bad trip
1110 (öncelikli)
altıncı nesil yazar 6 takipçi 106.70 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    nabıyonuz lan keraneciler

    1.
  1. yazim yanlisi iceren sorudur. onun geregi 'keranacılar' olmali.
    1 ...
  2. her elektro gitar çalanı satanist sanmak

    ?.
  3. hicbir donem revacta olmayan eylemdir. 1990larin sonu, 2000lerin basinda dahi, siyah giyene bile satanist dendigi oldu da gitar calana olmadi lan. guncelleyin kafayi.
    0 ...
  4. cennet için karsını siktirecek adam

    ?.
  5. cennet icin kendini şeyttirenler vardi zamaninda. hem oyle misir'a kadar gitmeye de gerek yok. seyh seyi operlerdi cennete dusucez diye. neresiydi, turkiye mi?
    0 ...
  6. helal brad pitt

    1.
  7. arap kadinlarinin turk dizilerine olan bitmek tukenmek bilmeyen ilgisine gondermede bukunan erkeklerdir. ne bileyim bir tatlitug olur, bir imirzalioglu olur. ha helaline niye ihtiyac duydular derseniz, onu da kendilerine sorun. her seyi biz mi soylicez?
    1 ...
  8. kızların erkekleri cüzdan olarak görmeleri

    1.
  9. erkeklerin kizlari 'am' olarak gormelerinin yaninda hicbir seydir. artistlik yapmayin.
    3 ...
  10. feneye demir girdi çelik çıktı

    ?.
  11. ay cok tatliaaa denilesi soz. cok mu dusundun canim?
    1 ...
  12. sevgilisi tarafından dayak yiyen kız

    1.
  13. muhakkak ki cumle kurmayi biliyordur.
    1 ...
  14. opeth grubunun psikolojiyi etkilediği gerçeği

    1.
  15. 2008 senesinde kendilerinin konser verdigi esnada park orman'in yarisinin milli mac izlemesinde kendini gostermis gerceklik. ben de mac izleyecek yer bulamayip, mp3 playerdan annihilator dinliyordum. o derece bozdu psikolojimizi.
    0 ...
  16. sevişirken hiç utanmayan kız

    1.
  17. utanmasi durumunda kendisine kezban nitelendirmesinde bulunulacak kizdir. oysa ki erkeklerimiz sevisirken elleriyle gozlerini kapatirlar, isigi da yuzlerinin kizardigi belli olmasin diye sondururler. ogrenin bunlari.
    3 ...
  18. had of the penis

    1.
  19. head olmasin o? hem terbiyesiz, hem cahil ayol.
    1 ...
  20. 14 şubatta hediye beklemeyen kız

    1.
  21. genetiğiyle oynanmış kızdır.

    benim sevdiğim adam pek takılmazdı böyle şeylere. öküz bir adam da değildi ama. yani biraz öküzdü, her erkek kadar. ama severdi beni, bilirdim. o yüzden böyle şeyler beklemezdim hiç.

    alıştırıldım. eğer birgün karşımda bir adam olursa, muhtemelen yine beklemeyeceğim.

    hayat...
    0 ...
  22. tayyip erdoğan türkiye nin nelson mandela sıdır

    1.
  23. doğrudur. ben nasıl ki türkiye'nin bir brad pitt'i bir angelina jolie'siysem o da tabii ki öyledir.

    bir de, mazlum kim ben anlamadım lan.
    1 ...
  24. sarışınım sarıyım güvercin gibi karıyım

    1.
  25. birkaç sene önce itirazım var isimli programda, bir ablamızın kendini tasvir ederken sarf ettiği cümle.

    bir annemiz vardır, oğlu kendinden yaşça büyük bir kadınla evlenmek istemekte fakat annemiz karşı çıkmaktadır. konuklar arasında da daha önce böyle bir evlilik geçirmiş fakat boşanmış bir ablamız vardır. olayın karşı çıkılacak bir şey olmadığını anlatmaya çalışıyordur. annemiz ikna olmaz. der ki,

    anne: bakın ben olamayacağını söylüyorum. siz çok da güzel olur diyorsunuz fakat boşanmışsınız, demek ki yanlış giden bir şeyler varmış.
    abla: bıdıbıdıbıdı bırbırbırbır
    anne: her neyse, bence bu iş olmaz. hanımefendi de mutlu olamamış. zaten şişman bi' bayan * * * *
    abla: hanııııım hanım, lafını bil! sarışınım sarıyım güvercin gibi karıyım!

