1976 yapımı, 4 dalda oscar almış, Medyaya dair eleştirilerin yapıldığı, gerçeklerin gün yüzüne çıkarıldığı ve insanların nasıl da salak yerine konduğunu anlatan gelmiş geçmiş en iyi eleştirel filmlerden biri. Özellikle Peter Finch rolü ile devleşmiş ve söylemlerde bulunduğu o meşhur sahneler hala sinema da yada dizilerde kullanılmakta.
Filmin en can alıcı yeridir şu kısım, ayrıca dünyadaki kirli sistemi anlamak içinde iyi bir başlangıçtır.
--spoiler--
Sen, her şeyi ülkeler ve insanları olarak gören eski kafalı birisin!
Ülkeler yok! insanlar yok! Ruslar yok! Araplar yok! Üçüncü Dünya da yok! Batı yok!
Tüm sistemlerin üstünde bir kutsal sistem var.
Çok büyük ve dokunulmaz, özenle işlenmiş, etkileşimli, çok uluslu, dolar egemenliğinde!
Petrol dolarları, elektro dolarlar, bir sürü dolar!
Marklar, rubleler, sterlinler!
Bu gezegende hayatın bütünlüğünü sağlayan, uluslararası para sistemidir!
Bugün her şeyi olması gerektiği gibi yapandır! Bu, atomik...atom altı ve galaktik bir yapıdır!
Ve sen doğanın birincil güçleriyle oynadın! Ve taş olacaksın! Anlıyor musunuz, Bay Beale?
Yirmi bir inç küçük ekranınızın önünde ayağa kalkıp, Amerika ve demokrasi hakkında feryat ettiniz!
Amerika yok! Demokrasi yok! Sadece IBM, ITT, ATT, Dupont, Dow ve Exxon var...
Bugün dünyadaki ülkeler bunlar.
Ruslar, Meclislerinde ne konuşuyorlar sanıyorsun? Karl Marx mı?
Onlar da tıpkı bizler gibi program tablolarını çıkarıyor, teoriler geliştiriyor.
çözümler geliştiriyor, ticari işlerinin ve yatırımlarının fiyat-maliyet olabilirlikleri
üzerinde çalışıyorlar.
Artık ülkelerin ve ideolojilerin olduğu bir dünya yok.
Dünya, iş dünyasının kanunları ile tanımlanan bir şirketler okulu.
Buradaki sözcük iş, Bay Beale.
-------------------
insanlar sürünerek çamurun içinden çıktılar.
Ve bizim çocuklarımız Bay Beale, mükemmel dünyayı görecekler.
Orada savaş ya da kıtlık, bunalım ve vahşet olmayacak!
Tek ve büyük bir evrensel şirkette herkes ortak kâra hizmet etmek için çalışacak.
Orada herkesin hissesi olacak. ihtiyaçlar karşılanmış olacak, bütün endişeler kalkmış...
sıkıntının yerini neşe almış olacak.
Ve bu müjdenin vaizi olarak sizi seçtim, Bay Beale.
- Niçin ben?
- Çünkü sen, televizyondasın aptal! Altmış milyon kişi her hafta pazartesiden cumaya seni seyrediyor.
50 senedir hala bu vaatler ama her şey aynı. ekonomik kriz bir yandan, çevre krizi bir yandan devam ediyor. suriyede açlıktan kedi ve çimen yemek zorunda kalan insanların olduğu bir dünyadayız. zombi filmleri halt etmiş. ali Sabancı bile sorun kapitalist sistemde diyorsa artık...
1976 yapımı olmasına rağmen aynı senaryoyla bugün çekilse yine beğeniyle izlenecek film. adamlar ne film çekmişler, 40 yıl önceki televizyon dünyasıyla şimdiki arasında neredeyse fark yokmuş.
an itibariyle cncbc- e'de yayında olan muhteşem sidney lumet filmi.
izleyin, izlettirin.
izlemeyen çok şey kaybeder.
izleyin de televizyonun hayatımızı nasıl manipüle ettiğini, davranışlarımızı nasıl etkilediğini görün.
bugun reha muhtar'ı anlamanızı sağlayacak en iyi filmdir. senaryosuna özellikle dikkat edilmelidir.
