Öncelikle hayatımda hiçbir filmi bu film kadar beklemedim. Beklediğime de fazlasıyla değdi. Christopher nolan farkı kendini belli ediyor. Yazının devamı çok değinmemeye çalışacak olsam da bilimsel açıklamalarla birlikte bi miktar spoiler içerebilir.
Filmi beğenmek için astrofiziğe çok hakim olmak gerekmiyor. Fakat sanırım hakim olmasam bu denli anlayıp heyecanlanmazdım. Filmin bilim kurgu olduğunu unutup her şeyi mantık hatası olarak öne sürmek hatasına düşmeyecek kadar bir şeylerin farkında olmak yeter.
Ilk olarak dördüncü boyut meselesine değinmek gerek. Dört boyutlu bi dünyada olsaydık en boy ve yüksekliğin yanısıra zaman da görsel bi boyut haline gelirdi. Yani zaman içersinde de ileri geri yolculuk yapabiliyor olurduk. Eğer geçmişi değiştirseydik şimdi burda olamazdık tarzı filmde mantık hatası olarak nitelendirilen durumlar da zaman yolculuğu paradoksları olarak adlandırılıyor.
Solucan delikleri einstein denklemlerinde yer alır varlığına dair kesin kanıtlar olmamakla birlikte, dördüncü boyuttaki birtakım deformasyonlarla oluştukları kabul edilir. Beyaz delik ve kara deliği birbirine bağladığı için solucan deliklerinden sağ sağlim geçebilmek için ışık hızında hareket etmek gerekir ki bu da olanaksızdır.
Kara delikler supernova sonrası yıldızın tüm kütlesinin teklilik denen noktada toplanmasıyla oluşur. Çekim kuvveti o kadar güçlüdür ki event horizon denen sınırdan içeriye giren ışık dahil her şeyi emer. Kazara bi kara delikte event horizon sınırından içeri giren bir cismin mevcut şeklini koruması mümkün değildir. Maruz kaldığı yüzbinlerce g değerindeki çekim kuvveti nedeniyle parçalarına ayrılıp kütlesi tekliliğe dahil olur. Yani öyle telsiz konuşmalarıymış dördüncü boyutta seyehatmiş bunlar mümkün değil. Ama ne dedik, bilim kurgu.
Tüm bunlarla birlikte biraz da görelilik meselesi hakkında bilgi edinirseniz filmi çok daha iyi anlarsınız.
Filmde bana göre tek mantık hatası dr. Mann'in manasız hareketleriydi. Gerçekten o kadar olay çıkarmaya gerek var mıydı?
Şahsen üç saat nasıl geçti hiç anlamadım. Matthew Mcconaughey hayranlığımdan olabilir belki ama ben kendisini o baba-astronot kalıbına çok yakıştırdım. Kip thorne eli değmiş muhteşem kara delik sahnelerinde ağzım açık kaldı. Yüce tanrılar nolan'ı başımızdan eksik etmesin. Gidin izleyin arkadaşlar, mutlaka izleyin.
milletin abarttığı film. hiç mi hayatınızda Alfred Hitchcock izlemediniz aq . senaryo çal çırp kes yapıştır bas - her boka yüksek volume müziği daya aksiyon gözüksün mantığıyla yapılmış . ayrıca her on dakikada bir illuminati propagandası görmekten milletin içine gına geldi . ne lan bu film yapacaksan adam gibi bişeyler yapar insan.
yıldızlar arası manasına gelen bir kelimedir, ayrıca yeni çıkmış bir filmmiş. komite sonrası gideyim iyisi o filme de.
inter: arası, arasında. stella: yıldız => yıldızlar arası.
günler sonrası edit: filme gittim. öncelikle kurgusu güzel bir filmdi, müzikleri de hoştu. özellikle psikolojik analizlerini çok sevdim. kimi yerlerde gözüm doldu diyebilirim. ama... son 20-30 dakikasını bilimsel olarak değerlendirecek olursam çok saçma buldum. öte yandan bu kurgunun o dakikalarda da gerçeklik payı vardır belki ama astrofiziği o kadar takip etmediğim için bilgim olmayabilir. o yüzden son 20-30 dakikası bana saçma gibi geldi. lakin o son dakikalardaki olayları bilimi kenara atıp değerlendirecek olursak mükemmeldi ve her taş yerine o dakikalarda oturdu adeta.