    asıl ilginç olan sözü sarf eden ablamızın başının örtülü, örtünün altından görünen saçların da siyah olmasıdır. bambaşkaymışsın diyor, ablamıza hayatında başarılar diliyoruz. bu arada evet, izledim bunları ben.
    1 ...
  26. öpüşmeyi unutmak

    1.
  27. imkansızdır, çünkü öpüşmek içgüdüseldir.
    2 ...
  28. dry country

    1.
  29. harika sözleriyle insanı alıp götüren bon jovi şarkısı. keep the faith albümünden.

    across the border they turn
    water into wine
    some say it's the devil's blood
    they're squeezing from the vine
    some say it's a saviour
    in these hard and desperate times
    for me it helps me to forget
    that we're just born to die

    i came here like so many did
    to find the better life
    to find my piece of easy street
    to finally be alive
    and i know nothing good comes easy
    and all good things take some time
    i made my bed i'll lie in it
    to die in it's the crime

    you can't help but prosper
    where the streets are paved with gold
    they say the oil wells ran deeper here
    than anybody's known
    i packed up on my wife and kid
    and left them back at home

    now there's nothing in this paydirt
    the ghosts are all i know
    now the oil's gone
    the money's gone
    and the jobs are gone
    still we're hangin' on

    down in dry county
    they're swimming in the sand
    praying for some holy water
    to wash the sins from off our hand
    here in dry county
    the promise has run dry
    where nobody cries
    and no one's getting out of here alive

    in the blessed name of jesus
    i heard a preacher say
    that we are god's children
    and he'd be back someday
    and i hoped that he knew
    something as he drank his cup of wine
    i didn't have too good of a feeling
    as i head out to the night

    i cursed the sky to open
    i begged the clouds for rain
    i prayed to god for water
    for this burning in my veins
    it was like my soul's on fire
    and i had to watch the flames
    all my dreams went up in ashes
    and my future blew away

    now the oil's gone
    and the money's gone
    and the jobs are gone
    still we're hangin' on

    down in dry county
    they're swimming in the sand
    praying for some holy water
    to wash the sins from off our hand
    here in dry county
    the promise has run dry
    where nobody cries
    and no one's getting out of here alive

    men spend their whole lives
    waiting praying for their big reward
    but it seems sometimes
    the payoff leaves you feeling
    like a dirty whore
    if i could choose the way i'll die
    make it by the gun or knife
    'cause the other way there's too much pain
    night after night after night

    down in dry county
    they're swimming in the sand
    praying for some holy water
    to wash the sins from off our hand
    here in dry county
    the promise has run dry
    where nobody cries
    and no one's getting out of here alive
    0 ...
  30. elvan dalton un uuser olması

    1.
  31. her gece saat 00:00 itibariyle sözlüğün libidosunu coşturacak durumdur.

    gerek "açın gızlar arayı salıyom gobrayı", gerekse "boru sana girmiş çalışıyor" gibi sözlerle, sözlük yazarlarını tahrik edecek, galeyana getirecektir. hatta kim bilir, az daha uğraşırsa sözlükten hatun bile kaldırabilir.

    korkuyorum.
    2 ...
  32. melih gökçek ve nazlı yar arasındaki bağlantı

    ?.
  33. melih gökçek'in ayrılınmak istemeyen bir sevdicek gibi "gidiyorum gidiyorum, maalesef yine gidemedim" tavrında ankara halkından kopamayışını özetleyen bağlantıdır. sonucunda insanın yüzünde güller açtırır. her ne kadar başka rakipleri olsa da, o, asla vazgeçilmeyecek olandır. gönüllerin şampiyonudur. tıpkı eğlenilecek, evlenilecek ayrımı gibi; ankara halkı da belki başka başkanlara bakar, onlara göz kırpar, cilve yapar, ama kalbinin asıl sahibi her zaman odur. sonuçta insan gezmek istediği zaman birçok şehir bulabilir ama her yerde yaşayamaz. tıpkı bir sevgiliye yaklaşır gibi yaklaşır melih başkanıma. sana son sözüm nazlı yarim;

    gelen giden değişmez gerçek bir numara hep sensin sen, yeni değil bu hep böyleydi, bir numaram tek tercihim!
    2 ...
  34. melih gökçek in içindeki splinter usta

