adams stokes gibi adam
400 (örnek şahsiyet)
yedinci nesil yazar 1 takipçi 8.10 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    iphone un varsa marimba kullanmalısın kuralı

    1.
  1. Öncelikle "marimba" da ne ola ki diyenler için açıklamamızı yapalım. Burada bahsi geçen Marimba; hepimizin çarşıda, pazarda, orda burda duyduğu şu telefon melodisidir:
    http://video.uludagsozluk.com/v/marimba-39007/

    Hiç iphone'um olmadı. Ekonomik değil ama çeşitli sebeplerden dolayı da olmayacak da zaten. Yalnız iphone'a sahip olan arkadaşlarda gözlemlemenin çok kolay olduğu bu garip kural var sanki. Nerede yazıyor bilmiyorum arkadaş, sormak istiyorum "mecbur musunuz şu mına kodumunun marimba melodisini kullanmaya? hıığğ?" Kullanmasanız birileri cebinizde iphone olduğunu falan anlamaz diye mi la oğlum bu korku? Neyin peşindesiniz? Böyle skim bi melodinin bu kadar insan tarafından kullanılması ancak ve ancak makinada default gelmiş olması ve cebimdeki telefon iphone mesajı verme kaygısıyla açıklanabilir. "ama ben bu melodiyi seviyoğğrummm" diyenlere de saygım sonsuz falan değil, de sktir gidin arkadaş. O kadar teknolojik bi telefonda sizi tarif edebilecek, tarzınızı yansıtabilecek bi melodi bulamayıp bu skim şeyi kullanıyosanız hiç almayın la o telefonu. Yazık verdiğiniz paraya...
    6 ...
  2. karizmatik cevaplar

    1281.
  3. Öğrencilik dönemlerinde amfi önünde arkadaşlarla oturulmaktadır. Aniden kadraja giren, hepimizin tanıdığı fakat pek de samimi olmadığı bir arkadaş, enteresan bir saç şekli ile gelir ve sorar;

    - Beyler! Saçlarım nasıl olmuş?

    Arkadaş düşünürken mi gülünecekti, güldürürken mi düşünülecekti karıştırıcı cinsten bir cevap verir:

    + iki dakkada yaptıysan süper olmuş, uğraştıysan bok gibi...

    O anda aniden müzik girer:
    Ziyankar!

    *
    1 ...
  4. hastası olunan sözler

    11573.
  5. Müzik; "ruhun gıdası" ise, Arabesk rap; ""Gıda Zehirlenmesi"dir... *
    4 ...
  6. film karakterlerinin boktan telefon melodileri

    1.
  7. Olay aslında film karakterlerinin her daim en boktan telefon melodilerini kullanmasıdır. Herhangi bir filmde sanki kanunmuşçasına, karakterin sahip olduğu telefonun en skindirik melodisi o karakterin kullandığı telefon melodisidir. Sene olmuş 2012, adam hala lülülülülül lülülülül gibi ne bileyim bir ericssson melodisi olmadı klasik nokia tune ya da iphone'um var diyecekse de "bı lı bık bık bık bı lı bık" gibi garip melodiyi kullanması hadisesi. Dikkat ettim de film karakterleri ne kadar orijinal karakterler olursa olsunlar, melodi seçiminde karaktersizlik sergileyecekler illa. arkadaş bari bir şarkı türkü seç o nedir la öyle? bılı bık bık bık bı lı bık... Tespit ettim, mutluyum!
    0 ...
  8. dönüşü bok gibi olan adam

    1.
  9. "Dönüşüm muhteşem olacak" diyerek giden adamın dönüşünü 365 gün 6 saatte tamamlayıp 24 saatte kendi etrafında bir tur attıktan sonra geri gelmesi ve gittiği halden daha da bedbaht bir halde dönüşüdür. Böyle hareketlere hiç gerek yoktur. Adam olsun canımı yesindir...
    0 ...
  10. sözlük yazarlarının tespitleri

    1018.
  11. Bir üniversitelinin telefonunda "Güvenlik Kodu" veya benzeri bir kısıtlama kodu varsa, bilin ki bu arkadaşımızın erkek veya kız arkadaşı var. Yani birlikte olduğu biri var.

    Denemesi bedava, bir tane şaşmadı bu güne kadar!
    1 ...
  12. sınavda verilmiş mükemmel cevaplar

    980.
  13. [sonuna kadar oku, pişman olmayacaksın genç. belki lazım olur.]

    Yer: Ankara üniversitesi / Tıp fakültesi

    Ders: Farmakoloji (ilaç bilimi)

    Asıl olay: Dünya üzerinde hiçbir doktorun zorlanmadan yapamadığı ve ıkınarak geçtiği farmakoloji dersinden testi geçtim, yazılı sınavı geçtim, hepsini bırakıp "sözlü" yapacak kadar psikopat bir hocanın varlığı.

    Dolayısıyla içeri giren herkes 20 ve 30 arasında değişen notlar almakta, sınıfın tamamına yakını çakmaktadır.
    Hoca'nın sorusu tektir;

    Soru: ilaç nedir?

    Cevap vermeye kıvranan çok ama adam gibi cevap veren yoktur. Yalnız tahmini olarak "risk budur" olayının kahramanı olduğu düşünülen rahat öğrenci içeri girer ve olaylar gelişir:

    hoca: ilaç nedir?
    öğrenci: bana göre mi? size göre mi?
    hoca: * ben bana göre ne olduğunu biliyorum. sen sana göre nedir onu söyle!
    öğrenci: Hocam şu anda bana göre ilaç, "sizin bana bu sınavdan 60 vermenizdir." işte ilaç budur...
    Hoca: ...

    O sınavdan sadece risk budur olayının kahramanı olduğu sanılan öğrenci 60 alır. Gerisi 20li-30lu notlarda kalmıştır...
    27 ...
  14. nesli tükenmekte olup türkiyede yaşayan 101 hayvan

    1.
  15. turkiyenincani org

    1.
  16. Önce bi tıkla be;
    http://www.turkiyenincani.org/

    Bir de sadece şu soruyu oku sana zahmet;
    "uçabilen en büyük kara kuşunun Toy kuşu olduğunu, ve bunun türkiye'de yaşayıp da neslinin tükenmekte olduğunu biliyor muydun?"
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/172843/+

    Türkiye'de var olan ve dikkat çekilmezse yok olmak üzere olan 101 tür için,
    [Tehlike altında bulunan 101 tür -> http://www.turkiyenincani.org/101-odak-tur.html ]
    isteyenlerin 1001 tl bağış yapabilabilir. daha sonra ise bu paralar yerel yönetimlere aktarılarak yerel insanlarla birlikte sadece bu hayvanların korunmasında harcanacaktır.