izlenmeli mi derseniz, kesinlikle gidin derim.
daha kısa olsa hangi bölümleri kırpabilirdik dediğim filmdir. ben gravityde uzayın görüntüsünden etkilenmiştim burada biraz az gibiydi sanki. ayrıca oyunculardan yan roller de farklı seçilebilirdi belkide. filmin bence en güzel süprizi matt damon oldu.
ailecek başka şehirlerde çocukluğumuzdan beri yaşadığımız gizemli olayların nedeni 5. boyuttan kendimizle iletişime geçmemiz olabilir diye düşündürüp korkularımı bir nebze azaltan film.
astronotlar güreşmeyeydi iyiydi dediğim film.
bir de moruk, o cooper 5. boyuta planlı bir şekilde mi düşüyor yoksa rangerının yakıtı bittiği için tesadüfen mi düşüyor orada takıldım
bak. yani bu herif tesadüfen düşüyorsa ya 5. boyuta geçemeseydi ne olacaktı ?
cidden bu kısmı anlamadığım için soruyorum, yoksa bilim danışmanı olan ve yıllardır film çeken birisini yok adamı iyi
yaşlandıramamışlar, yok karadeliklere dalamazsın falan filan diye eleştirmek düşük iq yüksek egodan başka da bir bok değildir.
yurdum insanının abartısız nolan özentiliğünü bangır bangır çıkartmış kinema. bunlar bir ara star wars içinde abartmışlardı. hey gibi gençlik özünüze dönün aq özünüze. bi bok yok koduum propagandik filmlerinde. adam senin gibileri skip aldığı parayla sinema ile alakası olmayan şeylere yatırım yapıyor ve onları da sana gene kakalıyor.
10 ay sonra sözlüğe giriş yaptırıp entry girdiren film. ha bu çok mu matah bir şey? değil. ama film muazzam, mutlaka gidin, pişman olmazsınız. özellikle hans zimmer kendini aşmış bu filmde müzikleriyle. izlerken seslere biraz odaklanırsanız ne kadar muazzam bir iş yapıldığının farkına varırsınız. ha bir de nolan bu filmle o akademiyi dağıtmazsa bu sene, bir daha oturup oscar moscar izlemem. yahu sen kimsin? bize ne? gibi sözleri duyar gibiyim. kaçtım hocam.
dün akşam izleyip hala daha etkisinden çıkamadığım nolan filmi.
kendinizi, uzay, zaman ve boyut kavramları açısından insanoğlunun henüz hazır olmadığı bir kurgunun içinde buluyorsunuz.
bir an olsun sıradan bir insan olarak filmde geçen serüveni yaşadığınızı hayal etmek bile nefes kesici.
filmin uzunluğundan yakınanları hayretle okuyorum. şu kadarını söyleyebilirim bi 3saat daha sürse, hayal gücümün üstüne kattıkça katan bu filmi nefes almadan izlerim.
--spoiler--
düşünsenize zamanın farklı aktığı bir gezegene inip 45 dakika geçiriyorsunuz geri döndüğünüzde dünya zamanına göre 23 yıl geçmiş. bunlar henüz ulaşamadığımız mesafeler ama teoride doğruluğu kabul edilmiş ve bir gün insanlığın yaşayacağı şeyler. sırf böyle bir şeyin gerçekleşme ihtimalini yaşamak bile heyecan verici.
--spoiler--
özetle efektler abartısız ve sizi uzaya götürecek kadar gerçekçi, müzikler muhteşem, bilim ve kurgu ikilisi aşk yaşamış, nolan'ın hayal gücünü yaşattığı muhteşem bir film. tek eleştiri matt damon olmasaymış daha iyiymiş.
