insana daha çok acı hissi verip melankolik bir ruh haline sokar. özlüyorsunuzdur ama özlediğiniz şey aslında yoktur. Belki de bundan sonra hiç olmayacaktır. yanında bir de alkol eşlik hissediyorsa bu hisse dibe batmamak için bir bahaneniz kalmamıştır.
Nerede ve kiminle, hangi zaman diliminde olursak olalım, yüreğin derinliklerinde volkan gibi içi yakan bir özlem duygusu oluyor. Deleuzeun yeryurdla ne kastettigini daha iyi anlıyorum. Ya da en azindan çıkarım yaparak yeni baglantilar kurarsak, insanin yeryurdunu yaratamadigi yerde, baska zaman ve yerde; evinde, çocuklugunda, annesinin yaninda mesken tutan yeryurdunu ariyor, hasretle. Aciklayamadigim bir duygu oluşuyor, hic beklenmedik anda, seneler önce odamda, iceri vuran gün isigini ve evin huzurlu olduğunu, ise gitmek gibi bir sorumlulugun olmadigini bildigim bir anımı hatirliyorum. içim büyük bir aciyla kaplaniyor. Çünkü ister amerika'da bir sahilde bira iciyor olayim, ister en iyi üniversitede konferans vereyim, basit, sade ve akisinda akan günlere olan ozlemimi gideremiyorum. Gerçi bu biraz da psikanalizin gerçekliği hep arti bir eksiklik, bir yarik esliginde deneyimleyen oznesini anistiriyor.
hayatımdan gelip geçmiş, güzel ayaklı bazı kızların adı. ne yazık ki hiçbiriyle doyasıya ayak fantezisi yaşayamadık, ama bir parmak bal da tatmadım değil yine de.
Bir şeye ya da bir kimseye kavuşma arzusu olarak tanımlanıyor.
insan neye, ne için kavuşmak ister? Hangisine kavuşma arzusu daha ağır basar yüreğinde? Olduğu yerden daha uzaklarda olana mı yoksa bir dudak mesafede olana mı kavuşmayı arzu eder? içinde kendini olduğu yerden daha uzaklarda hissediyorsa şayet kimdir bu dudaklarına yakın olan? Yanı başındaki mi, ruhunun yakınındaki mi?
Şu hayatta kirlenmeden kalan tek bir duygum kaldı, özlem. Tekrar konuşursak o da kirlenecek biliyorum ama konuşacağım. Artık hiçbir son korkutmaz beni. Artık hiçbir yer çok tutmaz beni.