Henüz 2-3 parçasını* dinlemiş olduğum halde, bana joe satriani'yi hatırlatan gitar virtüözü. Satriani'nin fırlama versiyonu gibi; çeşitlilik*, yetenek ve *gitar tekniği açısından ayırt etmek pek kolay değil.*
güzide ülkemiz türkiye'de olmayandır. en basit tartışmaları* hızlı bir şekilde kavgalara dönüştüren aziz halkımızdan bunu beklemek haksızlıktır, kabul edilemezdir zaten. Neyse; yazıyı uzatıp sizleri daha fazla tutmayayım, gidin youtube'da video altlarında ve bilumum sözlüklerde birbirinize küfür etmeye ve birbirinizi yemeye bakın. haydi, hayırlı işler.
klasik cami mimarisinden farklı, daha modern görünüme sahiptir. cuma namazlarına bu camiye gidilmemesi tavsiye olunur, zira 2 (iki) araç dolusu korumayla gelen tip var. Bitmedi! kapılara polisler dikiliyor, sizi belli bir kapıya yönlendiriyor ve üstünüzü arıyorlar. huzurunuzu bozarak, cuma namazını asabiyet ile kılmanız için her şeyi yapıyorlar.
* son zamanların en iyi filmlerinden biridir. Mutlaka izlenilmesi gereken filmler kategorisindedir. müzikleriyle*, oyunculuklarıyla*****, özel efektleriyle, kısacası; her şeyiyle harika bir film olmuş. Tabii, sağlam kafayla gitmek lazım bu filme, yoksa izleyip hiçbir halt anlamamak da mümkün. christopher nolan'a sevgilerimi ve saygılarımı iletiyorum, her yerinden öpüyorum.
"dünyadaki ruhlar kadar tanrı'ya giden yol vardır" giriş cümlesiyle en başından insanı kendine bağlayan muhteşem filmdir. filmi izlerken bir yandan da soundtrack'inin indirilmesinde fayda vardır.*
yanlış uygulama yapan belediyedir. oruç dini olduğu kadar kişisel bir vecibedir, hemen tüm ibadetler gibi. Kısacası; bireyi ilgilendiren bir durumdur. Adam islam'a inanmıyorsa, ki inanmamakta da serbesttir, ramazan geldi diye adamı sıkıştırmanın bir manası yok.
Ben mi? ben mümkün mertebe tutmaya çalışırım, fakat tutmayan arkadaşların yemek masasına oturup sohbet de ederim, "zındıklar, kafirler, insafsızlar" diye de düşünmem adamlar hakkında. Hem orucu ne kadar zor şartlarda tutuyorsan, o kadar iyi değil midir birader? E, o zaman ne diye sağa sola bulaşıyorsun? Bence sen hiçbir şey düşünme iftara kadar, orucunu aç, açlıktan kaynaklanan asabiyetin geçtikten sonra sağ salim kafayla düşün bunları.
üzerinde fazla durulmaması gereken olaydır. insan bu; hüzünlenir ağlar, neşelenir güler. başbakan dediğin de insan sonuçta, ağlamış. sahte veya suni olduğunu tartışmanın bir anlamı yok, adamın içini bilemiyorsun. bu durumlarda hüsnü zan daha iyidir. "şehitlere ağlamadı" diyenlere de aynısını öneririm; adamı gece gündüz kameraya çekmiyorlar, ya evinde ağlıyorsa veya içi kan ağlıyorsa? Bu ihtimalleri de düşünmek lazım.
farzedelim gözyaşları sahte, referandumda daha fazla evet oyu için yapıyor bunu veya yaklaşan seçimler için biraz daha uzun vadede. yanlış diyeceksin, "cık"layacaksın, kınayacaksın; güzel de, türkiye'nin siyasi tarihinde kaç tane dürüst adam vardır? bir iki tane. hem siyaset dediğin kirli oyunlar değil mi, hile ve düzenbazlık gırla. "adam oy için ağlıyor" diyen tayfaya sorulması gereken sorular var; devlet bahçeliapo hususunda konuştuğu sırada "asamıyorsan al sana ip" diye urgan atması ne kadar samimidir, kemal kılıçdaroğlu'nun doğuya gidip siperde "ben çömelmem" diye ayakta durması ne kadar samimidir? hadi buyrun, böyle sorduğum an yemeyeceğim küfür kalmaz, değil mi? akp yandaşı, göbeğini kaşıyan adam damgaları vurmazlar mı bana? Halbuki, ne akp'ye oy vermişliğim-desteklemişliğim var, ne de erdoğan'a içten bir sevgim. yine de yaparlar.
son söz olarak şunu tekrarlayacağım; hüsnü zan arkadaşlar.
not: devlet bahçeli ve kemal kılıçdaroğlu sadece örnek için kullanılmıştır, adamların içini bilmediğim için bir yargıya varmadım, varmıyorum.
edit: 2. paragrafın son 3-4 cümlesindeki düşüncelerimi haklı çıkardığınız için teşekkürler. keşke mesaj da atsalardı, diyalog güzeldir. imla.
call of juarez'de adı reverend ray olarak geçen, karizmatik oyun karakteridir. fanatizm derecesinde dindardır. Tanrı'nın hükmünü çiğneyen insanlara merhamet etmez ve gözünü kırpmadan öldürür. acımasızlığının ve aşırı dindarlığının sebebini ikinci oyunda* öğrenebiliyoruz.
olmayan gerçektir. bir dilin gereksizliğini dile getirmek asıl gereksiz olandır. böyle bir görüş tüm dünyada egemen olsa, konuşacak dil kalmayacaktı. "mis gibi türkçe varken, kürtçe niye" zihniyeti, neden ikisinin beraber kullanılmasına karşı, anlayamıyorum. "kulaklarımı tırmalıyor, çok kaba bir dil efenim" diyorsun, iyi de güzel kardeşim; bir çince'ye, bir almanca'ya, ibranice'ye neden aynılarını söyleyemiyorsun?** seni irrite etmesinin sebebi, çok büyük ihtimalle, o dili anlayamamandır. bunun ardından da "ulan anama bacıma mı sövüyorlar, n'apıyorlar" diye paranoyakça düşüncelere kapılınca, iyice perçinlersin rahatsızlığını. ayrıca; özgürlüğüne düşkün bir millet olup, başkalarının temel özgürlüğüne bu denli düşman olmanın hiçbir mantığı yoktur.