ateist bilimcilerin kendileriyle fazlasıyla çeliştiği kareler var bu filmde.. madem bilim kurgu değil, bilimin ta kendisi olduğu iddia ediliyor, o zaman söyleyin kardeşim, bu cooper denen adam kara delik tarafından yutulduğunda nasıl oluyor da doğrudan evinin bilmem kaçıncı boyutuna doğru bir yol alıyor ? ha desen ki dünya ile arasında olan bir bağ var, o bağ bir lastik görevi görüyor, sünüyor sünüyor sonra tekrar onu oraya farklı bir boyuttan geriye çekiyor dersen, tebrik ederim benim de aşağı yukarı böyle fantezilerim var, hatta 4 sene öncesinde bu solucan deliği benzeri bir konulu hikaye yazmışlığım da var, olabilirliği varmış demek ki değil mi ? olasılık, ve tesadüf olarak adlandırdığımız her türlü şeyin sonradan bir sebebi, bir açıklaması da çıkabilir, işte tüm bunların ucu bucağı nereye dayanıyor hiç soruyor musunuz kendinize ?
bu filmde bahsi geçmese dahi farklı bir algı tekniğiyle insanlara aşılanmaya çalışılan birşeyler var, bunun etkilerini belki de zamanla anlayacak çoğu kişi,
"onlar" bizmişiz!
yerim kedi canını senin.. sen bu filmi bilim olarak, harika efektler ve müthiş bir senaryo olarak yuttursan da yemezler canım..
not; anlamayan anlamasın zaten -onlar- neyi anladı ki şimdiye kadar..
birkaç yıl sonra üzerinde çok da durulmayacak, nolan'ın filmografisinde insomnia'dan bile sonra gelecek bir film.
bir inception değil, bir dark knight hiç değil. filmin abartılmasının yegane sebebi de nolan biraderlerin filmi olması bence.
solucan delikli, zaman yolculuklu, emmeli, gömmeli, kostümlü ne filmler var. popülaritesinden mütevellit konuşuluyor sadece.
bir de millet beğenmezsem tu kaka ilan edilirim diye bir şeyler diyemiyor.
kadıköy akasya lg imax'de seyrettim yine de beğenemedim lan!!
10 numara kafa sikici, hafiften tüyler ürpertici, ve dramatik, ve bilimkurgu, ve ağlıyorsun: aşure ayına denk gelmesi açısından konsepte bayıldım.ha narlı, tarçınlı olsun dersen imax te izle ...
Gitmek için tonla sebebim**** varken bir türlü gitmenin kısmet olmadığı film. Malum herkesin vize haftası, tek başıma da gitmek istemiyorum. Neyse bir sene bekledik bir hafta daha sıkıcaz dişimizi.
nolan'ın diğer filmlerindeki gibi oturaklı bir senaryo olmayan filmdir. o mantıksız şu şöyle gibi bi durum yok çünkü adı üstünde bilim kurgu. fakat boşta kalan çok fazla durum vardır. yine de nolanın farklı anlatım dili ve kaliteli oyuncu kadrosuyla izlettirmiştir.
Salona girmeden once yemeginizi yiyin suyunuzu icin bi tuvalete gidin ve zihninizi tamamen bosaltin oyle girin. Zira film yaklasik uc saat.
Tavsiyeden sonra filme gecelim. Nolan kardesler oturmus, muhtemelen kafalari da fazlasiyla guzelken su milletin beynini bi temiz s.kelim demis ve bu filmi hazirlamislar.
Nolan ve Tarantino'nun en sevdigim yonu, yaptıkları filmi bir sanat eseri olarak görmeleri ve süre sıkıntısına takılmadan yavaş yavaş hikayeyi işlemeleridir. Film o yüzden uzun. Yani Nolan diyor ki bak ben kafanizi s.kecem son 50 dakika o yuzden iyice anlayin filmi sonra sarterleriniz atmasin.
Filmin cekici kilan sey aslinda kesfetme duygusu. Olan biten her hadise fizik ve astronomi teorilerinden ibaret. Yani kesinlik yok. Sadece bilinmezlik insana cazip geliyor. Filmde oyle sahneler vardi ki sanki gercekten bir kesif yapiyoruz, kara delige giriyoruz, baska gezegene inis yapiyoruz gibi izledik butun salon. Zaten filmin son 50 dakikasinda soyle salona bir goz gezdirdim heyecandan agzindaki misiri cignemeyenler, koltigundan dogrulanlar vardi.
