Özellikle Suyu Arayan Adam,Tek Adam ve ikinci Adam adlı eserleri ile yakın tarihe ışık tutan ,son dönem politikacıların okumadığını anladığımız önemli bir yazardır.
tek adam kitabıyla bizlere atatürkün tek birinci adam olduğunu, ikinci adam kitabıyla da ismet inönünün ikinci adam olduğğunun farkına varmamı sağlayan adamdır. suyu arayan adam ise kaçıncı olduğu muallak olan ama üçüncü olduğunu tahmin ettiğim adamdır. ben ise dördüncü adamımdır.
en çok esinlendiği kitabın, aydemir adlı bir roman olduğunu söyler: turan ülküsü uğrunda istanbul'daki sevgilisini bırakıp asyalara giden düşsel bir kahramandır aydemir, orada başkasının bir suçunu üstüne alarak ölümü bile hiçe sayar ve tam ölürken karşısında, istanbul'dan gelen sevgilisini görür. soyadını da bu kahramandan alan şevket süreyya aydemir'i kafkaslara, azerbaycanlara sürükleyen hevesin kaynaklarından biri işte bu kitaptır.
düşsel bir romanın, bunca ciddi bir eyleme yol açan heyecan etkisi, bugün şaşırtıcı ve gülümsetici bulunsa da, gerçekte hangi kitabın, bizi nereden, nasıl etkileyeceği önceden kestirilemez. ancak durumun önemli yanı şuradadır ki, bir toplumda aydınların şu ya da bu atılım için hazırlanmış ruh atmosferini besleyecek birçok düşün kaynağı olması gerekir. asya türklerini birleştirmek savaşına düşsel bir romanla çıkmak, en azından o savaşı düş kırıklığına gömer. nitekim, böyle olmuştur. gerçi, ziya gökalp'in turancılık kuramını işeleyen yazıları ve şiirleri var, ama o felaketli kafkasya macerası sonunda, önderlerin bugün artık kesin olarak bildiğimiz düşünsüzlükleri, şaşkınlıkları, çaresizlikleri, boşlukları, sağlam kuramsal destekten yoksun girişimlerin ne denli korkunç sonuçlar doğurduğunu acı acı düşündürür.
enver paşa ile başlayıp tek adam'la devam edilirse, akabinde ikinci adam ve adnan menderes'in dramı'yla seri tamamlanırsa (yani toplam 10 cilt), yazarın deyimiyle türkiye'nin 1860'dan 1960'a kadar olan 100 yıllık tarihini çok titiz bir araştırma ile öğrenme imkanına sahip olabilir üniversite öğrencileri. piyasada her bir cilt yaklaşık 25 ytl olduğu için hepsine 250 ytl vermek zor gelebilir *. bu öğrencilere tavsiyem üniversite kütüphanelerine üye olmaları. kütüphanelerde her bir ciltten birden fazla sayıda var. alın bu kütüphanelerden okuyun. toplamda 5000 sayfaya yakın bir yazı okumuş olacaksınız; fakat inanın bana buna değecek.
--spoiler--
tabi bir de bunlara başlamadan önce cumhuriyetin kurucusu mustafa kemal atatürk'ün nutuk'unu da okumak gerekiyor diye düşünüyorum. bugün kendiniz ve bu ülke için bir şey yapın, bu kitaplardan birisi okumaya başlayın. bana hak vereceksiniz.
--spoiler--
kadro dergisinin kurucularındandır, (bkz: kadrocular).Moskova'da eğitim görmüş ve kadro dergisini çıkarmadan evvel vedat nedim tör ile birlikte tkp'den ayrılmıştır. kadro dergisi aracılığıyla kemalist ideolojiyi oluşturmak ve yaymak misyonu ile çalışan şevket süreyya aydemir ve diğer kadrocular, kemalist ideolojiyi anti emperyalizm(dışarıda) ve anti kapitalizm(içeride) ilkelerini esas alarak inşa etmeye çalışsalar da chp ile ters düştükleri için mustafa kemal tarafından görevlerine son verilmiştir. tıpkı vedat nedim tör gibi şevket süreyya da bazı kesimler tarafından "komünist" ilan edilirken; tkp'den ayrılmadan partiyi ihbar ettikleri gerekçesiyle bazı çevreler tarafından da "hain" ilan edilmiştir. mustafa kemal'i anlattığı tek adam ve ismet inönü'nün hayatını anlattığı ikinci adam ile suyu arayan adam en önemli kitaplarındandır.
tarih konusunda ahkam kesen herkesin okuması gereken müthiş kitapların mükemmel yazarıdır.tarihin her zaman konuşulduğu gibi yaşanmadığını ve gerçeklerin bazen milletlerin çıkarlarıyla örtüşmediği için çarptıldığını çok iyi bir şekilde anlatır.
eski tkp nin vedat nedim tör ile birlikte hainlerindendir. partinin genel sekreterliğini yapan şevket süreyya aydemir önce partiden ayrılmış, sonra vedat nedim tör ile birlikte parti belgelerini polise vererek çok sayıda parti üyesinin yakalanmasına sebep olmuştur. onların ihaneti sonucu açılan davada ise nazım hikmet, hikmet kıvılcımlı ve şefik hüsnü 3 ay hapse mahkum olurken bu iki hain beraat ederler. bu ihanetinin dışında kendisi iyi bir tarihçidir.