    --spoiler--
    Gurur duyduğumuz doğal mirasımızı gözümüz gibi korumak ve çocuklarımıza bırakmak hepimizin sorumluluğu.Türkiye'nin Canı Kampanyası, eşsiz ancak tehlike altında olan doğal mirasımız konusunda farkındalık yaratmayı ve önlem almak için harekete geçmeyi amaçlıyor.
    Neyi Hedefliyoruz?

    Biyolojik çeşitliliğin insan yaşamı için anlamının ve değerinin anlaşılması,
    Anadolu'da geleneksel yaşam biçimleriyle iç içe geçen, ancak kaybolmaya yüz tutan doğal değerlerin korunması, Özellikle kırsal bölgelerde yaşayanların doğadan sürdürülebilir yararlanma biçimlerini benimseyerek yaşam standartlarını iyileştirmesi.

    Nasıl Başaracağız?
    Bu hedeflere ulaşmamız sizlerin katkısıyla mümkün. WWF-Türkiye'nin 35 yıllık doğa koruma deneyiminin ve uzmanlığının, destekçilerimizin hevesi ve isteğiyle birleştiği nokta, hedeflerimize ulaşmamızın güvencesi. Anadolu'da tehlike altında olan ya da kaybolmaya yüz tutmuş canlı türlerinin korunmasına yönelik projelerin geliştirilmesi, uygulanması, somut sonuçlara ulaşması ve kalıcı çözümler oluşturması "Türkiye'nin Canı Kampanyası" kapsamında yaratacağımız toplumsal duyarlılık ile gerçekleşebilir.

    --spoiler--

    Eğer bu gibi değerlere sahip çıkmak istiyorsak, maddi gücümüz yetmese bile elimizden gelen tüm imkanlarla bu tip çalışmaları yaymalıyız ki, maddi gücü yeterli olan veya bizim gibi çabalayabilecek insanların da haberi olsun. facebook profillerimizde saçma sapan gereksiz şeyler paylaşacağımıza , bi kere de şu linki paylaşsak; birilerine, hani olur ya belki biraz doğaya dikkat aşılasak, yine yeter. Ben yapmasam ne olur deme arkadaş! zaten hiçbir şey yapmadığımız için böyle olmadı mı?
    4 ...
  17. yaran olaylar

    1329.
  18. kimi zaman da askerde yaşanan dumur olaylar adı altında incelenebilir bu olaylar. Misal;

    kendisi teğmen olan enişte beyin anlatmış olduğu olaya göre; dönemin * kara kuvvetleri komutanı erdal ceylanoğlu ve beraberindeki birkaç üstdüzey komutan rutin denetimler için yakın bir zamanda bahsi geçen taburu ziyaret edecektir. Bu önemli ziyaret öncesi askerler toplanır, hepsine tek tek gelecek olan komutanların isimleri öğretilir ki, komutan gelip sorduğunda zor durumda kalınmasın. Gel zaman git zaman komutanlar gelir. Erdal ceylanoğlu, askerlerin karşısına geçer. Nasılsın asker? Soğğoooolll! Faslından sonra içlerinden birisini yanına çağırır. adam kara kuvvetleri komutanı, boru mu? Herkes titriyor ama asker rahat işin garibi. Aralarında geçen diyalog; (erdal ceylanoğlu:ec asker:a)

    ec: söyle bakalım asker; Beni tanıyor musun?
    a: tanıyorum komutanım.
    Ec: kimim ben? Adım ne benim?
    A: adınız erdal komutanım.
    Ec: soyadım?
    a: valla soyadınız da bi hayvanoğluydu ama tam çıkaramıyom şimdi komutanım!

    (bkz: Son sözler) *
    5 ...
  19. gece vakti evde beliren yumuk gözlü canlılar

    1.
  20. Gündüzleri aktifken, geceleri ara ara görülebilen canlılardır bunlar. Doğal yaşam alanları olan evlerde genelde çiftler halinde yaşarlar kendileri. Evde en çok görüldükleri yerler bilgisayarın bulunduğu oda civarları olup Daha sonra en çok bulabileceğiniz yer ise televizyonun bulunduğu yer ve civarıdır yine. Kullandıkları dil pek anlaşılır olmasa da insanlarla iletişime geçmekten geri durmazlar. Aslında gün içerisinde gözleri yumuk falan değildir ama saatin ilerlemesi ile gözdeki yumukluk katsayısı arasındaki doğru orantıdan mütevellit geç saatlerde karşılaştığınızda yusyumuk gözlerle belirir civarınızda. Enerjilerini gece vakti karşılaştıkları ve kendilerinden yaşça daha ufak insanlardan emdikleri yaşam enerjisi ile giderirler. Onlara karşı koymak imkansızdır! sizi yakaladıkları anda o karakteristik söz ve hareketlerini sergilerler.
    evdeki elektrikli aletlere bir afiniteleri bulunan bu canlılar, saatin ilerlemesi ile birlikte içlerinden gelen durdurulamaz fiş çekme isteğine teslim olurlar adeta! sizi gördükleri yerde en yakınınızda bulunan elektrikli aletin (genelde bilgisayar ve televizyon olur) fişini hiç tereddüt etmeden çeker ve yaklaşık 3 kelimeden oluşan, çok azını anlayabildiğiniz o karakteristik cümlelerini kurarlar "daha yatmadın mı sen?" ve sizi bulunduğunuz yerden siktir ederek söylene söylene pijamatik halde yeniden yatmaya giderler.