Aslinda genel olarak filmi anlamak icin buyuk diklat gerekiyor. Bi bes dakika koptun mu gitti film. O teoriler o kavramlar olaylarin gercekligini anlamak ve filmin son bolumlerine bebek kafasi kadar temiz girebilmek icin hipnotize olmak gerekiyor.
Korktunuz mu? Lan geriz zekali gibi kalmayalim simdi diye? Korkmayin korkmayin. Nolan sizi oyle birakmiyor filmde. Ha bazi kopukluklar yok mu? Var tabi. Ama filmle değil teoriler ile ilgili. Diyoruz ya teori bunlar. Bilinmezlik var. Ama inanilmaz bir heyecan silsilesi icinde agziniz acik cikiyrsunuz filmden.
Detaya inersek, muzikler zaten Zimmer imzali, duygusal ve aksiyon sahnelerinde sizi hadisenin icine cekiyor. Mathew cok basarili cok karizmatik. Cuk oturmus basrole. Filmdeki teoriler aman bu da olsun diye koyulmamis. Hikayeyle ortak gitmis.
Ben bir kez daha izleyecegim. Tam anlamadigim noktalara dikkat ederek. Bir de sinema sanatinin tadina vararak.
--spoiler--
girişte filmin 50'lerde geçtiğini düşündüm, sonra laptop çıktı meydana. gerçi tarihi bir laptop tipindeydi, acaba laptop'u icat eden adamın hikayesi mi diye içimden geçirdim ama öğretmenler odasındaki masaüstü bilgisayarları gördükten sonra bu teorimden vazgeçtim.
murph'ün küçüklüğü dünyanın en tatlı ağlayan şeyiydi. ayrıca filmde özellikle murph ve cooper karakterilerini oynayacak oyuncuların en güzel ağlayan oyuncular listesinden seçilmiş olabileceğini düşünüyorum. 23 yıldır biriken mesajları izlerken ağlayan ağlayana, ben de dahil.*
buzulların ortasındaki dövüş sahnesi şahsen midemi bulandırdı, matt damon'ın bulunduğu her sahnede dövüşmesi gerek sanki. he o uzay başlığıyla kafa atarak camı kırma, rakibin oksijenini keserek öldürme fırsatı başka hiçbir filmde matt damon'ın eline geçmezdi. muhtemelen bir de böyle öldüreyim nolur nolan diye kendisi eklettirdi sahneyi *
adamın fedakarlık yaparak kadını fırlatması ve kendisi kalması, gravity filminden alışık olduğumuz bir uzay centilmenliğiydi. yavaş yavaş uzay davranış şekilleri biçimleniyor bu filmler sayesinde. bakın beyler uzayda bir kadın bir erkek kalırsanız ve şarj bitmek üzereyse kadını gezegene fırlatıyoruz. sonra kimsenin size verme ihtimali yok üstelik, net öleceksiniz. yattığınız yer belli olmayacak. uzay tipi gelişmiş centilmenlik bu.
hans zimmer'e saygı duyduk. filmin senaryosu, bilimkurgudan anlamayan beni özellikle başlarda çok heyecanlandırdı yalan yok. mesela o dairenin üç boyutta küre olması açıklaması bile beni en az 30 dakika götürdü.
case ve tars her uzay robotu gibi çok şirindi.
--spoiler--
Filmi bugün izledim, genel olarak dram ve sci-fi temalı. En hoşuma giden kısmı beşinci boyutta cooper'ın kızıyla iletisime gecmesiydi. Ayrica küçük murph ile buyuk murph çok benzerdi. Ikincisi cıksa güzel olurdu. Ama senaryosu pek elverisli değil gibi.
--spoiler--
Yaw senaryo bik bik bik diye ötmek istemem ama sen karadeliğin olay ufkundan içeri zilyon kat güçlendirilmiş gemiyle bile giremezsin ki atomların bile parçalanır. Bizim abimiz nerdeyse çıplak vücut girip sağ çıkıyor.
Bir de abimizin niye hiç sakalları çıkmadı onu anlamadım ben.
--spoiler--
Edit: ulan buna bile eksi veren kişi sana sesleniyorum sen benim her entrymi takip edip eksileyen bir akçomar değilsen ben de bir bok bilmiyorum. kümesine dön akçomar.