aydınlık neyin oluyor senin
gökyüzü akraban filan mı
beni bulur bulmaz gözlerin
şimşek çakıyorum yalan mı
yüzünde yalazını gezdirdiğin
saçlarından tutuşmuş orman mı
akla ziyan bir şey elektriğin
ayışığı mavisi dudaklarından mı
o ışık zenginliği mi giyindiğin
uzay tozları mı yıldızlardan mı
elime dokunduğu an elin
güneşler açıyorum sahi ondan mı
aydınlık neyin oluyor senin
masalın camından içeri doğru sızan gözbebeklerimden bahsediyorum.
dokunabilir misin kahve koyusu yalnızlığıma ?
ya da sesimin teline vurulup, çıkarabilir misin göğüs kafesimden nefesini ?
avuç içlerim sönüyor..
socrates'in sakalına zehir katın..
beyaz tellerine kaldırın kadehlerinizi... şerefe..!
doğurulan bütün piçleri bırakın sokağa!
eflatun yaprakların damarlarından düşüyorum masalım.
bir sonbahar alışkanlığı daha sona eriyor..
mum alevinde yitiriyorum solgun benizli istasyonları..
ve seni,
üçüncü perdede asıyorlar...
yalınayak düşlerin, cam kırığı öpüşlerin ve yapışkan alışkanlıkların ortasında izliyorum olanları...
socrates'in kaderini isa'ya kopyalayın!
bütün çarmıhları yakın olvsat meydanında!
dökülen aforizmaların zehrini dikin iliklerinize!..
mavi gecenin samanyolu kesişmelerinde başlıyor aşk..
sabaha dek süren ikili sevişmeler yaşıyorum..
rüzgâra karşı ağlayan yağmurda boğuluyor düşlerim..
tut gözlerimden.. tut yoksa düşerim.
tut ellerimden.. tut yoksa ölürüm..
masalın canımdan içeri doğru sızan gözbebeklerimden bahsediyorum diyorum!
dokun kahve koyusu yalnızlığıma..
ya da sesimin teline vurulup çıkar göğüs kafesimden nefesini.
avuç içlerim yanıyor..
socrates'in sakalına zehir kattılar.
beyaz tellerine kaldırdılar kadehlerini.. şerefe ..!
doğurulan bütün piçleri bıraktılar sokağa..
eflatun yaprakların damarlarından tutundum masalım..
karlı kış'ın kapısında sayıklıyorum adını..
mum alevinde ısıtıyorum senli bekleyişlerimi..
ve seni,
dördüncü perdede öpüyorum dudaklarından..
çırılçıplak düşlerin, cam arası öpüşlerin ve kırılgan alışkanlıkların ortasında sarılıyorum saçlarına..
son perde..
pedagoji uyurken, pedagog doğar sokaklarda..
ve düş'ü asarlar masalın dar ağacında..
socrates ölür, masala aşk kalır elde avuçta...
kopyayı masaya yazmışsındır, hoca yerini değiştirir biriyle. o biri senin yerine oturur bir güzel cevaplar sorularını senin kopyalarından. sen de mal olursun. -kötü söz söylemeyeceğim-.
hani böyle sıkışmışsındır, ama öyle böyle değil. koşar adımlarla gidersin tuvalete. tuvaletin kapısını bile açmakta zorlanıyorsundur, pantolonu donu son anda indirip oturursun tuvalete, işersin. hatta o an bir titreme gelir ya rahatlamanın etkisiyle.
- khaladmir2008 (4 months ago) : barış abinin programına katılma şerefine nail olan adam olacak çocuklardan biri idim,bana hergün dişlerini fırçala demişti...
ben şimdi 30 yaşında adam oldum barış abi,ama sen yoksun......
- muratt (3 months ago) : yuh 30 yasinami geldin lan kazik kadar olmussun *