türk sineması

entry137 galeri6 video1
    50.
  1. Sanırım var olduğundan bu yana en iyimser tablosunu çizen ve uluslararası platformlarda da bunun karşılığını alan sinemadır. Özgürlüklerin tırpanlandığı, gündelik hayatın üst-yapıya müdahalelerle bayağılaştırıldığı koşullar altında umut kaynağı olmuştur. Reha Erdem adı pek anılmasa da meslektaşı NBY gibi övgülere mazhar olmasa da getirdiği yeni soluk ile anılacaktır.
    0 ...
  2. 51.
  3. sinemayı sevenler değil de sinemadan anladığını düşünen arkadaşlar bir okusun. böylece neden recep ivedik ve türevlerine karşı olduğumuzu daha anlaşılır bir şekilde açıklayabiliriz arkadaşlar;

    http://www.sinemazingo.co...rak-sinema-elestirmenligi
    0 ...
  4. 52.
  5. şöyle bir düşündüğünüzde kesinlikle dünya'nın en iyi 10 sinemasından biridir.

    benim ilk 10'um
    1. abd sineması
    2. fransız sineması
    3. italyan sineması
    4. ingiliz sineması
    5.hint sineması
    6. iran sineması
    7. türk sineması
    8. japon sineması
    9. isveç sineması
    10.kanada sineması
    1 ...
  6. 53.
  7. 54.
  8. müzikleriyle insanın içine işleyen yapıtlara imza atmıştır.
    yıllar geçse de bir yerlerde kulağımıza çalınsa tınılar, sahneler gelir gözümüzün önüne, az parayla, çok şey hissettirmişlerdir.
    (bkz: canım kardeşim) (bkz: cahit oben)
    1 ...
  9. 55.
  10. gişe kaygısını bir yana bıraktığında harikalar yaratabilen sinemadır. elbette eski türk filmleri tarzında filmler beklemek geçmişe saplantılı kalmak demektir. geçmişle kıyaslamadan günümüz ile değerlendirdiğimizde ise çok başarılı yapıtlar ortaya çıkıyor. aslında festival filmi dediğimiz filmler türk sinemasının mihenk taşlarını oluşturuyor bence günümüzde. şahsi olarak bu tarz filmlerde biraz sıkılsam da başlarda artık içlerindeki sanatı görebiliyorum. mesaj kaygısı gütmeden oyunculukların en üst düzeye ulaştığı filmler oluyor çoğu. ama ne yazık ki klasik türk hastalığımız olan ünlü biri yoksa filmi önemsemek bu filmleri önemli derecede olumsuz yönde etkiliyor. bi'şeyleri izlemeden ön yargılı olmak sadece güzel bi'şeyleri kaçırmaktır. daha sonra farkına vardığınızda ön yargılı olduğunuz zamanlar için kendinize kızabilirsiniz.
    1 ...
  11. 56.
  12. 57.
  13. nuri bilge ceylan ın malesef hiç bir şey katamadığı sinemadır en büyük yönetmenlerinden biri tunç okan dır.
    0 ...
  14. 58.
  15. sonbahar ve bal'dır. içinde karadeniz'in eşsiz yeşili olduğu sürece yürüyedurur inşallah.
    0 ...
  16. 59.
  17. kesinlikle yeni dönemi gora ile başlamış ve çok farklı boyutlara gelmiş sektördür, eski güzel inandırıcı oyunculuklar yerini teknik ve sanal gelişime bıraktı.
    0 ...
  18. 60.
  19. Çok eleştirilse de yine de vazgeçilmesi mümkün olmayan, Kemal Sunal, Şener Şen, ilyas Salman muhteşem üçlüsünün damgasını vurduğu made in turkish film sektörü.
    1 ...
  20. 61.
  21. romantik konulu filmlerden realist filmlere geçişi çok uzun sürede ve yakın tarihte gerçekleştiğinden dünyanın büyük sinemalarının gerisinde kalmıştır. hollywood filmlerinde realist konular yıllar önce işlenmeye başlanmışken bizde bu 80 li yılların sonunda yavaş yavaş başlamıştır. bu durumda amerikan sinemeası hayatın tüm çıplaklığının gösterildiği naturalist filmlerini rahatça hazırlayabilirken türk sinemasının yönetmenleri ben öpüşme sahnesnde oynamam ben sevişemem diyen oyuncularla uğraşmak zorunda kalmışlardır.
    0 ...
  22. 62.
  23. 63.
  24. 64.
  25. en cafcaflı ve yoğun yıllarını 70'li yıllarda geçirse de en iyi ve en orjinal yapımlarını (el attığı her türde) 60'lı yıllarda çekmiş gibi gelir bana. her ne kadar 70'li yılları pek bir sevsem de öyledir. sanki 60larda bâzı yönetmenler tarzını bulmuş fakat daha sonra gişe kaygısı nedeniyle bundan vazgeçmiştir. şimdilerde tek tük de olsa güzel ve iyi filmler çekiliyor.
    0 ...
  26. 65.
  27. görüntü yönetmenlerinin artık kendilerini geliştirmesi gerektiğini düşünüyorum, dünya sinemaları bize fark taktı biz hala emekliyoruz.
    0 ...
  28. 66.
  29. iran sinemesının baya gerisinde kalmıştır.
    0 ...
  30. 67.
  31. içerisinde çok büyük hikayeleri barındırıyor olsa da, yapımcı kaygıları, gişe başarısı açısından birkaç dişe dokunur örnekleri dışında maalesef ki yerlerde sürünen sinema(mız).

