Anthony Burgess'in A Clockwork Orange kitabında kullandığı genellikle rusca kökenli sözcüklerin ingilizceyle harmanlanması sonucu ortaya çıkarılmış bir nevi argo. Burgess , bu kırma dili kitabında kullanırken alex'in kendini ifade etmesini bu ekstra kelimeleri kullanarak yapmıştır. yani tamamiyle bu dil kullanarak dialoglar kurulmaz.
Bir kaç örnek kelime;
çoğu kişi tarafından hiperbolik paraboloid pek bilinen bir şekil değildir. mimaride kullanımı yaygındır ve estetik duruşuyla ilgi çekicidir. maximum ve minimum noktaları olan quadric yani ikinci dereceden , çift yüzeye sahip üç boyutlu bir fonksiyondur.
2004 yılında çıkan john frusciante albümüne ismini veren, albümün 12.ci parçası. john'ın sesini nasıl kullabildiği ve solo albümlerinin devamının gelmesinin ne kadar gerekli olduğunu anlayabilmek mümkün.
--şarkıdan bir kesit spoileri--
...
And have you seen
How they run
Out of gas
They beat the pain
They sing in the rain
Endless and formless
They fly to the end
And back to the
Beginning again
.....
--şarkıdan bir kesit spoileri--
gecelerin adamı olarak kendini tanıtan bir maganda, barda,cafede herhangi bir açık hava ortamında size bu cümleyi sarfedebilir. aman kaçınınız. ya da "sana bir takarım..." sözüyle başlayan özlü atasözlerimizden biri dile getirebilirsiniz.
duz vites verdiği haz ve gaz apayrı bir olaydır. hele bi de devir sayısı düşükken attığınızda arabanın çıkardığı ses sizi tatmin edecek kadar olur. ama otomatik de ise siz devir ile ilgili hiç bişey yapamazsınız arabanın belirlediği devire genellikle 5000 6000 rpm devirde bir vites atar, bu da araba sürüş zevkinizi sıfıra indirir. böyle mal gibi gaza basıp frene basarınız başka bi bok yiyimezsiniz o arabada. ama sürüş kolaylığı sağladığı için ileri düzeyde iyi sürücülerin bile kullandıgı vitesdir artıkın. ya da siz en iyisi alın bi triptonik vitesli araba al sana mükemmel ikili.
sabit hızla yaptığı hareketlerle karizmasından bir şey eksiltmeden direksiyonun başında gururlu oturur bu şöförler. eğer bir sorununuz olurda soru sorarsanız gözlüklerin verdiği gizem ve güvenle, sezai aydin tonuyla yavaş yavaş kendinden emin bir şekilde "EVET! GEÇER!! GEÇER!! ORDAN DA GEÇER!" diyerek sizi mest eder. ayrıca gözlükler mütamadiyen kalır gözünde çıkarmaz. çünkü artık bünye gözlüklerle kaynaşmış, kanka olmuş onu terkedememiş sonunda onun esiri olarak bağımlı hale gelmiştir.
yapılan,yapanı görünce de tiksindiğim başlıklar. ironi yapacağım diye kıçını yırtanlar mı desem, olmayacak şeylere olura getirenleri mi desem...en iyisi hiç demiyim de açmıyım bayramlık ağazımı,kaçırmıyım tadımı gerçi kaçtı kaçacağı kadar da akşam akşam.
çoğunluğun cevabının "bi bok yapmadım!Yapmam mı gerekiyor?" olacağından gariban kutup ayıları geleceğe umutla bakamayacak, foklarım, penguenlerim yerini beğenmiyip göç edecek, kaybolup jawslara yem olacak. peki ne olacak bu işin sonu?... *. *. *
dove'ın yürekten desteklediğim kampanyası. güzellik anlayışınızı, o resimlerini odalarınıza astığınız, bilgisayarlarınıza arkaplan yaptığınız güzel diye tanımladığınız mankenlerin, şarkıcaların aslında nasıl güzelliğinin bize dayatılan bazı kriterler ya da bilinçaltımıza yerleştirilen güzel anlayışının ne kadar yanlış olduğunu aslında güzelliğin göreceliği bir kavram olduğunu hatırlatan bir reklamla kampanyasi dikkat çekici hale getirmiş. reklam çok etkileyici zaten reklamı görünce işte bu dedim. bence herkes doğal olmalı ama bu güzellik piyasasının işine gelmediği için siz yine boyanın öyle gezin diğer koyunlardan farkınız olmasın ne derlerse onu giyin onu takın.
