güne bir şiir bırak

entry57 galeri10
    32.
  1. Bende tarçın sende ıhlamur kokusu
    Yürürüz başkentin sokaklarında

    Bir nehir şu tutuk konuşan cumartesi
    Üstünde iki yonga: Çarşamba, bir de cuma

    Ayrılık lafları etme sevgilim
    Önümüz Temmuz önümüz Ağustos nasıl olsa

    Kolkola yürüyoruz tek tük öpüşüyoruz
    Sonra ayrılıyoruz korkuyoruz da

    Kimi zaman neden kalabalığın içinde duruyoruz da
    Kimi zaman bir köşe arıyoruz en sapa

    işimiz mi yok, şu Akay'a sapalım istersen
    istersen garson girelim ilkyazın gazinosuna

    Börekçi! diye bağır istersen şurda
    Kısmet çıkar -sanırım- Emek'te oturan kıza

    Abiler! Abiler! diye bir şey satayım ben
    Mendilim kalmamış kağıt peçete yok mu çantanda?

    Üç peseta gibi bir paraya dondurma yemiştim
    Madrid'te yemiştim, ve çatılardan kanguru akıyordu
    Londra'da

    Seversin mi beni, doğru söyle ama? - Sigara?
    Ne eflatun etin var, yanarca mı yanarca

    inan Selimiye'nin minareleri gibisin
    Her seferinde başka yoldan çıkılır nirvanaya

    ''CEMAL SÜREYA''
    0 ...
  2. 31.
  3. Yok öyle umutları yitirip karanlıkta savrulmak.
    unutma! Aynı gökyüzü altında, bir direniştir yaşamak...

    Nazım Hikmet Ran.
    0 ...
  4. 30.
  5. Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
    Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
    Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
    Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

    (Kaldırımlar) n.f.k
    0 ...
  6. 29.
  7. Seyyah oldum gezdim gurbet elleri
    Kar etti canıma yeter ayrılık
    Anlatayım başa gelen halleri
    Ölümden çok çektim beter ayrılık

    Gurbet eli bizim için yapmışlar
    Çatısını çok muntazam çatmışlar
    Ölüm ile ayrılığı tartmışlar
    Elli dirhem fazla gelmiş ayrılık

    Karacoğlan der ki telkin verincek
    Ötüşür bülbüller gonca gülüncek
    Ben burda yar orda böyle kalıncak
    ister ölüm olsun ister ayrılık.
    1 ...
  8. 28.
  9. ben pek beceremem ağlamayı,
    bir dize baş koyup dinlenmeyi de,
    öyle karı gibi arkadan sallamayı,
    yüzüne gülüp gizli gizli bilenmeyi de.

    ben pek beceremem üzüldüm demeyi,
    aşığım diyerek başkasını sevmeyi,
    gönül kırıp, öfkeyi hicran bilmeyi,
    ben pek de sevmem "ben böyleyim" demeyi.

    evde tavanı seyrettiğim doğru olsa da hüzünden geceleri,
    insan yüzüne surat asmayı bilmem ben,
    aşık gönlüm, maşuk olmaktan bihaber ise de,
    seviyorum demişsem bir kere, ölsem gidemem ben.

    gönlüme giren olduysa da, yegahına basan olmadı hiç,
    gözlerime bakan olduysa da, dilinden anlayan yaşamadı hiç,
    aşık olmadım desem de, dilimde yalan olmadı hiç.
    şu koskoca hayattan payımız düşen de,
    olmuş işte,
    koca bir hiç.

    sevgiler.
    düşen kızlar favlasın.
    3 ...
  10. 27.
  11. denizin mavisinde her his,an; safi iken,
    her mavide denizi aramak mahfi imiş,
    güneşlenen yerde açan güller afi iken,
    gülümsemekte olan sırlar hafi imiş.

    kaş yapmak, dost meclisinde kafi iken,
    yalanı diline yuva eden dost, sufi imiş,
    kalp ile muhabbet gönle nafi iken,
    kalp kırmak bu zamanda, farzi imiş.

    yazar: ben
    2 ...
  12. 26.
  13. Dünyanın dönüşü kudretin sırrı
    Işılır gün doğar döner akşamlar
    Her saatin ayrı ayrı rengi var
    Dağlara siyah tül iner akşamlar