    züğürt ağa, anayurt oteli, gölge oyunu, yol, uzak, neşeli günler, ''hababam sınıfı serisi'', sarı mersedes, muhsin bey, namuslu, düttürü dünya, leyla ile mecnun(birçok kişi tarafından arabesk bulunsa da 1982 yapımı bu halit refiğ filmindeki aşk bambaşkadır, orhan gencebay ile gülşen bubikoğlu da sırıtmamıştır)eşkıya, pehlivan, umuda yolculuk(türk filmi olması görecedir.), babam ve oğlum, karpuz kabuğundan gemiler yapmak, dar alanda kısa paslaşmalar, gemide, masumiyet gibi filmlerin yanı sıra, aşk temasını dibine kadar kah eğlenceli kah vurgun biçimde işleyen yeşilçamdaki örnekleriyle beraber, selvi boylum al yazmalım, ah nerede, ateş böceği, gegen die wand(nazarımda sapına kadar türk filmidir.) son dönemden aşk tesadüfleri sever gibi ve aklıma daha gelmeyen niceleri ile mükemmel hikaye kaynağına sahiplik yapan türk sinemamız şimdi nerelerde.

    birkaç senarist, buna mukabil yine sağlam birkaç yönetmen dışında maalesef ki, tv'lere yüksek maliyetli yapımları ısıtıp ısıtıp, reklamlardan deli para kaldırmayı kendine şiar edinmiş yapımcıların elinde. mantalite de para olunca, ''bunu çakalım, bu ismi de kadraja aldık mı, parayı çuvallarız hacı'' modundaki abiler, ''7. sanat sinema'' nın diğer yüzü olan ''pop corn'' ya da çok ecnebileştik ama ''entertainment'' yani eğlence kısmına bakıyorlar. fakat madalyonun bu kısmı için yapılan filmleri de, maskeli beşlerin sıçtığı boktan ya da ivediklerin kusmasından daha fazlasını getirmiyor genelde. bir de izleyici tarafından da bakmak lazım. malumdur ki, biz eleştiriyi sevmeyiz; eleştiriden anladığımız yapıcı olmak değil, yermektir hep, ama sevmeyiz laf sokulmasını; hem de kendimize. evet, bir hikayesi olan filmlere gitmiyoruz artık. kesmiyor bizi. nuri bilge ceylan, reha erdem ya da zeki demirkubuz dendiğinde mimarlık fakültesinde profesor sananlar çok bu ülkede. hah, keza bizler de entelektüel değiliz, ki gıcık olurum o muhabbetlere de, ama eldeki hamuru pişiren aşçılar yemez ülkemizde. yiyen bizler de, tuzu az gelmiş deriz.
    2 ...
  32. 68.
  33. bir gurbetcinin yaban ellerde turk'e ve turkiye'ye ait en cok ozledigi sey olabilir.
    0 ...
  34. 69.
  35. son 10 yıldır türk sineması adına yapılan filmlerin birçoğu guy ritchie tarzını benimseyen fakat bunu en kötü şekilde ortaya çıkaran filmlerden oluşuyor nedense. bir grup insanın kendilerini olaylar zincirinin ortasında bulmasını anlatan saçma durum komedilerinden öteye gidemeyen filmlerde, başrolde birkaç bahtsız arkadaş, çevrelerinde mafya babaları, polisler, küçük suçlular, alakasız insanlar... olayların birbirine karışması ve komedi unsurunu video klip tadında anlatılıyor. senaryo yazarları/yönetmenler bu türü öyle benimsemiş ki bir-iki orta derecede ünlü ismi bir araya getirip 3 günde yazdığı aklı sıra karmaşık bir senaryoyu anında filme alabiliyor. bu tarzı benimseyen kötü filmlere örnek olarak en başta maskeli beşler serisini verebiliriz. ardından şafak sezer'in son dönemdeki bütün filmleri sayılabilir. *
    diğer örnekler:

    (bkz: çakallarla dans) / (bkz: çakallarla dans 2 hastasıyız dede)
    (bkz: oğlum bak git)
    (bkz: çalgı çengi)
    (bkz: şov bizinıs)
    (bkz: pak panter)
    (bkz: öz hakiki karakol)
    (bkz: seninki kaç para)
    (bkz: avanak kuzenler)
    (bkz: ağır abi)
    (bkz: harbi define)
    (bkz: iki kafadar: chinese connection)
    (bkz: bana bir soygun yaz)
    (bkz: vay başıma gelenler)
    (bkz: kanal-i-zasyon)
    (bkz: hadigari cumhur)
    (bkz: moskova nın şifresi temel) / (bkz: sümela nın şifresi temel)
    (bkz: sen kimsin)

    bu tarzının olumlu örnekleri günümüz sinemasında da mevcut aslında. her şey çok güzel olacak, organize işler, vay arkadaş, fasulye, eyvah eyvah serisi, inşaat, kaç para kaç, sağ salim, hokkabaz, güneşin oğlu, tüm serdar akar filmleri bu türün başarılı filmlerine örneklerinden. daha uzun süre bu türün ekmeğini yer gibi türk sineması...
    0 ...
  36. 70.
  37. yıllardır belli bir çizgide ilerleyip ve bu çizginin ötesine çıkmayı başaramamıştır. bunun en önemli nedeniyse zihniyetimizde doğru düzgün sinema anlayışının olmaması. olanlar ise sinema okullarının eksiklikliği nedeniyle körerip gidiyor.
    2 ...
  38. 71.
  39. 72.
  40. ''8 liraya ne yapılır?'' sorusunun cevabı olarak görülen, tamamen rant işine dönmüş sektör.

    isim vermeyeyim her sene birkaç dallama çıkıyor böyle. Liseli esprileri, klişeler vs. ile milyon dolarlar kazanıyor. Bu amcıklar ve bunlara destek verenler yüzünden türk sineması bir türlü şahlanamıyor amk.

    Aylardır güzel bir şey seyrederim diye gidip gişeden dönüyorum. Ya çığlık efektleriyle dolu saçma sapan korku filmleri, ya da sikindirik klişelerle dolu sözde komediler çıkıyor karşıma.
    2 ...
  41. 73.
  42. amerikan-fransız-hint-iran-japon sinemasının başı çektiği dünya sinemasında ikinci sınıf kalan sinemadır.

    hayır bi ülkenin sanat filmleri bile yapmacık olur mu kardeşim.
    0 ...
  43. 74.
  44. cem yılmaz ve rahmetli kemal sunal'dan ibaret olan sinemadır. Gerisinin koyayım gotune.
    0 ...
© 2025 uludağ sözlük