    Evet. iki saattir anlattığım ve muhtemelen tahmin ettiğiniz üzere bu canlılar anne ve babalarımızdır. canlarını yerim onların.

    lan hala yatmadın mı sen! bak hala bak!
    2 ...
  21. sözlüğe sarhoş gelen mod un yapabileceği duyurular

    2.
  22. Soğuk bir kış günüydü.
    aslen sivaslı, gerçek adı bülent olan ve yeğeniyle kamera karşısına geçip klasik bir halı saha * maçı zirvesi sonrası maçı değerlendirmeye çalışan zall, birden görüntüye giren salça'nın dehşet verici duyurusuyla neye uğradığını şaşırdı! ve ardından moonlight sonata, july4th ve diğer modlar gelerek loy loy loy loy loy loyy loooğğğyyyy demeye başladılar. götü başı ayrı oynayan bu ekip geceyi nezarette geçirdi...

    işte görüntüler:

    2 ...
  23. sözlük yazarlarının itirafları

    30161.
  24. + bazen umumi tuvalete girmem gerekiyor. hani sıra olur da kapıda beklersiniz ya, içerden birisi çıkar. işte ona hayranım. kim olduğu fark etmez. adam ses çıkarmadan işeyebiliyor. ben içeri girince hassas noktalar arıyorum ses çıkmasın diye. o yapıyor, ben yapamıyorum. şırıl şırıl ses çıkıyor. ağlayasım geliyor. bir arkadaşıma sordum doktor bu nedir diye? o da oturuyordur oğlum dedi, dünyam yıkıldı...

    + birisi bana lafı gediğine oturtmalık bir şey söylediğinde, hani orta gelir de tam volelik olur, dayanamazsın çakarsın voleyi. sonra ne biçim gol oldu diye sevinirsin ya, işte öyle dayanamıyorum lan! çakıyorum lafı. kişi fark etmiyor. ama sonuç fark ediyor hacı! kız arkadaşıma çaktım lafı, bozuldu. benden ayrıldı. sevinç gösterileri yarıda kaldı... ama çok oldu tabi. hem olayı üstünden geçen zaman, hem de sayı.

    + hiçbir zaman sklemeyeceğim insanların beni karşısına çekip yarım saat bildik beylik laflarla sanki hayatında o olayı bir tek o yaşamış gibi hayat dersi vermesine uyuz olsam da, kırılmasın diye dinliyorum. mal mal suratına bakıp arada da onaylıyorum. vayy hımmm tabi hak etmiş o da! vs diyerek gaz veriyorum. peki o dediklerinin hiçbirini yapıyor muyum? hayır. kırılmasın zavallı işte...

    + saatlerce çalışmam gerekirken saçma salak bir iş buluyorum kendime her zaman. mesela bugün ev tişörtümün kollarına taktım kafayı. gittim elime makas aldım, ince ince terzi gibi o dikiş yerlerini tek tek kestim. kollarını çıkardım. kolsuz ev tişörtü oldu. peki kollarını ne yaptım? anneme verdim, yer bezi yap dedim gururla. anlamsız bakışları göğsümde toplayıp voleyi çaktım! auta gitti.

    + facebook'ta bir sapığım daha oldu. sağlam ha! sapık mapık dediğime bakma! daka başı bozmama, ağzıma geleni söyleyip hiç çekinmeme rağmen baya bir ısrarlı. arada edebiyat falan da parçalıyor. etkilenmedim desem doğru olur. hatta hiç skimde bile değil ama o fena etkilenmiş rolü yapıyorum. yedi sanırım. bakalım kahramanımızın başına daha neler gelecek.

    + ben babam olsaydım, beni döverdim.
    + ben annem olsaydım, beni yine döverdim.

    + ben bazen ne bok yediğimi kendim de anlamıyorum. misal şimdi...
    11 ...
  25. maya takvimi ve kıyamet alametleri

    3.
  26. Türk insanı tarafından pek dikkate alınmayacak alametlerdir.

    - ahmet abi yetiş! 3 gün sonra kıyamet kopacakmış!
    + vayyy! vakit geldi demek. hayrola eşya mı topluyosun sen de?
    - evet abi. kışlık yazlık ne varsa alıyorum.
    + al al. orda lazım olur allahın malı. peki sorabilir miyim bu bilgi sana nerden geldi?
    - öyle deme! maya takvimine göre abi! kesin!
    + şehmuz mayanı skerim senin şehmuz! abuk sabuk konuşma zındıh! bırak lan o valizi de...
    - ama abi...
    + lan nerede ne kadar abi varsa ölüsünü dirisi, her gece birisini tepe üstü geldiği yere sokar, üstlerine beşer kamyon çimento dökerim kes lan!
    - valizi boşaltıyım mı abi?
    + bak hala...
    3 ...
  27. başlıkları alt alta okumak

    27719.
  28. yaran fotoğraflar

    271.
  29. dümdüz küfredilen gsm operatörünün indirim yapması

    1.
  30. Ana avrat dümdüz küfredilen gsm operatörünün %25 indirim yapması *
    [Uyarı: evet uzun ama ibretlik lan! bana girdi, size girmesin gençler...]

    baştan Hemen açıklığa kavuşturayım; küfredilen bu operatör tabi ki avea'dır.
    başka kim olacaktır! önce kol gibi fatura dadayıp sonra da küfürü yeyince indirim yapıyorum geyiğine sarmıştır... kimden aldığını kime veriyorsun lan şuursuz?

    ilk bakışta hoyratça bir davranış gibi geldiğinin farkındayım lakin insanı çileden çıkaran şeylerle muhatab olunca ister istemez en mülayım adam bile küfür edebiliyor.

    Olay şöyle cereyan ediyor.
    birkaç günlüğüne köyde bulunmam gereken bir zamanda internete girmem icab etmiştir. etrafta internete ulaşma imkanım olmaması dolayısıyla, mecburen telefondan gprs aracılığı ile kullanmış bulunduk interneti. tabi en fazla birkaç magebyte, ne olabilir yani? arşiv indirmedik sonuçta. gel zaman git zaman bir fatura geldi ki, aha babağan mitiline! tam tamına 175 ytl!!! bak rakamla yazıyorum "yüzyetmişbeş" tl. oha! ohaaaaa! insan bu rakamı görünce ne bok yiyeceğini şaşırıyor tabi. üsteik tabi olduğum tarife aylık 25 tl sabit ücreti olan ve 3 ayda bir avea'nın kendisinin bu meblağayı ödeyeceği bir tarife olup, o ay üçüncü aydır ve 175 tl içerisinde sabit ücret yoktur. yani asıl fatura minimum 200 tl...

