bir insanın götünün yiyip de başlayamayacağı türden bir kitap. yaklaşık altı ay önce bir arkadaşım tavsiye etmişti ve "mutlaka okumam" yönünde de çok ciddi baskı yapmıştı kitabı. 34 lira etiket fiyatı ve ele alındığı anda kendisini hissettiren bir ağırlığı vardı ki bu iki şey insanın gözünü korkutmak için yetebiliyordu(hele ki vakit bulmak konusunda sıkıntılı ve okurken düşünme payına ihtiyaç duyan bir adamsanız).
aradan aylar geçti, kitabın etiket fiyatı 36 lira oldu, arada birkaç tane kitap okundu ve onların da birçoğu için "vasatın altında" notu verildi ve tutunamayanlar, hala sırasını beklemeye devam ediyordu bu süre zarfında. geçen gün edebiyat aşığı bir kaç genç adamın, ulu-orta dağıttıkları fanzinleri tutuşturuldu elime içinde türlü ve çeşitli edebi parçalar, düz yazılar, şiirler ve zart-zurt vardı. kapağın hemen arkasında ve aşağılarda bir yerde "hiçbir yere epigraflar" başlığı ile bir metin yayınlamışlar:
"değil değil anlatmak istediğim bu değil susuyorum artık konuşamayacağım zaten kelime haline, cümle haline getirince olmuyor oysa bir bilseniz ben düşüncemde dünyayı nasıl idare ediyorum aslında. sizin dünyanız da fakir geliyor bana ancak bugünkü düzende birtakım imtiyazlar sağlayabilirsiniz bana. ya geçmiş yüzyıllar... onları nasıl yaşayacağım? hayır, bütün istediklerimi yaşamaya hayatım ve sizin imkânlarınız yetmez. oysa ne kadar iyi olacaktı tabii siz anlamadıktan sonra değeri yok. benim gibi olmalı herkes. o zaman da bana haklı muamele edilmez. elbette çok şey beklediğimi biliyorum. her zaman da bekledim. her yeni tanıştığım insandan tanışır tanışmaz neler bekledim. o daha adımı öğrenmeden ben onunla ilgili hayaller kurdum, ümit etmeye başladım hemen ve o insan yanımdan bir dakika bile ayrılınca ben öyle yerlere varmıştım ki hayalimde bu ayrılmayı bir ihanet saydım. gücendim ve hayır, benimle başa çıkılmaz. beni bırak günseli. herkes için öyle hayaller kurdum ki senin için de bir kurmaya başlarsam... bak günseli düşün, beni tanıdığın kadarıyla seviyorsun. bir bilsen bilmedikl"
yazı burada kesilmişti fanzinde ve hemen sağ alt köşesinde de bold yazı karakteri ile "oğuz atay" aradaki virgülün hemen ardından italik bir yazı karakteriyke de "tutunamayanlar" yazıyordu. şimdi cümle dahi yarım kalmış ve aklıma işlemiş bir hâlde kaç gündür. sanırım bir şekilde sonuçlarını göze alıp da başlamalıyım şu kitaba...