    Ara garip yalcu pınarı baştan
    Su sesi geliyor karşi yamaçtan
    Süzülür dereye çakıldan taştan
    Eşsiz gelin gibi iner akşamlar

    Karşiki yaylada çobanın mali
    Bir yırtık keçesi birde kavali
    Bir yaban tezegi bir kuru çali
    Ufaktan ataşi yanar akşamlar

    Aldandın dünyanın bilmem nesine
    Mevlam neler koymuş kudret tasına
    Koyun yavrusuna kuş yuvasına
    Çırpına çırpına döner akşamlar

    aşık mevlit ihsani
    0 ...
  14. 25.
  15. Öyle bir yerdeyim ki
    ne karanfil ne kurbağa
    Bir yanım mavi yosun
    Dalgalanır sularda
    Dostum dostum
    Güzel dostum
    Bu ne beter çizgidir bu
    Bu ne çıldırtan denge
    Yaprak döker bir yanımız
    Bir yanımız bahar bahçe

    Öyle bir yerdeyim ki
    Bir yanım çığlık çığlığa
    Öyle bir yerdeyim ki
    Anam gider Allah Allah
    dölüm düşmüş sokağa.

    Dostum, dostum güzel dostum
    Bu ne beter çizgidir bu
    Bu ne çıldırtan denge
    Yaprak döker bir yanımız
    Bir yanımız bahar bahçe

    (bkz: Hasan Hüseyin Korkmazgil)
    4 ...
  16. 24.
  17. beraber yaylada oyun oynardık
    o günleri sen unuttun be dostum
    kan kardeşi gibi candan kaynardık
    bilmem sonra niye sattın be dostum
    ..
    parmağımı kestin kanım akıttın
    suçun yokmuş gibi sen yüzlü çıktın
    acı bir sözünle gönlümü yıktın
    yüreğime hançer attın be dostum
    ..
    yazık oldu geçen o yıla güne
    dostum diye güvenmiştim ben sana
    sende gardaşımsın diyerdin bana
    sözlerini niye yuttun be dostum
    ..
    hain olup düşman çıkmışım gibi
    sanki hatırını yıkmışım gibi
    bağını bahçanı yakmışım gibi
    el sözüyle bana çattın be dostum
    ..
    milletin içinde kusrumu derdin
    onurumu ayak altına serdin
    serdaliyi azarlayıp hep yerdin
    herşeyimle alay ettin be dostum

    aşık mustafa serdali; (yaşanmış bir hikaye üzerine yazılmıştır)
    0 ...
  18. 23.
  19. Bazen her şeyi istersin
    Hiç bir şeyi alamazsın
    Bazen mutlu olmak istersin
    Mutsuzluk peşini bırakmaz
    Bazen alıp başını gidesin gelir
    Gidemezsin
    Bazen şu sigarayı bırakmayı düşünürsün
    Kalkıp arkandan gelir
    Bazen sevilmek istersin
    Sevilemezsin
    Bazen bazen diyip hayaller kurarsın
    Bazenler alıp başını gider
    işte bazenin bedeli bu
    Bazenler bazen diyebilse insan.
    1 ...
  20. 22.
  21. Bazen her şeyi istersin
    Hiç bir şeyi alamazsın
    Bazen mutlu olmak istersin
    Mutsuzluk peşini bırakmaz
    Bazen alıp başını gidesin gelir
    Gidemezsin
    Bazen şu sigarayı bırakmayı düşünürsün
    Kalkıp arkandan gelir
    Bazen sevilmek istersin
    Sevilemezsin
    Bazen bazen diyip hayaller kurarsın
    Bazenler alıp başını gider
    işte bazenin bedeli bu
    Bazenler bazen diyebilse insan.
    1 ...
  22. 21.
  23. serin sokağında yürüdüm Üsküdar öğleninde,
    bir yudum su içtim bin sevgiyle,
    geçtim çiçekler içinden yosun kokusuna dek,
    üsküdar can şehri, üsküdar yar şehri.
    0 ...
  24. 20.
  25. güvenim kalmadı artık insana
    dost gibi görünüp sırttan vurunca
    sevgimi saygımı döktüm harmana
    adamdan saymayıp elden görünce
    ..
    bu zamanda kimse kıymet bilmiyor
    ağızlan kuş tutsan bile olmuyor
    sen gidersin ama sana gelmiyor
    zaten öyle olur değer verince
    ...
    kötü isem gelmeseydin yanıma
    sonra kaçtın kast mı ettim canına
    dokunmaz mı bu insanın kanına
    onurunu onurunu yerden yere serince
    ...
    dedi ki güç yaşda değil baştatır
    duyduğumdan beri gözüm yaştadır
    belkide vicdanı ferah hoştadır
    anlar belki aynı dertten sarınca
    ...
    hainlik edipte kimseyi satmam
    sözlerim doğrudur yalanı katmam
    serdaliyim hiç kimseye kin gütmem
    anca ağlıyorum biri kırınca