    hemen müşteri hizmetleri aranıyor. fatura bilgisi ile ilgili detay alınacağı söyleniyor. ondan ona, ondan ona şutlanarak yaklaşık 20 dakika boyunca şerefsizce çalan bir müzik eşliğinde bekletilip, ana avrat sövme katsayısı tavan yaptırılıyor insana. karşımıza tam da olması gerektiği gibi robotik bir ses tonuna sahip bayan operatör hanım çıkıyor. adını bile hatırlamıyorum, gerek de yok hani. diyalog:

    - iyi günler. fatura detayım ile ilgili bilgi almak için aramıştım. şahsıma gelen 175 tl'lik faturanın detayını öğrenmek istiyorum. daha önce konuştuğum birkaç kişi internet tarifelerinizin baz ücretleri konusunda bilgi alabilmem için size yönlendirdi beni. *
    + evet adams bey. evet...
    - ayrıntıları geçelim. neyse. ben sizin gprs kullanımı için megabayt veya kilobayt başına düşen baz ücretinizi öğrenmek istiyorum. nedir bu ücret ki bana devasa bir fatura geliyor?
    + evet adams bey. evet... size daha iyi hizmet sunabilmek adına görüşmemiz kayıt altına... vırcırvırcırvırcır... *
    - bakın! son kez söylüyorum. bulunduğum yerde internet olmadığından dolayı telefonumla internete girdim! sonra da gördüğüm kadarıyla sayenizde kol gibi bir fatura da bana girdi! bunun sebebini internetten fatura detayıma bakarak öğrenemiyorum! size son kez soruyorum! ayrıntıları geçip, bana internet yani gprs kullanımı için ücretlendirme şeklinizi, şemalinizi insan gibi anlatır mısınız!
    + bünyesinde bulunduğunuz tarifemiz avea yeniyıl tarifesi olarak görünmekte. bu paketimiz içerisinde internet paketi bulunmamakta olup, eğer isterseniz avantajlı internet paketlerimizden yararlanabilirsiniz adams bey. aylık 1 gb'lık internet paketimiz sadece 9 tl. yararlanmak ister miydiniz?
    - kadınnnnnn!!! bak! artık beni çileden çıkarmaya başladın. kafamız senin kadar çalışıyor. son kez söylüyorum. ya bana şu ücret nedir söyle! ya da küfürü yiyeceksin artık! efendilik de bir yere kadar! konuşş be kadın!
    + bakın beyefendi...
    - ulan nerede ne kadar beyefendi varsa, ölüsünü dirisini, her gece birisini çıktığı yere tepe üstü sokar, üzerlerine de beşer kamyon beton dökerim! söyle lan şu fiyatı artık!!! sövdürme bana!
    + peki. * gprs kullanım ücretimiz kilobayt başına 0.07 tl dir beyefendi.
    - ha şöylee... peki. bilgisayardan anlayan birisi olarak basit bir hesap yaparsak 1000 kilobayt 1 megabayt diye düz ve basit bir hesapla, 0.07 x 1000 = 70 tl. ediyor. yani ben 175 tl lik ücreti tam olarak 2.5 megabayt için mi vermiş oluyorum? bunu mu söylemiş oluyorsunuz tam olarak?
    + bakın beyefendi. avantajlı internet paketleri...
    - kadın sen beni dinle. sen koyun bokuna zeytin derken biz bilgisayarla uğraşıyorduk. senin kadar kafamız çalışıyor internet paketi satın alıp da internete girmek adına ama birkaç şey söylemem gerek şimdi. dinliyorsun değil mi?
    + evet beyefendi. buyrun.
    - konuştuklarımız kaydediliyor ve muhtemelen bunu dinleyecek olan senin bir üst mercin olan kişiler değil mi?
    - evet beyefendi.
    - söyleyeceklerimi üstüne alınma o halde. seninle alakası yok. şunu söylemem gerek ki, bu faturayı sike sike ödeyeceğiz. giren girdi bir defa. ama şunu söylemezsem de içimde kalır inan. 1 gb'lık paketi 9 tl'ye satıp da 2,5 mb internete 175 tl yollayan operatörün de, hizmet sağlıyorum ayağına bir sürü reklam yapıp kol gibi faturayı adama dayayanların da, kendilerini çok zeki sanıp milleti keriz yerine koyan patronlarının da, bunu dinleyecek olan şerefsizin ve onun üstünde çalışanların da gelmişini geçmişini 7 ceddini bir güzel sikeyim! 175 tl de sadakam olsun... şunu da bilsin ki bunu dileyecek o.ç en kısa sürede operatörümü değiştireceğim. hatta bununla da kalmayıp, çevremde avea kullanan kim varsa onların da değiştirmesi ve bir daha avea kullanmaması için elimden geleni de yapacağım! söyleyeceklerim bu kadar. verdiğiniz hizmetin ızdırabını sikeyim... güle güle...
    dıt dıt dıt...

    faturayı ödedik tabi. evlat acısı gibi koydu ama yapacak bir şey yok. hayat devam ediyor.
    geçilebilecek uygun bir tarife ve operatör ararken, gel zaman git zaman, bir hafta sonra ansızın müşteri hizmetlerinden birisi arayarak şöyle bir teklifte bulundu:

    - merhabaağğğğ *. size bir teklifimiz var. kullanmakta olduğunuz tarifenizin sabit ücretini %25 indirimle 1 sene boyunca ödemeye ne dersiniz? eğer isterseniz 1 sene boyunca tarifenizin sabit ücretinin %25 ini biz sizin yerinize karşılayalım. işte şöyle avantaj işte böyle avantaj vay vay vay... [buraya dikkat] faturanıza yansıtılacak indirim, eğer 1 sene içerisinde başka bir operatöre geçerseniz son faturanıza yansıtılacaktır. tekrar dinlemek için 1'e, kabul etmek için 2'ye, ayrıntılı bilgi almak için 3'e basınız.

    kerizlikte sonra nokta bu olsa gerek! 1 sene boyunca ananızı bellemeye devam etmemiz için 2 ye basın yerine değişik şeyler söylemekte adamın birisi. futbol enteresan tabi...
    şaşırdım. çünkü dümdüz küfretmek için bir tuş koymamışlardı ne yazık ki.

    dolayısıyla dıt dıt dıt...
    (bkz: fuck you avea)
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/141725/+

    birkaç dakika önce müşteri hizmetlerinden tekrar aranılmıştır. özellikle kapatılmamış ve ne saçmalanacağı merak edilip beklenmiştir. daha sonra geçen diyalog ise;