    1.
  35. ankara halkına dört dönemdir kah umut veren sevgili edasıyla gülümseyen, kah seven sikilir siken sevilir mantığıyla acılar çektirip, ardından gel lan gel dercesine kollarını açıp koşan, kah diktirdiği elektrik direklerini götümüze sokma şevkiyle bizlere zulüm eden, kah keçiören bağrında "topraamsın" diyerek kendini affettirircesine ellerimizi sıkıp sırtımızı okşayan -evet sıvazlayan değil- melih gökçek'in; "ben ankara'nın her şeyiyim, neden splinter ustası da olmayayım" diyerek; ileriki susuzlukta patlatacağı su boruları arasında splinter usta misali gezinmesidir.

    http://2.bp.blogspot.com/...tfdqYA/s400/melihboru.jpg

    yüce başkanıma burdan seslenmek istiyorum; her şey yalan gerçek sensin, gelirse dert senden gelsin.
    9 ...
  36. misafirliğe yemeğiyle giden insan

    ?.
  37. geçtiğimiz yıl yaşadığım bir aile faciasından sonra, her misafirin yapmasını umduğum şeydir.

    her şey başka bir şehirde yaşamakta olan ve yeni evlenen kuzenimin, gelin hanımın ailesi ile birlikte akşam yemeğine geleceğini haber vermesiyle başladı. annem tabii, kadıncağız durur mu? ne dolmalar, ne sarmalar, ne zeytinyağlılar ohooo...

    gelmeleri gereken vakte birkaç saat kala, annem bütün hazırlığını tamamlamış iken, kuzenim arayıp kaynanasının (evet normalde kayınvalidesinin derdim ama o kadın yüzünden yaşananlardan sonra kaynana demeyi uygun gördüm) rahatsızlandığını ve gelemeyeceklerini belirtip özür diledi. "e tamam, ne yapalım, geçmiş olsun" demişti annem, ama suratındaki ifade daha farklı şeylerden bahsediyordu. annem, resmen gözleriyle ".mına koim, boşuna mı uğraştık lan o kadar" diyordu, bir türlü gizleyemiyordu bu ifadeyi.

    neticede yemek bize kaldı. sofrada babam, o kavgada söylenmeyecek, üçüncü dünya savaşı sebebi lafı etti yemeğimizi yerken: "keşke sadece misafir geldiği zaman değil de normalde de böyle sofralarda yemek yesek."

    oha baba. oha. annemi tanımıyormuş gibi. ardından şöyle bir diyalog yaşandı;

    anne: ne yani normalde yemek yapmıyor muyum ben?
    baba: yok olur mu öyle şey? yapıyorsun tabii de, böyle daha bir özenli oluyor.
    anne: hmm özensiz yemek yapıyorum yani!
    baba: yahu yok, yani özensiz olur mu?! ama sofrada bolluk güzel oluyor.
    anne: az çeşit mi yapıyorum?
    baba: yav ben şimdi öyle bir şey mi dedim?
    anne: demedin mi?
    baba: demedim!
    anne: kızım sen söyle allah aşkına; dedi mi, demedi mi?
    ben: eoo, size afiyet olsun!!! *
    içeriden duyduğum kadarıyla annem hala söyleniyordu, "iyi iyi, böyle zamanlrda belli oluyor tabii. ben doyurmuyorum sizin karnınızı. aç kalıyorsunuz bu evde ... bıdı bıdı... bıdı bıdı..."

    bundan sonra yemek falan yapmıyoruz misafire. kendiniz getirin ulan!? yuvamız dağılıyordu az daha sizin yüzünüzden!
    2 ...
  38. aşk var ya

    16.
  39. sözleri süper şarkıdır. düşündürür kimi zaman;

    "geçen yılların ardından değişen bir şey olmadan
    içimizdeki aşk solmadan neden bu korku neden bu gözyaşı..."

