istisnasız, bütün filmlerini kare kare ezbere bildiğim ve bununla gurur duyduğum, 895. kere bile izlesem hala ilk izliyomuşum etkisini veren, hayatıma birçok filminden birçok sahneyi, repliği sokmuş, günlük dilimde ara ara onlarla konuşmaktan büyük zevk aldığım süper kahramanım. **
şu saatte aklıma düşmüş, beni güldürürken aynı zamanda çok özlediğimi farkedip ağlatmış, öldüğünde çocuk sayılmayacak bir yaşta olmama rağmen, o'na sevgimin devasalığından hüngür hüngür ağlamama sebep, türkiye'nin gelmiş geçmiş en büyük komedyeni. *
edit : kemal abi affetsin öyle alelade girdiğimden entryi. sadece komedyen olmadığını, aynı zaman oynadığı zaman kralını oynadığı bir çok draması da mevcuttur.
kendisi türkiyenin bence gelmiş geçmiş en iyi oyuncusudur.
çektiği her film kült olmuş her filminde insanlara birşeyleri daha gösteren türkiyenin bir gerçeğini daha anlatan bugün filmleri üniversitelerde ders olarak okutulan fakat hakettiği değeri hala göremeyen birçoğumuzun hehe komik diye gülüp geçtiğiz allah vergisi inanılmaz bir yeteneğe sahip yüzünü en iyi şekilde kullanan akıl almaz mimikleri jestleri olan kahkahalarla gülerken 1 saniyede insanın gözlerini doldurabilen fakat sadece iki tane ödülü olan büyük aktör üstad kemal sunal. giden kimsenin bitmediği gibi onunda bu dünyada işi asla bitmemişti kariyerinin zirvesinde mesleğinin en olgun dönemini en verimli çağlarını yaşıyordu ama artık gitti o bu dünyadan gittiğinde yaşadığım üzüntüyü asla unutmam mekanın cennet olsun...
(bkz: charlie chaplin)'le birlikte dünya'ya gelmiş en iyi oyuncudur. tamamen doğal bir yeteneğe sahiptir. şener şen ile süper ikili oluştururlar. filmleri defalarca izlense bile güldürür insanı.
filmlerinde köylü - şehirli, halkı kandıran sahtekar esnaf - halk kahramanı, sahte dinadamı - ağa gibi karakterlerle bizleri güldürürken aslında ciddi bir toplumsal mesaj veren bu usta adamın önünde şapka çıkarmak gerekir. halkı kandıranların düşmanı görevini yerine getirerek aslında toplumdaki sahtekarların sayısının azalmasını, yapılan sahtekarlıkların sona ermesini ve halkın sömürülmesinin sona ermesini sağlamıştır. şimdiki komedi filmlerinde (recep ivedik ve arog gibi) bu özelliklerin hiç biri yoktur.
ilk defa izlediğim şu röportajı ile içimi titretmiş, büyük sanatçı. videonun tanıtımında yazdığı gibi keşke bu röportaj 1992'de değil günümüzde yapılmış olsaydı.
haline, tavrına ve uslubuna dikkat. bir de şimdiki sanatçı geçinenlerin uslubunu düşünün lütfen izlerken.
video uçmuş yenileme çalışmalarına başladım.
tamamdır yeni link; http://alkislarlayasiyoru...bir-kemal-sunal-roportaji
kendisi benim için sadece bir komedi sanatçısı olmayıp çocukluğumda ki beyaz atlı prensimdi. büyüdüğümde o'nunla evleneceğimi düşünmüşlüğüm vardır. rahmetlinin o zamanlar 80 küsür adet video kaseti de bizim evde bulunur her akşam bir tanesi mutlaka izlenirdi. aile bireylerinin aynı filmleri izleyerek bıkmasından kaynaklanan küçük çaplı facialar bana vız gelir, ısrarla ben kemal sunal'la evlenicem diye hepsini susturur geçer televizyonun başına sadece beni güldürdüğünü sandığım prensimi izleyerek uykuya dalardım.
tanım : türk sinema tarihinde gelmiş geçmiş en iyi güldürü ustası. büyük sanatçı
anadolu'nun bağrından kopup gelmiş belli. gelmiş ama alışamamış buralara, tutunamamış. elinde sazı, sırtında yorganı, yolun ortasından yürümüş. sazına kılıf bile takmamış. gözleri fal taşı gibi.
gerçek kişiliği olmayan, olsa da bilmediğimiz bir sinema oyuncusu. 80 küsür film yapıyorsun "salako", "ben eşşeğim değil mi?" gibi ilkel esprilerle türk köylüsüne alışkanlık yapıyorsun. almanya'da senin yüzünden bir inek şaban nesli oluşuyor.
hıçbir filmini sonuna kadar izleyemediğim ender insan. toprağı bol olsun.