    - merhabağğ. ben samet. size özel oluşturduğumuz indirimli tarife fırsatı hakkında bilgi vermek istiyorum.
    + buyur. ver bakalım.
    - adams bey; size özel kampanyamızda her yöne 2000 dekika her yöne 2000 mesaj ve 2gb internet paketi %25 indirimle 59 tl ye sunuyoruz. 1 yıl içerisinde başka bir operatöre geçerseniz yapmış olduğumuz tüm indirimler ise son faturanıza yansıtılacaktır. yararlanmak ister misiniz?
    + hmmm... pek iyi pek güzel. pek bir soru sorabilir miyim?
    - buyuru efendim.
    + açıkçası sizin şirket politikanızı tam olarak anlamadım. size durum nasıl yansıtıldı da beni arıyorsunuz o kısmı bilmem imkansız fakat şu bilgiyi vermek isterim ki, galiba geçen hafta sizin müşteri hizmetlerinizi arayıp küfretmiştim. şimdi ise siz beni arayıp indirim vb laflar ediyorsunuz. küfretme sebebime gelince, 175 tl yi 2.5 mb internet için ödemem gerektiği söylenip, daha sonrasında ise aynı kişi tarafından 1gb lık internet paketine 9 tl karşılığında yararlanmak isteyip istemediğimin sorulmasıydı. şimdi size soruyorum? siz kimden aldığınızı kime veriyorsunuz? veya siz olsaydınız böyle bir operatörün dandik tarifesine geçer miydiniz?
    - ..... *
    + şu anda beni aramış olmanız ise bende şu intibayı uyandırdı açıkcası. ne kadarçok küfür, o kadar çok indirim. o halde size de küfretsem %50 mi vereceksiniz? ya da bu yüzsüzlükle sizden sonra arayacak olana da küfredince üste para mı alacağım ha?
    - ..... *
    + şimdi tarifenizi de alın ve gidin. yoksa ağzımdan kötü sözler dökülecek tekrardan!
    - teşekkür ederiz efendim.
    + ben de teşekkür ederim. iyi geldi bu *

    özet geç adams faslı:
    bundan sonra kol gibi fatura mı geldi? ara avea'yı
    - fuck you avea!
    + tebrikler! %25 indirim kazandınız! (ama sonra geri alırım bak)
    3 ...
  31. kalk ayağa ak parti li gibi konuş

    0.
  32. zavallı gariban köylüme, toplantı öncesi tüm katılımcılara dağıtılan şifreleri vermemişler besbelli.
    o da doğru bildiklerini söyleme çabasındayken başına gelmeyen kalmamış.
    oysa:

    şifre: bülent arınç konuşurken öğretmen yazı yazdırırken sürekli evet diyen it gibi her şeye evet diyeceksindi.

    yazık...
    2 ...
  33. direği yalayarak çıkan topa erişimin engellenmesi

    1.
  34. Yakında olması muhtemel olaylardan birisi sadece. yüksek tahrik unsurları içermesi dolayısıyla başımıza gelebilir mesela. [al sana kılıf]

    ercan taner:
    - evet! adeta top direği yalayarak dışarı çıkıyor... dakika 68.

    birkaç dakika sonra top toplayıcı yanında aniden beliren, badem bıyıkları ve kolormatik gözlüklü şahıs olaya el atar:

    - o topu bana ver genç!
    + neden ki abi? kaleciye verecektim ben.
    - o topla oynayamazsınız!
    kaleci de gelir:
    * topu ver. oyunu başlatacam!
    - orda dur kaleci efendi! bu topa erişim artık benim kararımla engellenmiştir!
    * haydaa! hasta mısın abisi sen? nedir bu saçmalık?
    - bak aslanım. eğer oynadığın takımda oynamaya devam etmek istiyorsan sesini keseceksin. defterini düreriz. erişim engellendi diyorsak engellendi. Bi kere bu zındıh top direği yalayarak çıkıp binlerce kişiyi tahrik etmiştir. zaten oynadığınız da kefere oyunu ya sesimizi çıkarmıyoruz...
    üstelik yalayarak diyorum bak! içindeki kelimeyi tekrar söyletme bana!!! ikinci nokta da buydu. bu top mahkeme kararı ile birazdan kesilecek. siz de siktirin gidin başka topla oynayın. ne biliyim futbol topunun içine lastik top sokun! ne halt ederseniz edin... hadi hadi kalabalık yapmayın...
    * ibretlik paylaşım oldu... cidden bak. dağılalım en iyisi...

    konuyla alakalı asıl sorulması gereken soru:
    bu modem internete girmeyecekse size mi girecek?

    [hepimiz anladık galiba...]
    3 ...
  35. babanın pokemon lakaplı bir arkadaşının olması

    1.
  36. Dumur deryalarında pervasızca süzülmek adına ideal bir haber diyebilirim.
    ilk başta inanılmayıp, konuşmalar sırasında
    pokemon aşağı, pokemon yukarı derken derken merak edilip sorulmuştur arkadaş;

    "baba! pokemon ne demek biliyor musunuz?"

    cevap gayet net ve olması gerektiği gibiydi;
    "hayır!"

    lan o zaman nasıl? neden? niçin?
    sonra dedim, vardır bir bildikleri.
    allah düşman başına vermesin hacılar!
    Düşünsenize bi;
    40lı yaşlara gelip de pokemon lakaplı olmayı.
    tövbe tövbe...
    sübhaneke
    dinimiz amin.
    *
    2 ...
  37. mastürbasyonun zararları

    67.
  38. Sürekli Elinde tuttup, baktığın şey; hayata bakış açını sonsuza dek değiştirebilir!
    Kadınlara olan bakış açını bile!

