle uzaktan yakından bir ilişkim yok."

    Şiiri ve kitap okumayı çok seven birisidir. Hatta kendisi yazarlık da yapmaktadır.

    "Şiiri severim. Ben bir şair tanırım, Nazım Hikmet. Ona gıpta ederim, hayranım."Tatanka * adlı bir şiir kitabım da var. O kitabın geliriyle O kitabın geliriyle okuduğum ilkokula bir fen bilgisi laboratuvarı yaptırdım. Yeni şiirler hazır ama şiirle gündeme gelmek istemiyorum. Konuşmalarımda şiirsel bir dil kıllanırım; mutlaka uyaklı bir söz dizisi yazarım. Derim ki "Türkiye'nin özeti, başbakana yağcılık, tarikata bağlılık, sünnete uygun bıyık." Bir konuşmamı rap parçası yapmıştı gençler."

    Kendisini eleştirebilen ve bundan çekinmeye bir yapıya sahiptir. Yani çok da siyasete uygun biri değildir.

    " "Dokuz yıldır AKP'yi yenemediğimiz için bu partinin ve cumhuriyetin kurucularından özür dilerim" dedim.Atatürk ve inönü'den özür dilememin Dersim ile bir alakası yok. CHP'nin bunu sorgulaması lazım. Neden yenemiyoruz? Nedenlerin birincisi, elitist yaklaşımlar. ikincisi, bizde herkesin general olması. Üçüncüsü, yeterince çalışkan olmamak. Dördüncüsü halkın dilini konuşamamak, zaman zaman ualkın değerleriyle çatışmak.
    Karşımızda % 50 oy alan bir parti var. Bu kadar yoksulluk, bu kadar çatışma ve terör olacak, 300 bin atanamamış öğretmen olacak, köylünün ürünü para etmeyecek, emekliler geçinemeyek ve bir sosyal demokrat parti iktidara gelmeyecek! Buradan bir suçlama çıkartmıyorum, özeleştiri yapıyorum. Bunda benim de payım var, 3 dönemdir milletvekiliyim. Ben de Yalova'da birinci parti çıkamadım. CHP'nin potansiyeli bu değil, % 50'nin üstü. "içimizdeki irlandalılar" sözünü, 2011 seçimlerinde Yalova'da seçim çalışmalarına katılmayan 10-12 kişiyi kast ederek söyledim. Çok yerel bir sözdü."

    Yapamadığını, başarılı olamadığını ne kadar kolay söylüyor değil mi... Bir insan sonuçta. Çok fazla bahane sıralamadan. En aç olduğumuz bu samimiyet aslında.

    (04.12.2011 tarihli Hürriyet Gazetesi'nde yer alan Faruk Bildirici'nin röportajından alıntılar kullanılmıştır.)
    0 ...