yazar ve iktisatçı. Edirne Öğretmen Okulunu bitirdi (1918). Yedek subay olarak Birinci Dünya Sa vaşına Doğu Cephesinde katıldı. Azerbaycan ve Gürcistanda bir süre öğretmenlik yaptı (1919-1920). Türkiyeye döndükten sonra siyasi eylemlerinden dolayı 10 yıl hapse mahkum oldu (1925). On sekiz ay sonra, af yasası ile hapisten çıktıktan sonra, uzun süre eğitimci ve iktisatçı olarak devlet hizmetinde çalıştı. iktisadi devletçiliği savunan toplumcu Kadro dergisinin yazı kurulunda yer aldı. 1951'de emekli olduktan sonra bir dizi kitap yazdı: Suyu Arayan Adam (kendi yaşam öyküsü, 1959), Toprak Uyanırsa (roman, 1962), Tek Adam (Atatürkün yaşamı, 1963-1965), ikinci Adam (inönünün yaşamı, 19661968), Menderesin Dramı (1969), Makedonyadan Orta Asyaya Enver Paşa (1970-1972), ihtilalin Mantığı (1972).
suyu arayan adam adlı eserinden bir bölüm:
"madem ki eski osmanlı kalabalığını teşkil eden milletlerden her biri kendi benliğine dönüyordu. o halde bu milletler arasında türk olan kütle içinde bir milli ruh, bir milli duygu lazımdı. bu, bir kendine dönüş ve kendini buluş demekti.
bunun üzerine bazı kültür hareketleri başladı. bir şeyler arayan ve bir şeylere muhtaç olan genç ruhlar için bu hareketler büyük değer taşıyordu.
gerçi biz evvelce de türk'tük. fakat kendimize türk diyemezdik. türk sözü, birçok ırkı, kavmi birleştiren bir imparatorlukta, bir kavmin diğerleri üstünde tahakkümünü hatırlatır ve onları gücendirir diye düşünülüyordu. halbuki bu imparatorlukta yaşayan diğer ırkların, diğer milletlerin hepsi kendilerini, kendi milletlerinin adıyla tanır ve anarlardı. benim okuduğum asker mektebine yemen'den kürdistandan veya saraya hısım akraba olan çerkes köylerinden getirilen imtiyazlı çocuklar, hep milliyetleriyle övünürlerdi. bize yukarıdan bakarlardı. fakat biz türkler, kendimizi anlatmak için ırk hüviyetimizi hiçbir zaman dile getirmezdik. ırkımızı da bilmez, ya inkar ederdik. millet adı geçmek lazım geldiği zaman kendimize sadece: osmanlı! der, geçerdik. hatta dilimizin adı bile türkçe değil, osmanlıca'ydı. tarihimizin de osmanlı tarihi olduğu gibi. reddedilen, inkar edilen türk adına kimsenin sahip çıkmaması için tadbir alınmıştı.
umumi kanaate göre türk kaba, görgüsüz ve kabiliyetsiz bir varlıktı."
görüldüğü üzere atatürk'ün çabalarıyla değişmiş bu durum, günümüzde tekrar başa sarmış ve "türk" sözcüğü söylendiği zaman, mesnetsiz ithamlara maruz kalmaktayız.
Nazım Hikmet, gündüzleri ot caket, ütüsüz pantolon ve köylü kasketiyle dolaşır, geceleri burjuvari giyinirdi. Türk ,düşünür, Peyami Sefa ondan “samimi bir komünist değil, Bolşevik mankeni” diye söz ederdi. Pek de okuyan, okumayı seven bir tip değildi.
"komplekslerimiz, bizim, hem atımız hem dizginlerimizdir." sözünün sahibi yazar.
sözün geçtiği yer "tek adam; mustafa kemal, "1. cilt, sf.99, remzi kitabevi"
hayatı farklı ideolojik saflar arasında geçmiş bir isim. *
fakat yakın tarihe ışık tutan, gerçek ile kurgunun farklı oranlarda sentezlendiği değerli eserlerin sahibidir.
"birinci dünya savaşı başladığında gönüllü olarak cepheye gittiğimde inançlı bir 'turancı' idim. bu yüzden cephe yolunda neşeliydim. kafkasya'da çarpışacağıma ve orayı kurtardıktan sonra 'ötüken'e doğru yol alacağıma inanıyor ve seviniyordum. 40 gün sonra munzur dağındaki cepheye ulaştım. anadolu insanını tanıdım. onlar; dillerini, miletlerini, devletlerini bilmeyen insanlardı. 'siz türksünüz' dediğimde hep bir ağızdan 'estağfurullah' diyorlardı, çünkü türk olmak onlar için kötü bir şeydi ve bunu kabul etmiyorlardı."
türk inkılabının niteliğini ve bir inkılap ideolojisinin ilkelerini ortaya koymak ve atatürk'ün fikirlerini yaymak için çok emek vermiştir.