her ile bir sozlük verelim adanasozluk,karssozluk,artvinsozluk diye yeni sözlükler çıkmasın bizi de boğmasın. yani herkes piyasada kendi işinin patronu olursa nerden bulacaksın yazarı. biz türk'ler her şeyin bokunu çıkardığımız için misal 20 msn adresi almak, her siteye üye olmak, bilmem kaç mail adresi sahibi olup maillerin bırak şifresini kullanıcı adını hatırlamamak gibi aksiyonlara giriyorsak her il'e de bir sözlük gayet mantlıklı. cem uzan iktidara gelirse kesin yapar. biz de sonsuza dek mutlu yaşarız.
ülkemizde 13 nisan 2007'de gösterime girecek olan romantik-komedi film. Diane Keaton ile Mandy Moore başı çektikleri film. sadece Lauren Graham içinde gidilebilir, dvd'si alınabilir.
artık alışılmış karekterden karektere gireceği,102 dakikalık, Eddie Murphy klasiği olmaya aday film. bu sefer Norbit,Rasputia,Mr. Wong adında kişileri canlandıracak.
Steve Carell, Morgan Freeman, Lauren Graham başrollerinde olduğu tamamlanmış ve yakında vizyona girecek film. 2003 yılında yapılan bruce almighty tam olarak devamı olmadığını anlatmak için de jim carrey'e bu sefer rol verilmemiş. ama bu serinin devam edeceği 3-4 gelmesi muhtemelmiş. ama işte bunun gibi tam devam filmi değilde yeni senaryolarla yapılacak ilk film tadında olacakmış... merakla vizyona ya da limewire düşmesini bekliyoruz.
ülkemizde banka mağduru çok olan ve sanal suçlara karşı nerdeyse hiç bir şey yapılamaması sonucunda oluşan topluluğa bilgi vermek ve yardım etmek amacıyla kurulmuş dernek.
ulaşmak için: http://www.sanalbankamagdurlari.com/
10 dakika boyunca sıra sıra iğrenç espiriler yaparken, bundan zevk alan, şaşkın bir ifadesi olan bir insan evladı. sonuç reklam ikinci kez izlenmez. izleyenin de yanından kaçılır, çünkü bu espirileri üzerinizde denemesi muhtemeldir.
herkesin birine benzeyip benzemediğini iddia etmesi, bunun sonucunda suni farklılıklar çıkması. yok ben ispanyolum, ben museviyim , ben kürdüm , ben hristiyanım. bizim ülkemizde ise en çok düşülen hata insanları dinine veyahutta etnik kökenine göre sınıflandırmak, sonrasında bize sunulan önyargıyla onları bir kalıba sığdırmak. dinsiz olan da insan olmayan da. niye bu kadar aptalca ve umarsızca ayrımlar yapılıyor bu kişilerin önüne bazı engeller konuluyor. sen bizden değilsincilik nedir ya! herkes illa bir cemiyetle ya da bir cemaatle mi yaşaması gerikiyor. insan sosyal bir varlıktır, tabi ki bir toplum içinde yaşaması lazımdır ama fark gözetmeksizin, ama adelet içinde. bir insanı etiketlemeye çalışırsanız siz zararlı çıkarsınız... ama bu, insan yaşadığı sürece olacağı için bunların değişmesi ütopik bir düşünce tarzı olur. ama farkındalık biraz olsun değiştirmeye yardımcı olur.
moby ağızlara pelesenk olan şarkısı. Gone In 60 Seconds filminin başlangıcında çalar. sonra bu şarkıyı indirirsiniz. öyle yayık yayık "bring sally up , bring sally down .." diye söylersiniz. mutemadiyen söylerseniz , biri size "Kes lan!!" ve türevi şeklinde kayabilir.
madeleine peyroux'un half the perfect world albümünde ki şarkısı.bluuue aleertt diyişi içime sıcak çikolata dökülüşü gibi bir his verir.boğaz yanmasının hemen geçmediği bu şarkının da etkisi hemen geçmez.kalır. kalması sizi mutlu eder. çünkü tatlı bir acıdır.