1976'da yapılmış olması, amerikan medyası ile aramızdaki farkı tasavvur etmemiz için güzel bir örnektir. 2000li yıllarda karşılaştığımız durumu 1976 anlattıklarına göre varın siz düşünün gerisini.
ayrıca faye dunaway, her zaman ki gibi seksapelliğini göstermektedir.
sidney lumet'in yönettiği, hayvani senaryosu ve müthiş oyunculuklarıyla o sene en iyi film dahil 4 dalda oscar kazanmış, medyanın iğrenç dünyasını müthiş bir dille ayar manyağı yapan film.
paul thomas anderson'a göre tüm zamanların en iyi filmlerinden biri. 12 angry men, dog day afternoon gibi mükemmel işler yapmış yönetmen sidney lumet'in ustalığı bir yana, bu senaryoyu kim yazmış lan böyle denilip bakıldığında Paddy Chayefsky ismi ile karşılaşıyoruz ki 3 defa en iyi senaryo dalında oscar kazanmış, aşmış bir herif.
taxi driver'ın elinden o sene oscarı kapmasına hala üzgün olsam da, en azından bunu anlayabiliyorum.
network 2012 ilkbahar/yaz koleksiyonunun tv reklamında çalan parça dinledikçe beni benden almaktadır. Lakin kimin söylediğini bir türlü bulamamaktayım.
kurgu ile gerçekliğin birbirine en yakın olduğu filmlerin başında yer almaktadır. durumu kavrayabilmeniz veya hatırlayabilmeniz açısından filmin kırılma noktasının diyalogları tekrarları kesilmiş haliyle Howard Beale den geliyor;
--spoiler--
Size işlerin kötü olduğunu söylememe gerek yok. Bunu herkes biliyor. Bu bir çöküş. Herkesin işe ihtiyacı var. işten atılmaktan öyle korkuyorlar ki. Bir dolar bir nikel değerinde. Bankalar batıyor. Dükkân sahipleri tezgâh altında silah saklıyorlar. Kimse ne yapacağını bilmiyor. Ve bunun bir sonu yok. Soluduğumuz havanın yararı yok, yediğimiz yiyeceklerin de. Oturmuş televizyonu seyrederken bugün on beş cinayetin ve altmış üç suçun işlendiği söyleniyor. Sanki çok normalmiş gibi! işlerin kötü gittiğini biliyoruz. Kötüden de beter. Herkes delirmiş! Her yerde, her şeyde öyle bir delilik var ki, artık dışarı çıkamıyoruz. Evimizde oturuyor ve giderek daha küçük dünyalar yaratıyoruz. Ve diyoruz ki: "Lütfen, hiç olmazsa beni oturma odamda rahat bırakın. Televizyonum, tost makinem, başka bir şey istemiyorum. Ve hiçbir şey de söylemeyeceğim. Sadece bizi yalnız bırakın." Ama ben sizi yalnız bırakmayacağım. Sizin delirmenizi istiyorum! Protesto etmenizi, isyan etmenizi kongre üyelerine yazmanızı istemiyorum, çünkü size ne yazmanızı söyleyeceğim, bilmiyorum. Çöküş ile, enflasyon ile, Ruslar ve sokakta işlenen suçlar hakkında ne yapacağımı bilmiyorum! Tek bildiğim, ilk önce kızmalısınız! "Ben bir insanım. Hayatımın değeri var." demelisiniz! Şimdi, sizden ayağa kalkmanızı istiyorum. Hepiniz sandalyelerinizden kalkın. Şimdi ayağa kalkıp, pencereye doğru yürümenizi istiyorum. Pencereyi açın,kafanızı dışarı çıkarın ve bağırın. "Çok kızgınım ve buna daha fazla dayanamayacağım." Bir şeylerin değişmesi lâzım." Çok kızgınım ve buna daha fazla dayanmayacağım!" diye bağırmalısınız. Ondan sonra; enflasyon hakkında, buhran hakkında, petrol krizi hakkında ne yapacağımıza bakarız.
not: aynısı bu ortama da yazayım ki ortaya şurdan çalıntı entry havalarına girmesin. gece gece bulunduğum ortamlara kopyalamayı ilke edindiğim diyalogtur. dünü anlattığı gibi bugünü de hatta geleceği de anlatır. sonuçta düzen denilen uyuşturucunun itaat mekanizması budur.