    aşık mustafa serdali- bana aittir..
    0 ...
  26. 19.
  27. meçhul kaderin çizdiği yoldan gideceksin;
    bilmem ki bu meçhulleri hep tanrı mı yazmış?
    öyleyse bırak, ruh bütün işkenceyi çeksin,
    bin bir kere ölmeksizin insan yaşamazmış...
    0 ...
  28. 18.
  29. Sonbaharda yapraklar gibi,
    Sararıp düştün yerlere,
    savurdu rüzgar seni,
    Benden alıp başka ellere.

    Bana ait.
    3 ...
  30. 17.
  31. Yalnızın Şarabı
    Charles Baudelaire
    Seven kadının o garip bakışı var ya,
    Sere serpe yıkansın diye güzelliği
    Dalgalı ayın titrek göle gönderdiği
    Beyaz ışın gibi bize doğru kayar ya; Bir kumarbazın sonuncu para kesesi;
    Çapkıca bir öpücüğü sıska Adeline’in;
    Tıpkı uzak sesi gibi insan derdinin,
    Sinirlendirici, tatlı bir müzik sesi, Bütün bunlar değmez, derin şişe, senin
    Dindar ozanın susamış yüreği için
    Bağrında tuttuğun etkili balsılara; Umut, gençlik, yaşam boşaltısın içlere,
    - Ve onur, hazine bütün dilencilere,
    Ki bizi yengin ve eş kılar Tanrılara!

    Charles baudelaire
    0 ...
  32. 16.
  33. benim hiç sapanım olmadı anne,
    ne kuşları vurdum,
    ne de kimsenin camını kırdım...
    çok uslu bir çocuk değildim ama,
    seni hiç kırmadim, hep boynumu kırdım.
    ben hayatım boyunca
    bir tek kendimi vurdum! ..

    Yusuf hayaloğlu..
    4 ...
  34. 15.
  35. (bkz: attila ilhan) - barakmuslu mezarlığı

    kuş uçmaz, kervan geçmez, karanlık tuttu yolları
    gözün gönlün kararmış sen nasıl gecesin hey gidi
    ben ne inim ne cinim, ben bir garip ademim
    barakmuslu köyünden selamsız oğlu bekir
    yıkılası hanede sekiz boğaz altıma bakar
    ben kendimi toprak bilirim, toprak beni baba bilir
    benim köyümde avrat bile toprak gibi sevilir
    ben ne inim ne cinim, ben bir garip ademim
    nideyim bu mezarda babam yok, yalnız anam var
    dedem yok bu mezarda, fukara ninem yatar
    söyleyin dağlar-taşlar ben selamsız oğlu bekir
    iki gözüm iki ateş parçası, iki taş parçası iki elim
    yıkılası hanede sekiz boğaz altıma bakar
    gece düşer, barakmuslu mezarlığı dirilir
    barakmuslu mezarlığında seyran seyran ölüler
    bir giden bir daha dönmez, gitti gider
    sen harami yusuf, her yaranda bir çiçek açmış
    sen hasretlik şakir, mapuslarda ölen şakir
    evladım kadir nasıldı o seni dağda mı vurdular?
    0 ...
  36. 14.
  37. ah benim gariban dertli kardeşim
    zalimler dünyada yol vermez sana
    gönlün hüzne dalmış kim kale alır?
    kimse bahçesinde gül dermez sana
    ..
    sanma ki her insan sözünü tutar
    lokma tutar gibi sözünü yutar
    vallah çıkar bitsin çelmeyi atar
    çıkarı olmazsa bal sürmez sana
    ..
    bilmediğin yerde eylenme sakın
    yanlış iş yapıpda vaylanma sakın
    yad el için boşa söylenme sakın
    kimse senin gibi dil yormaz sana
    ..
    bu hayyatta hep dik durmayı öğren
    hedefe kitlenip varmayı öğren
    kendi yükün kendin sarmayı öğren
    kimse el atıpda dal sarmaz sana
    ..
    serdalim nasihat ediyor siye
    hakka yönel kardeş! kanma dünyaya
    bi,r arzusu var mı vereyim diye
    yaradanım sorar el sormaz sana