There's perfume burning in the air
Bits of beauty everywhere
Shrapnel flying, soldier hit the dirt
She comes so close
You feel her then
She tells you No and No again
Your lip is cut on the edge of her pleated skirt
Blue Alert
Visions of her drawing near
Arise, abide, and disappear
You try to slow it down
It doesn't work
It's just another night I guess
All tangled up in nakedness
You even touch yourself
You're such a flirt
Blue Alert
You know how nights like this begin
The kind of knot your heart gets in
Any way you turn is going to hurt
There's perfume burning in the air
Bits of beauty everywhere
Shrapnel flying, soldier hit the dirt
Blue Alert
She breaks the rules so you can see
She's wilder than you'll ever be
You talk religion but she won't convert
Her body's twenty stories high
You try to look away, you try
But all you want to do is get there first
Blue Alert
You know how nights like this begin
The kind of knot your heart gets in
Any way you turn is going to hurt
There's perfume burning in the air
Bits of beauty everywhere
Shrapnel flying, soldier hit the dirt
Blue Alert
Blue Alert
madeleine peyroux'un '06 yılında çıkarttığı 3.albümü.12 şarkıdan oluşur.akustik gitarlı kısımları kendi çalmıştır.her şarkı bir birinden güzeldir.official sitesinden hepsi dinlenebilir.ama benim favorim blue alert'dir.ayrıca otoriteler bu albüm için madeleine'ne "işte bu olmuş" demiştir.o'da "saolun, daha iyisini yapacam" demiştir. http://www.madeleinepeyroux.com/
ders seçimi haftasinda eğer üniversite harcınızı yatırmazsanız karşınıza gelecek, hem de hönk diye gelecek cümle.bu ülkenin üniversitesi bile "önce" para diyor be kardeşim.. para her yerde konuşur mu? evet konuşur. parası olmayan bu ülkede bi bok yiyemez.*
the cardigans son albümü. 13 şarkıdan oluşan bir albüm. çıkış şarkıları "I Need Some Fine Wine And You You Need To Be Nicer" dır.albümdeki şarkılar birbirleriyle uyumlu ve hoş olmuş.başucu yapılası türden yani.
bazı bazı çıkan , sözlüğe biraz erotik hava katan oltamı attım bekliyorum diyenlerin reklamı. garanti arkadaşmıs slogan. çok yanlızım be sözlük , sözlük bana karı bul allahsız , sözlükten hatun kaldıramadım diyenler işte fırsat. çünkü bu garantiarkadaş.işte yeni bir sözlük hizmeti. yeme de yanında yat ama uyuma.
oyun kurucunun ya da gardlardan birinin önderliğinde hızlı hucüma çıkılırken, topa sahip olan oyuncunun
beklenmedik anda attığı pas, fast break'e gelen hucüm oyuncusunun poposuna, kafasına gelmesiyle topun rakip
takıma geçmesinin sonucu ansızın ve bir o kadar beklenmedik yediği hucümla dumur olunması durumudur. fast break yiyen takımın coach'u bir mola alır, alayına kayar..
bir kanal gorevlisi elinde mikrofonla yoldan geçen vatandaştan gözüne kestirdiğini yanına alarak belli bir konu hakkında sorular sorarken arkadan kafayı maymun gibi uzatan vatandasdir. eğer maç bitimi bir roportaji ise arkadan bazısı belli el kol hareketleri yaparken bazısı ise "vaaheyeeel.nassı godukkk.5!!5!!" diye bağırır. ama genellikle yapılan eylem meraklı bakışlarla bakıp olayı bir malak gibi izlemek ya da el sallayıp telefonda selam söylemesidir.