    öyle olur genelde. korku duyduğumuz anlar, aslında en cesur olmamız gereken anlardır; ama o anlarda içimizdeki aşkın solduğu zaman zaten korkacak bir şeyler kalmadığını anlayamayız işte.

    ama nettir de;

    "aşk dediğin büyük yalan
    yalan var ya...".
    3 ...
  40. alışmak

    23.
  41. dünya üzerinde yaşanabilecek en berbat, en buruk histir. olayı romantizm ile güzelleştirmeye çalışan pollyannaları kesinlikle anlamıyorum ve anlamayacağım.

    onlardan biri olmayı her şeyden çok isterdim, o ayrı.

    bir insana alışmak çoğu zaman o insanın karşısında elin kolun bağlı öylece bakakalmaktır. korkmaktır, endişelenmektir. bu alışkanlık o kadar burkar ki insanın içini, ne kadar kırılırsan kırıl, ki aslında sanılanın aksine bir kadının acizlikten ziyade en tehlikeli anıdır bu, susarsın. ne kadar incinirsen incin endişelenirsin sana arkasını dönmesinden. ayrılığın yaratacağı sancıdan hiç bahsetmiyorum bile, o çok derinlerde bir yerde içini kavurur durur öylece.

    inançsız da hissetsen, değersiz de hissetsen, hatta ileri gidip sevilmediğini düşünsen bile hep gülmeye çalışırsın. çünkü günün sonunda erkek yine erkektir, asık surata gelemez, omzunda ağlanması sorumluluktur, yüklenemez; ama kadın da kadındır, ağlayacaksa engelleyemez. hissettiklerini içine atmaktır bu yüzden alışmak. belki bir yerde samimiyetsizdir ama yaşadıklarını göstersen kaybedeceksindir, bilirsin.

    alışmak samimiyetsizleştirir, hissizleştirir, korkaklaştırır. sindirir seni. ağlatır alışkanlık. asla göstermemelisin gözyaşlarını. farkındasındır ama elinde değildir. ağladıkça kendinden nefret edersin seni bu kadar güçsüzleştirdiği halde bunu engelleyemediğin için. zaman gelir sevdiğini söylemekten bile çekinirsin. zor gelir, çünkü sinmişliğinden karşındaki insanın gözlerine bile bakamazsın. korkarsın yine ok gibi saplanacağından. yüzünü görmek istemezsin çünkü bilirsin gülüşünün aklını çeleceğini. ama yine bakarsın o göze ve yine görürsün o yüzü çünkü alışmışsındır ve onlar olmadan yapamacağının farkındasındır. izin verirsin kendine o etkiye giresin yine diye. sonra bir kez daha nefret edersin kendinden çünkü bu böyle gittikçe her şeyden önce kendinin biteceğinden eminsindir.

    alışkanlık bu yüzden yorar bu yüzden yaralar; engelleyemezsin. sigaranın boktan dumanına bile alışabiliyorken, bir insana, bir erkeğe, bir kadına alışmamak için kendiini kontrol edemezsin. ölen balığın bile arkasından üzülürken, kaldıramazsın bir insanı öylece seni arkasında bırakıp gidişini, bu yüzden alışmak istemezsin. zordur çünkü sabah uyandığında onun sesini bir daha duymayacağını bilmek. bir daha sana bakmayacağını, bir daha sana gülmeyeceğini kabullenemeyeşin yine ona alıştığın içindir.

    bu belki bir ölümdür, belki elde olmayan bir terk ediş, belki hiç ardına bakmadan öylece çekip gidiş. kolaydır bir insana alışmak ama sonuçları insanı burkar, kırar, incitir. kaldıramazsın. bilhassa kadın hassasiyetinin taşıyamayacağı bir yüktür bu. ya da ben çok güçsüz bir kadınım, bilmiyorum. zor biter alışkanlık. sevmesen de ararsın, hissetmek istersin. içindedir çünklü. sesinin kulaklarında uğuldayacağını bile bile nasıl bakabilirsin ardından? kafanı çevirmeden nasıl izleyebilirsin öylece?

    sonuçlarını kaldıramayacağını bile bile bu yükün altına girdiğin için sinsidir bir insana alışmak. bu yüzden bu kadar yorar. bu yüzden bu kadar değersiz hissettirir. kimse aşktan ölmez ama sevilen kişi bütün bunlara değecekse hiç kimse de ona alışmaktan çekinmez. bu yüzden sinsidir işte alışmak.
    4 ...
  42. eurovizyonda puan alınamayan ülkeleri işgal etmek

