Sözde hoşgörü göstermesi halife ünvanına sığınıp her türlü lokmayı yemesidir. Komşusu aç yatarken tok yatan bizden değildi hani. Halk açlıktan kırılırken padişahlar halvetten halvete koşuyo.
sanayi devrimini ıskalamış olmasıdır. kendini dünyanın merkezi sanarak, hiçbir şeyin daha güçlü olamayacağını düşünmesidir. düşmez kalkmaz bir allah atasözünden gerekli dersleri çıkartarak süper güçlüğünü ayakta tutacak; başta sanayi olmak üzere devrimleri yapmamasıdır.
başkalarının yaptığını işgal, kendi yaptığını fetih görmesidir.
devlet yönetiminde kadınların el altından çok söz sahibi olmalarıdır.
devlet bekası için kardeşlerini çocuk yaşta katlederken dökülen gözyaşlarıdır.
belki bir cümleyle olacakları kader diye tanımlayarak işin içinden çıkabileceğini sanmasıdır.
makyavel'in prens kitabını okumamaları. Hadi ı. selimi de geçiyorum suleiman the magnifent okuyabilirdi. çok doğru olaylara değinilmiştir. makyavelizmi uygulayan bir osmanlı olsaydı, şuan mısırı, levantı, irani, azerbaycanı, kıbrısı alayı bizimdi amk.
Kanımca 1. dünya savaşına girmesi en büyük hatası değildir, birinci dünya savaşına girmesi asırlardır süre gelen hataların dolaylı dolaysız bir toplamı ve neticesidir.
Savaşa girmese dahi, batıda artık iyice yol almış milliyetçilik akımlarından kaçamayacaktı. Balkanlar zaten gitmişti, Araplar da eninde sonunda kendi başlarının çaresine bakmak isteyecekler ve bu uğurda Fransız veya ingilizlerle işbirliği yapmaktan yine çekinmeyeceklerdi. Bana kalırsa 1. dünya savaşı, çok daha sancılı geçebilecek bir parçalanma sürecini kısa süreli bir şokla sona erdirmemizi sağladı; savaş olmasa, ülke işgal edilmese, kurtuluş savaşı ve TC ortaya çıkmayacaktı, ama gittikçe kemirilen imparatorluk, Osmanlı devleti diye küçücük bir toprak parçası üzerinde can çekişip en nihayetinde tamamen ortadan kalkabilecekti. O yüzden sanki 1. Dünya Savaşı hayırlı bile olmuş olabilir. Hiç olmazsa Anadolu'yu bir bütün olarak kurtardık.
Asıl sorun asırlar öncesinde hatta taa Kanuni dönemlerine kadar uzanabilecek cehalet, bilim sanat ve akıldan uzaklaşma, dogmatizme teslim olma, saltanat ve halifeliğin hanedanın halk üzerindeki gücünü kullanabilecekleri birer boş kurum haline gelmiş olmasına uzanır. Ama en büyük hatayı, dogmatizme ve cehalete teslim olmak olarak görüyorum.
Tıpkı kuruluşundan 100 yıl sonra Türkiye Cumhuriyeti'nin yaptığı gibi.