    (img:#141090)
    *
    3 ...
  39. yaran diyaloglar

    5553.
  40. CNN muhabiri savaş bölgesinde röportaj yaptığı keskin nişancıya (sniper) sorar:
    - Bir teröristi vururken neler hissediyorsunuz?
    keskin nişancı gayet sakin:
    - geri tepme... *
    17 ...
  41. ne var lan göt

    1.
  42. ünlü sanat adamı göethe'yi pek sevmeyen hans ve arkadaşları mahalle maçı yaparkene, oraya göethe elinde topunan geldiydi. sonra hans ve groningen isimli çocuklar feyenord idman yurdu'nun alt yapısında oynadıklarından, çok iyi oynayamayan göethe'ye
    "seni biz oyuna almak oğlum! çek git burdan" babında dediler di ki;

    - ne var lan göt!

    o da ağladı falan. daha da top oynamadı. gitti kitap yazdı, şiir yazdı, böyük adam oldu. hans ve groningen de futbol takımı kurdular falan işte. yorma beni...
    2 ...
  43. susamlı çubuk bitince kutuyu kafaya dikmeyen insan

    1.
  44. susamlı çubuk kraker bitince kutuyu kafaya dikmeyen insan
    inanın insan demeye dilim varmıyor buna! akıl sağlığından şüphe etmekteyim. susamlı çubuk kraker bitince susamları yemek varken tutup da o güzelim susamı heba etmek de neyin nesi? kimsin lan sen? nerden alıyorsun bu hakkı? ağzına yabaynan vururum ha!!! tövbe yarabbim tövbe...

    - şunu çöpe atsana.
    + iyi de bunun dibinde susamlar duruyo hala!
    - yemiycem.
    + ağzını burnunu gırarım oğlan! aç lan ağzını! yiyecen!
    - yemiycem dedim oğlum git!
    + lan allah verdi demem burnuna doldururum! nimet lan bu it!
    - yav git! alla alla!
    + aç lanğğğn ağzını!!! [yer misin yemez misin! yer misin yemez misin!]
    - kurtarıpewroıjewtgejgn....

    edit: söylemeyi unutmuşum. kesin türk değildir! gavurdur! onlar bilmez bu tadı... *
    5 ...
  45. hayata dair hedefler ve bunlarla alakasız insanlar

    1.
  46. Yaşıyoruz. elimizde olmadan. bırakmak istesek de bırakamadan. nefes alışımız, kalbimizin atması, organlarımızın çalışması bizim kontrolümüzde değil. kendi kendilerine çalışıyorlar hepsi hiç bıkmadan, her gün usanmadan. dur desen de inan seni kimse takmaz vucutta. bunu istemli bir şekilde yapamazsın. ya daha radikal bir adım atacaksın bütün bu düzeni durdurmak adına ya da devam etmesine izin vereceksin. başka çaren yok. bunu ikimiz de biliyoruz...

    diyelim ki yaşamaya devam etme kararındasın. bir nedenin olmalı değil mi? orada bir bulunma sebebin, "ben de buradayım!" diyebilmeyi sana sağlayacak bir şeyler, dökümanlar, sana dair bir şey. en azından yanına alacağın 3 şey gibi... diğerleri için, senden onlara bir işaret fişeği.

    diyelim ki ki, büyük hedefler koydun kendine. bir meslek sahibi olacaksın. kendine de çevrene de yararın dokunacak, hakkıyla yaşayacaksın. belki çok başarılı olacak, parmakla gösterileceksin zamanla. eğer çok çalışkan bir çocuk olur da birkaç adım ileri gidersen, hiç tanımadıklarınla akraba olduğunu bile öğrenebilirsin. hedeflerin de var artık. kimse seni tutamaz değil mi? belki zor ama elinden geleni yapacaksın olmak istediğin yerde olmak adına. gün gelecek geceli gündüzlü çalışacaksın, gün gelecek neden çalıştığını sorgulayacaksın. kendince anlamlar çıkarıp, felsefenin tavan yaptığı durumlarda bile birkaç zaman sonra bu dünyada kendini kurtaramayanı kimsenin kurtaramayacağını anlayıp, daha da abanacaksın belki deftere kitaba. ya da tam tersi! bilemem... seçim senin tabi.

    diyelim ki, geceli gündüzlü çalıştın lise yıllarında. belki de başkalarının ideallerini gerçekleştirmek adına. doktor olamamış bir baba, öğretmen olamamış bir anne ya da kaymakam olmak istemiş ama olamamış bir lise öğretmeni. bilemem... birilerinin sana biçtiği rolu oynadın. bravo. belki de sana verilen gazla çok iyi oynadın. oscar verdiler sana. hediye olarak heykelcik değil de bir kazandı belgesi. yalnız sonuç, uğruna çalıştığın şeyden biraz farklıydı galiba. sınav performansı, sorular, tercihler, akıl hocaları ve tabi ki şans... belki de sonuç belgesini alınca yaşanan hayal kırıklığı. mühendis olmak isterken doktor olmuş olabilirsin. ya da tam tersi! bilemem...

    diyelim ki doktor olacaksın. tıp fakültesini kazandın. fakülteni görmek için gittin o şehre. belki de daha önce hiç görmediğin ve 6 sene sonra senin bile dehşete düşeceğin derecede seni değiştirecek kişiler ve yerlerin bulunduğu şehre ayağını bastın işte. herkes yabancıydı, tanıştın. dersler zordu, geçtin. kız arkadaşın yoktu, buldun. çevrende birkaç kişi vardı, artık yanındakilerin çoğunu tanıyamıyorsun bile. çimlerde tek başına otururdun, şimdi onlar da var.
    o kız seni çok seviyordu, artık sevmiyor. olabilir. bir sürü arkadaşın vardı ya, hepsi yalanmış. birkaç tanesi hala yanında mı? helal sana. yapman gerekeni yapmışsın demektir. doğal seleksiyon tamamlandı sadece korkma... birçok anı, birçok sevinç, birçok arkadaş ve anlatılacak bir sürü hikaye depoladın. tebrikler. hayatının bundan sonrasında burada biriktirdiklerini harcayacaksın. ona göre...

    diyelim ki okul bitti. atandın bir yerlere.oldu ya, memlekete düştün işte. şans, naparsın. önce bir şevk, sonra yavaş yavaş gelen bıkkınlık hissi. her gün orada olmamalıymışsın gibi gelebilir sana. kendini daha iyi hissettirecek sebepler, insanlar ararsın olduğun yerde. doktor olman falan şart değil aslında bunun için. ararsın, bazen bulursun. hoş ya o da kısa sürer. kural bu, adettendir. içindeki mükemmeliyetçi hırbo depreşir. kapasitenin bunun sınırlı olmadığını hatırlatır sana. bir adım daha ileri gitmen gerektiği, bozuk bir musluğun cip cip damlaması nasıl rahatsız ediyorsa, sen oradayken seni öyle rahatsız eder. üstelik de gittiğin her yere peşinden gelerek... sonra dayanamazsın. yeni hedefler koyarsın kendine. birkaç yılını daha alacak hedefler. bunu bir tek sen anlarsın ya, diğerleri senden çok konuşur yorum yapar. dinlemek istemesen de dinlemek zorunda kalırsın... konuşmaktan bıkmazlar, işte bunlar onlardır. hedeflerinle tamamen alaksız insanlar. seni buldular mı, bırakmazlar. artık hayatının bir parçası olacaklar alış aslanım...