    ?.
  43. ordunun başına bülend özveren'in getirilmesiyle mümkünleşebilecek durumdur. ben bugün o ışığı gördüm onda.
    4 ...
  44. iğrenç diyaloglar

    52.
  45. annemle aramda geçen diyalogların büyük çoğunludur.

    annem: aaa israil bize bir puan vermedi.
    ben: ee ne alaka?
    annem: sen adama çemkir van münüt van münüt diye. ben olsam bir puan verirdim.
    ben: tamam

    (bkz: allahım sana geliyorum)
    3 ...
  46. eurovision a ben katılayım kampanyası

    ?.
  47. kazanılamayan eurovision sonrası her bireyin yakarışıdır. kendim için söylüyorsam namerdim.

    ama teklif gelirse de değerlendiririm canım, bi düşünürüm yani.
    1 ...
  48. ankara soğuğu

    1.
  49. * beyin uyuşturandır. şöyle ki;

    ankara soğuğunun götümüzü dondurmasına bizden başka aldırış edenin olmayışı, beklediğimiz dolmuşun kırk saat boyunca gelmemesi sonucunda saldığımız köklerin de donmasından ve artık hareket edemeyecek raddeye gelmemizden belliydi.

    arkadaşım billur ile dershaneden çıkmıştık. soğuk havalarda burundan süzülen sümük bile bizi terk etmişti artık, çünkü o da donmuştu. ve sonunda yıldız dolmuşunun bize doğru yaklaştığını fark edip çılgın atmamak için kendimizi zor tuttuk.

    dolmuşa bindik. az biraz erimeye başlamıştık artık. sonra dolmuşun sağ tarafa dönmesi gereken yerden sol tarafa döndüğünü gördük. ve arkadaşım billur bombayı patlattı.

    "lan bu dolmuş yanlış yere gidiyo!!!!"

    kesinlikle haklıydı. 40 dakika boyunca o karda buzda, donmuş göt ve sümüğümüzle yanlış durakta bekliyor olamazdık; çünkü bu, dolmuştan yarı yolda inmemiz, daha henüz buzları yeni çözülen götümüzün tekrar donması ve o donuk götle bir 40 dakika daha beklememiz demekti.

    dolmuşçu, "oyak dolmuşu bu ablağğ!" dedi bize azarlar bir ses tonuyla. "hıığğğğ" dedim, "inelim o halde biz". sağa çekti. indik. yaklaşık 15 dakika kadardır bekliyorduk ki, ufukta yeni bir dolmuş göremeyince ve ilk kez boş bir taksi görünce kendimizi taksiye attık. gerisi teferruat.

    o gün anladık ki, ankara soğuğu götün yanı sıra beyin denen boku da donduruyor. evlerden ırak...
    31 ...
  50. televizyona çıkmak

    9.
  51. kimi zaman utanç verici bir durumdur. nedenini şimdi anlayacaksınız...

    sene 2001 veya 2002 olması lazım. karşı cinsten çok yakın bir arkadaşımla güvenpark'ta yürüyoruz. bir kalabalığın yakınından geçtik, bakmak istedik falan ama "boşver kavga falan vardır belki" diye tırsıp vazgeçtik. sonra o kalabalıktan bir adam elinde mikrofonla üzerimize doğru koşmaya başladı. "la noliy" diye düşündüm, ikimiz de şok olmuştuk resmen. sonra baktım ben bu adamı tanıyorum; "aaa burak, freddie mercury'ye benzeyen dişlek şovaber muhabiriiii" dedim yavşak yavşak. adam anlamayan gözlerle bize bakıyordu ki arkadaşım "buyrun ne vardı?" diyerek bu ritüele bir son verdi.

    adam anlatmaya başladı: yeni bir yasa çıkacak, yasaya göre artık erkeklere laf atan bayanlar da erkeğin şikayetçi olması halinde davalık olabilir. * biz de haberlerde kullanmak için bunu canlandırabilecek iki kişi arıyoruz ama millet yanaşmıyor" falan diyerek lafı "yapın bi kıyak be"ye getirdi.