çocukluğumun kahramanı. onun için ne söylesek az. keşke yaşasaydı ve onun karşısına geçip seni çok sevdim be abi diyebilseydim. en son kareler var aklımda kültürsüz bir futbolcuya gönderme yapar gibi hayatının ikinci baharında diplomasını alışı var , annemin ders çalışma ödülüm olarak bana hababam sınıfını izletişi var , yarınlarda yarınlarda seni sevmek var. ben senin 32 dişini de sevdim abi.
hüznü insanın içini acıtan gülümsemesi seyircinin kakırdamasını sağlayan muhtekalade sanatçıdır kendisi, kemal sunal hüznüfilmlerinde çokça kullanılmasada komedi içindeki hüzün en büyük acıdır sanki.
Kibar Feyzo Kemal Sunal'ın en unutulmaz karakteriydi. Sinemanın "Şaban"ı Kemal Sunal'ı ölümünün 8. yılında ailesi ve birkaç dostu dışında hatırlayan çıkmadı.
Ölümünün sekizinci yılında, dün, sade bir aile töreniyle anılan Sunal'ın oğlu tiyatro oyuncusu Ali Sunal, anma törenine katılımın az olması konusunda, "her sene böyle anıyoruz. Vefasızlık olup olmadığı konusunda bir şey demeyeceğim. Yaz zamanıdır" dedi. 3 Temmuz 2000'de, "Balalayka" filminin çekimleri için Trabzon'a gitmek üzere uçağa binen ünlü komedyen, havalanmadan kısa süre önce geçirdiği kalp krizi nedeniyle hayatını kaybetmişti.
Televizyon kanallarının, neredeyse her gün yayınladıkları filmlerini bir reyting aracı haline getirdiği Kemal Sunal, canlandırdığı unutulmaz karakterleri ve sinemaya katkıları nedeniyle, her yıl standart kısa bir biyografik hatırlatmayla anılmaktan daha fazlasını hak ediyor.
Kemal Sunal der ki..
Kalabalık kadrolu filmlerinde, diğer karakterlerin etkisini kırmadan kendi rolünün hakkını fazlasıyla veren Sunal, "Süt Kardeşler", "Hababam Sınıfı" ve "Tosun Paşa" filmlerinde farklı "Şaban" kimlikleriyle, saf, içten, sıkça kandırılan ama kandırmayı da bilen, sevimli bir karakteri oynuyordu. "Kibar Feyzo", "Salako" ve "Köyden indim şehre" filmleri ise dönemi gereği Sunal'ın toplumsal sorunlara daha çok yaklaştığı rolleri içeren filmlerinden oldu. Bu anlamda "Kibar Feyzo" filmi ve karakterin kendisi, düzen eleştirisi açısından oldukça başarılı bir örnektir.
12 Eylül ve sonrası, hep aynı son
80'li yıllarda "Katmadeğer Şaban", "Ortadirek Şaban", "Zübük", "Tokatçı" ve "Çarıklı Milyoner" ile Sunal'ın karakterleri, artık serbest piyasa ekonomisinin içindeki öznelerdendir. Ülkenin içinde bulunduğu duruma paralel olarak gelişen senaryolarda Sunal, bu kez işçi ve köylü yerine küçük burjuva veya patron olarak güldürmekte ve eleştirmektedir. 90'lı yıllara gelindiğinde mücadelede görülen zayıflama, sanattaki dönüşümün bir yansıması olarak Kemal Sunal filmlerinin eski gücünü yitirmesine de neden olmuştur. Sunal artık çok az filmde oynamakta, birkaç televizyon dizisiyle yetinmektedir.
Geride bıraktıkları.. 12 Eylül 1980 darbesinden önce yarım bıraktığı üniversiteyi, Marmara Üniversitesi iletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümünü'nden mezun olarak 1995 yılında bitirdi ve yüksek lisans yapmaya başladı. Yüksek Lisans tezi, komedyen kimliği ile Kemal Sunal'ın ve filmlerinin incelenmesidir ve ölümünden sonra ailesi tarafından yayınlanmıştır.
Dünya sinema tarihinde sanırız çok az oyuncunun filmografisi sayısız tekrar edildiği halde bıkmadan seyredilen türden olmuştur. Bir düşünün, bugün bir televizyon kanalında "Kibar Feyzo" oynasa izlemez misiniz? * *