    diyelim ki önünde başka bir sınav var. artık işsiz ve parasızsın. mecburen ailenle birlikte yaşamaktasın. onca maaşı bırakıp, cep harçlığına talim ediyorsun. ne kadar zekisin değil mi? ya da tam tersi mi acaba? bilemem. sınav günü belli, çalışıyorsun deli gibi. o da ne? hedeflerinle tamamen alaksız insanlar gelir. mesleği marangozluk olan birisi sana kpss hakkında taktikler verebilir, ya da tarım ve köy işleri bakanlığında çalışan mehmet amca seni tus konusunda aydınlatabilir. beğenmedin mi? peki o zaman ev hanımı ayşe teyze ise sana tanıdığı dığdısının dığdısının kızı girdiği için kpds konusunda yardımcı olabilir. eminim senin de hoşuna gider... hedeflerinle tamamen alaksız insanlar hep büyüktür senden. ağzını açsan küser, bir şey söylesen fırtar. o fırtmadıysa anne baba kızar. konuşamazsın. onların dokunulmazlığı vardır, konuşma özgürlüğü ise sonsuzdur. varoluş amacı seni sabote etmektir. tek kurtuluş yolu, ağzının ortasına yabayla vurmaktır, onu da yapamazsın aslanım... neyse.

    diyelim ki sınava da girdin ve kazanamadın. işte şimdi hedeflerinle tamamen alaksız insanların çekim alanının tam ortasında bulunuyorsun. mıknatıs gibi çekeceksin hepsini üstüne.

    "`hım..." *
    "hayırlısı..."
    "sağlık olsun..."
    "bu işler kısmet işi..."
    "ayşe'nin kızı da 5 kere girdi sınava! noğlacağmış?" vb. *
    nereye dönsen onlar vardır artık. bittin bittin! haberin olsun. dışarı çıkarsın, geri gelirsin, bir başkası gelmiş eve. hayatında 20 sayfalık bir kitabı bitirmemiş adamlar/kadınlar seni yargılarlar ellerinde sigara/örgü şişiyle. oysa birkaç sene sonra hedeflediğin yere geldiğinde seni de anlatacaklar bir başka kafası ütülenen gencin yanında be... sen de malzeme olacaksın onlara, çıkarın yok. ister kazan malzeme ol, istersen kazanma...

    sen hayatının geri kalanının planını yapıp,minimum 20 senelik icraatlerini planlarken, hedeflerinle tamamen alaksız insanlar carpe diem insanıdır. bugün seni
    yargılar, akıl verir. yarın gelir akıl alır. ama sen ona akıl verme, allah akıl fikir versin...

    hedeflerimle tamamen alaksız insanlar her yerdesin sen!
    huzur vermiyorsun. sizden korktuğum kadar hiçbir şey den kormuyorum.
    biliyorum, bir gün gideceksiniz...
    keşke hiç gelmeseniz.
    biz de rahat etsek?
    hoş olmaz mı? abiler ablalar...
    0 ...
  47. eve dönen üniversitelilerin facebook iletileri

    4.
  48. geceli gündüzlü özet geçen insan

    1.
  49. sözlük yazarlarından aforizmalar

    4073.
  50. anlatsam roman olmaz belki ama heyecanlı şeyler de yok değil...

    adams stokes gibi adam
    1 ...
  51. öğrencilikten memurluğa geçerken evrim geçirmek

    1.
  52. Bir adam vardı canı sıkılan, canı sıkılan...
    bir öğrenci vardı, memurluk için, götünü yırtan...
    bir öğrenci vardı, memur olan, evrim geçiren...

    Evet, evet siz de hatırlıyorsunuz eminim öğrencilik günlerinizi herkes gibi. hani sizin sınıf gelmiş geçmiş en matrak sınıftı, sizin arkadaş ortamınız başkasında yoktu, en zor bölüm sizindi vs. kaldığınız öğrenci evini, tipinizi, kıyafetlerinizi, konuşmanızı, arkadaşlarınızı, saçınızı, sakalınızı, yırtık kot pantolonunuzu, spor ayakkabınızı, converse'inizi? sorarım size unutulur mu lan bunlar? unutulmaz elbet ama adamı değiştirir bu memurluk hacılarım hocalarım değerli yazarlarım.

    Öğrenciydi o. saf anadolu çocuğu büyük şehire gelmiş, artık her yolu bilir olmuştu. arkadaş ortamı lisedekinden, yaptığı muhabbetler her zamankinden, sorunları ise düşündüğünden daha farklıydı artık. her şey ama her şey değişmişti değişmişti üniversitede. içki içmeyen adam akşamdan kalma, lisede kızlarla tek kelime edemeden mezun olan ezik şimdilerde fırlama, o uzun saçlılar artık arkadaşı ya da belki de kendisi olmuştu. öğrenciydi, perişanlıktan zarar gelmezdi o yüzden sonuna kadar perişanlıkta ısrarcıydı. dolapta bir bok yoktu yiyecek, evi bok götürüyordu. bırak birisini davet etmeyi kendisi bile girmek istemiyordu bazen o mutfağa. ama o yerde yaşadı türlü zorluklara rağmen mezun oldu.

    bir gün bir sınava girdi. memur olmayı garantiledi. sonra memur oldu ve hayat yeniden değişmeye başladı. baştan aşağı yenileniyordu her şey bir bir.

    hayat düzeni
    saat 11'den önce kalmayan beyimiz, saat 7'de tekmil veriyordu. gözler balon gibi, saçlar perma parişan, ağızda metalik bir tat, hiç uyumasam daha dinç kalkardım fikrinde bir bünye vardı sabah sabah. kahvaltıyı ağır ağır yapan beyimiz, geç kalmamak için bir bardak çay içebilmişti... sonra pırrr...

