aslında 1923-2002 yılları arası incelendiğinde şu görülebilir, 'tek'lik amacına ulaşılmıştı. pkk'nın lideri hapse de konulmuştu.
ancak 'dış güçler' türkleri şu an kurulu olduğu topraklarda 1923 öncesinde de açıkça görülebileceği üzere (balkanlardan çıkarılan sürülen türkler bugün hiç konuşulmayan bir konu) rahat yaşamasına izin vermezler.
'tek'lik politikası o zamana kadar 'sol' cephenin chp'nin ve tsk'nın üstün ve ezici gücüyle uygulanmıştı. 'din' tamamen yok sayılıp 'avrupai yaşam ve kültür' dikta edildi.
bundan sonra huzurun gelmesi, pkk'nın bitmesi, ab'ye girme sevdası ile yanıp tutuşan bir halk oluşturulması tamamlanmıştı. bunlar türkiye'nin, bir ülkenin genel hedefleriydi.
türkiye bu özgüven ile 2002 seçimlerine girdi.
2002 seçimlerinde tek başına iktidara recep tayyip erdoğan liderliğinde ak parti geldi.
burada iki önemli husus var:
1- ak parti'nin iktidara gelmesi nasıl olurda 'dış güçler'in etkisi ile olur?
2- halkın seçimi ile gelen bir yönetim nasıl olurda 'devletin' aleyhine gelişen bir sürece hizmet eder?