izlediğim topu topu iki dizi. Biri yabancı diziden aparılmış, (bkz: avlu) biri de 12 yıldır ekranlarda (bkz: arka sokaklar) yerli dizi aslında gereğinden uzun. Dizi süreleri 30-60 arası olsa,senaryo tıkanmaz.
eski türk dizileri daha bir güzeldi, anlamlıydı örnek olarak suskunlar, öyle bir geçer zaman ki, çalıkuşu vs. şimdikiler ise bomboş, kalitesiz saçma sapan aşklar zengin oğlan fakir kız, hep aynı konu, hiç üretemiyorlar.
Dizilerde surekli olarak cok zengin sirket sahipleri,villalar,agalar ve kiytirik ask hikayeleri gormemizin uc nedeni vardir. Birincisi sektorun nispeten fakir olmasi,ikincisi arz talep meselesi,sonuncusu ise sektorde calisanlarin cihangir solcusu olmasi.
Yani bu senaryoyu yazan ve ceken adamlar alacatida 1 haftalik tatile trilyon basan 600 liralik bicimsiz timsah terlikle gezen adamlar. Etrafinda gordukleri hayatlarda uc assagi bes yukari dizilerde bize izlettirdikleri benzeri seyler.
Bu adamlarin toplumdan ve gercekten ne denli kopuk olduklarini net bi sekilde gorebiliyoruz. Kendi igrenc samimiyetsiz gosteristen ibaret dunyalarini bize izlettirmekten de bikmadilar yillardir.
turk dizileri avrupa dizileri diye ayirmiyorum cunku dizi izlemem..aklini kucumseme olayini o kadar isabetli yapiyorlar ki; dun mecburen iki saat dizi izledim. basit kelimesinin pire kalacagi konusmalar bakismalar dusunceler anksiyete krizine soktu beni..ulke olarak bokun icinde debeleniyoruz biz kardesim..ac oradan iki kisisel gelisim psikolog videosu insanlar kendini tanisin..
ezel, suskunlar, şahsiyet, behzat ç, içerde, leyla ile mecnun (ve ekibinin çektiği diğer kısa süren diziler), masum, kuzey güney, deli yürek, ayrılsak da beraberiz, en son babalar duyar, çocuklar duymasın (tgrt ve atv'deki ilk sezonlar sadece), geniş aile, adanalı (sadece ilk 2 sezon), çukur (sadece ilk sezon)
daha eskilerden ise perihan abla, süper baba, ikinci bahar, bizimkiler, kaygısızlar vs var ama onlar samimi geldiği için güzel. senaryo olarak tabii ki vasat.
%90 ı sikiş sokuş aldatma şehvet kötü örnek olabilcek nitelikteki dizilerdir. oyuncular zaten amatör amk. bir yabancı dizi veya film izledikten sonra bizimkilere dizi veya film bile diyemiyorsun.
bir tane zengin oğlan ve onun holdingi. bir adet güzel ve o holdingte sıradan bir işte çalışan kız. finalde aşık olmaları. içindeki dialoglar falan hepsinde farklı olabilir ama genel kalıp bu.
Zengin birileri fakir birileri zengin fakir aski, bu aski bozan zengin birileri zengin birinin kullandigi biriler sonuc olarak kavusamama veya kisa bir sureligine kavuşma dedikodular ve cok az IQ gerektiren is cevirmeler catismali sahneler ama kimsenin olmemesi herkesin berbat nisanci olmasi sonuc olarak kotu bir senaryo uzuun uzun bakismali Bos sahneler.
fakir kız zengin erkek, kız apartman dairesi ya da gecekonduda kalır, erkek villada ya da rezidansta kalır, erkek ya köy ağasıdır (sıla, asmalı konak, kınalı kar) ya da holding sahibidir (afili aşk, yasak elma, dolunay) bu katagoriler dışındaki türk dizileri ya taksicileri, ya polisleri ya da doktorları canlandırarak senelerce yayında kalabilirler.
genelde başrol oyuncuları öldükten sonra dirilerek geri döner diziye. her dizide mutlaka zengin-fakir olayı işlenir. ve itinayla öndeki araba takip edilir
ezik türk kızları buradaki hayatları gerçek sanıp her şeyi toz pembe sanıyor. sonra gelip zengin koca diye geziyorlar. babası çaycı kızı zengin koca arar.
"türk dizileri kötüdür" algısına tam olarak katılmıyorum. Amerikan dizilerinin de geneli kötü ve çok fazla sayıda dizi yapılıyor. Ama arada bir sürü fark da var elbette. Vassatın üstüne çıkan dizi sayısı bizde daha az olmasının sebepleri bence:
-bütçe
-konu çeşitliliği (risk iştahı ile ilgili muhtemelen)
-bölüm ve sezon uzunlukları
-sansür
-ücretli platform çokluğu
-sektörün kanuni düzenlemeleri, sendikalar
-yan rollerdeki isimlerin geleceğini görememesi