    giyim tarzı
    artık eskisi gibi olamazdı.bu artık bir hayaldi. daha ciddi olmalı, daha resmi giyinmeliydi. öyle söylemişlerdi. kot giymek imkansız, işe tişörtle gitmek saçmaydı. kimse yoktu ki öyle giden? ne lan o etiket gibiydi? takım elbise kravat çekilmişti çoktan. kumaş sevmem diyorsa en fazla canvas ya da keten pantolonla sıyırabiliyordu ve bu hiç ama hiç hoşuna gitmiyordu. alışmamış götte don durmaz misali kravat bir eğreti durmuştu. her seferinde eli gidiyor bir türlü çıkaramıyordu, sanki onu boğuyordu. her şey çok değişmişti bir anda. hem de çok...

    arkadaş ortamı
    tayin denen bir şey vardı. öyle herkes istediği yerde çalışamıyordu. istemediği bir şehir, yapmak istemediği bir iş de olsa çalışmaya mecburdu. zaten iş de bölümü ile alakalı değildi ya neyse... eski arkadaş ortamı yoktu. eskiden içen sıçan o tayfa gitmiş, badem bıyıklı abiler gelmişti lan yerine. bu adamlar kimdi? onun orada ne işi vardı? anlamadı. yapılan en büyük aktivite halı saha maçı organizasyonu olduğu vakit televizyon karşısında göbeğini kaşıyan adam moduna bir adım daha yaklaştığını anlamıştı sanırım. artık çanlar onun için çalıyordu. eski ortamını ve arkadaşlarını çok özlüyordu.

    saç sakal
    daha işe başlamadan işyerindeki herkesle bir ön tanışma için gitmişti. saçlar uzun, kabasakallıydı. herkesle tokalaştı, bazılarından aldığı hoyratça bakışları göğsünde yumuşattı. bu daha ilk rounddu. ertesi gün işe başlayacaktı. yönetmelik vardı hocam, saçlar kesilecek, sakallar sinek kaydı! saçlar patır patır yere düşerken ömründen ömür gitti, evlat acısı galiba böyle bir şeydi... sakallar sinek kaydığında berberin gözünü almıştı. göremiyorum!!! göremiyorum!!! dediğinde hemen aile kaldırmışlardı. ne de olsa öğrencilikte o suratın derisi yıllarca güneş görmemişti. iş yerine gitti, enseye bir şaplak, göte parmak! çattt!
    - naber la parlak çocuk!
    gelmişti artık. memurluk başlamıştı. vay bana vaylar bana...

    gündelik işler
    çömezliğin şanındandır deyip, ne kadar ayak işi varsa kitleyip facebook senin msn benim gezen 34 senelik memur ablalar ve 3 yaşındaki yeğenin oynadığı flash oyunla çocuklar gibi şen şef bey sağolsun ona mesleğin ileriki yılları hakkında bayağı bir bilgi vermişlerdi. ayak işleri onu bekler, getir götürler hem farz hem sünnetti.

    ilk iş günü bitmiş ve eve doğru giderken geçirdiği evrimi ve geleceğini düşünen kahramanımız ne bok yiyeceğini bilememekle birlikte oturduğu şapın farkındaydı....
    3 ...
  53. hayata atılınca anlarsın insanı baba

    1.
  54. bir evlat babasının gözünde asla büyümez derler babalar. işte bu nedenle yaş kaç olursa olsun, karşılaşılan olayın sözle alakası olsun olmasın yersin bunu. yemek zorundasın!
    ayağı debriyajdan yavaşça kaldırıp gaz vermekte nasıl arabayı kaldıramayınca "eşşoğlueşşek" kaçınılmazsa işte burda da "hayata atılınca anlarsın" kaçınılmazdır.

    örneklerle anlatalım.
    .
    .
    araba sürmeyi öğretecek bana güya. debriyajdan ayağımı hızlı çekmişim. araba hopladı. ağzıma sıçtı bağıra çağıra!
    - tamam da ne bağırıyon şimdi? iyi ki bi kaldıramadık haa...
    + hıhhh. [birden sevecenleşti] sana neden bağırdığımı kendi arabanı alıp da hayata atılınca anlarsın....
    - [ https://galeri.uludagsozluk.com/r/72354/+ ]
    .
    .
    şehirler arası yolda gidiliyor. söylemesi ayıp bizim araba klimalı. içeri bunaltıcı olunca klimayı açmış bulundum. yalnız babam hemen geri kapattı. sonra:
    - baba neden klimayı kapatıyorsun? içerisi sıcak, açsana ya...
    böyle bana bakıp karizmatik bir gülümseme attı ve :
    + hıhhh. [hafif gülümseyerek][senin bilmediğin şeyler var modunda] o klimayı neden kapattığımı, hayata atılınca anlarsın...
    - https://galeri.uludagsozluk.com/r/72350/+
    .
    .
    evde balık besliyorum. akvaryumum var. geceleri ışığı açıp bazen balıklarımı izliyorum. babam o anda odaya giriyor ve akvaryumun ışığını aniden söndürüyor.
    - baba ışığı niye söndürdün? balıkları izliyordum ama ben
    böyle bana bakıp karizmatik bir gülümseme attı ve :
    + hıh. [ciddi ciddi uzaklara bakarak] o ışığı neden kapattığımı, hayata atılınca anlarsın...
    - https://galeri.uludagsozluk.com/r/72353/+
    .
    .
    yıllar sonraydı. artık hayata atılmıştım. çalışıyordum. eve gelmiştim, maksat ziyaret. babam, yanıma yanaştı, [ceketi de hal hal. bırak bu ayakları hepsi bayağğğtttt evdekises evdekises bam bammmm!!! demedim tabi *] artık emekli kendisi. bana dedi ki:

    + ver bakalım şu maaş kartını bizim oğlan.
    - haydaaa tamam da napacan baba benim maaş kartını?
    + maaş kartını napacamı, hayata atılınca anlarsın... emeklilik hayatına... köftehor!
    - [ https://galeri.uludagsozluk.com/r/72352/+ ]

    hayata atılmak mı? asla...
    (bkz: şimdi onlar düşünsün)
    1 ...
  55. daha fazla entry yükleniyor...
    © 2025 uludağ sözlük