    biz arkadaşımla yok olmaz falan demiştik fakat kalabalığın da gazıyla birden kameraların bize doğrulduğunu fark ettik. kabul etmiştik. arkadaşım merdivenlerde oturuyor, ben de tüm utanmaz tavrımla arsızca ona laf atıyordum. "ne tatlı şeysin sen, gel bana bir kahve ısmarla (!)" gibi laflarla onu taciz ediyordum. hatta bir ara çocuktan makas alacak kadar şuurumu kaybettiğimi hatırlıyorum. bizim artist boku da kafasını bile çevirmeden "ya gider misin?", "off ilgilenmiyorum", "git burdan" falan diyor giderek sertleşen bir ifade ve yükselen bir ses tonu ile. bu cünyor artistlendikçe daha da gaza geliyorum, ciddi ciddi reddedilmenin şokunu mu ne yaşadıysam, gitgide utanmazlaştım.

    sonra freddie mercury tipli muhabir kendisine de asılacağım korkusuyla olsa gerek heyecanla "tamam arkadaşlar çok teşekkür ederiz" ded,. hiçbir şey olmamış gibi kalkıp yürümeye devam ettik. bu arada 15-16 yaşlarında falanız. show haber konuyla alakalı olarak nasıl bir mağduriyet yaşamışsa, son çare olarak küçük çocuklara bu haberi canlandırtma yolun baş vurmuş.

    arkadaşımın söylemesiyle hatırlıyorum ki o gün cumartesi imiş. kendisiyle ortak paydada buluştuğumuz bir düşünce olarak belirtmek isterim ki haftasonu olduğu için haberleri reha muhtar değil hamit özsaraç sunuyordu. arkadaşım "reha abinin pis geyiğine maruz kalmaktan korkuyordum ne yalan söyleyeyim" gibi cümleler kurdukça durumun vehametinin daha bir farkına vardım.

    kendisi geç döndüğü için haberlere yetişememiş. telefonla ulaşıp dalga geçmişler canımla ciğerimle. oyunculuk sıfır tabii, tırt gibi ses yükseltmeler, artist gibi ufka bakmalar falan. beğenilmedi elbet... *

    bana gelince... haberleri izledim gayet de. özellikle açtırdım hatta. ama gördükten sonra pek de değmediğini anladım ve utandım kendimden. reddedilen bir dişinin 15 yaşında da olsa nasıl çıldırabileceğine ilk kez çıplak gözle şahit olmuş, korkmuştum. annem şaşkın, babam sinirliydi. durumu anlattım. annem güldü, babam bağırdı.

    durumun ne derece vahim olduğunun bilinciyle cep telefonumu kapatmış, annemi de beni arayan olursa "evde yok" demesi hususunda tembihlemiştim. pazartesi gününe her şeyin unutulacağını zannediyordum ama o kadar basit olmamıştı tabii ki.

    okulda sayko ama erkeklere karşı utangaç bir kimse olarak bilinen ben -evet o kadar da fantastik bir insanım- bir anda okulun seksomanyağı olmuştum. olmamıştım, ama insanlar bana öyleymişimcesine laflar ediyorlar, tırt tırt bakıp diğer yandan da saçma sapalak kahkahalar atıyorlardı.

    en kötüsü de son derece taşşaklı bir öğretmenimiz olan müberra hanımın haberi izlemiş olmasıydı. o tenefüs orada -koridor yani çok değişik bir yer değil aslında, orada dediğime bakmayın- bütün ciddiyetiyle "biz seni böyle tanımamıştık" tarzı laflarla beni kınıyordu. bundan cesaret alan okulun orospu ruhlu ahalisi televizyonda arkadaşıma attığım lafların aynılarını bana atıyorlardı. bir ara "bak şikayetçi olursam cezası var ha!" diyerek insanları korkutmaya çalıştığımı bile hatırlıyorum.

    güzelim karizmam gitmiş yerine seksomanyak gibi saykodelik bir sıfat gelmişti. lise sona geldiğimizde yıllık yazıları yazılırken bu hususu açan bütün arkadaşlarımı bir güzel tehdit ettikten sonra bu sayfayı kapatmıştım hayatımda. bir daha da açmayacaktım. kim yazdırıyor lan bunları bana?!
    4 ...
  52. © 2025 uludağ sözlük