    aşık mustafa serdali(bana aittir -ozmusta)
    2 ...
  38. 13.
  39. 12.
  40. Şunları bir araya toplayayım.
    Bir güzel muhabbet edelim" diye düşündüm.
    Mutfak işinden de anlarım.
    Donattım sofrayı.
    Bayağı uğraştım.
    Hepsinin, ayrı ayrı ne
    yemekten, ne içmekten
    hoşlandığını iyi bilirim.
    Bayağı da para gitti.
    Birinin yediğini öbürü yemez.
    Ötekinin içtiğini beriki içmez.
    Dört kişilik sofra kurdum.
    Mumları da yaktım.
    Bak hepsi, Erick Satie severdi.
    Hatırladım.
    Müziği de ayarladım.
    Geldiler.
    20 yaşında ben,
    35 yaşımda ben,
    40 yaşımda ben ve
    bugünkü ben dördümüz.
    Birden yirmi yaşımı, otuz beş yaşımın karşısına oturttum.
    Kırk yaşımın karşısına da, ben geçtim.
    Yirmi yaşım, otuz beş yaşımı tutucu buldu.
    Kırk yaşım ikisinin de salak olduğunu söyledi.
    Yatıştırayım dedim.
    "Sen karışma moruk" dediler. Büyük hır çıktı.
    Komşular alttan üstten duvarlara vurdular.
    Yirmi yaşım kırk yaşıma bardak attı.
    Evin de içine ettiler.
    Bende kabahat.
    Ne çağırıyorsun tanımadığın adamları evine ...

    can yücel
    4 ...
  41. 11.
  42. Onu kırmış olmalı yaşamında birisi
    Dinledikçe susması
    Konuştukça susması
    Tek başına iki kişi olmuş
    Heykelini yontuyor yalnızlığın ustası.
    1 ...
  43. 10.
  44. ne güzel şey hatırlamak seni:
    ölüm ve zafer haberleri içinden,
    hapiste
    ve yaşım kırkı geçmiş iken...

    ne güzel şey hatırlamak seni:
    bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
    ve saçlarında
    vakur yumuşaklığı canımın içi istanbul toprağının...
    içimde ikinci bir insan gibidir
    seni sevmek saadeti...
    parmakların ucunda kalan kokusu sarduya yaprağının,
    güneşli bir rahatlık
    ve etin daveti:
    kıpkızıl çizgilerle bölünmüş
    sıcak koyu bir karanlık...

    ne güzel şey hatırlamak seni,
    yazmak sana dair,
    hapiste sırt üstü yatıp seni düşünmek:
    filanca gün, falanca yerde söylediğin söz,
    kendisi değil
    edasındaki dünya...

    ne güzel şey hatırlamak seni.
    sana tahtadan birşeyler oymalıyım yine:
    bir çekmece
    bir yüzük,
    ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım.
    ve hemen
    fırlayarak yerimden
    penceremde demirlere yapışarak
    hürriyetin sütbeyaz maviliğine
    sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım...

    ne güzel şey hatırlamak seni:
    ölüm ve zafer haberleri içinde,
    hapiste
    ve yaşım kırkı geçmiş iken...

    -nâzım hikmet.
    2 ...
  45. 9.
  46. "Herkesin
    Bir umudu vardır,
    Bir savaşı,
    Bir kaybedişi,
    Bir acısı,
    Bir yalnızlığı,
    Bir hüznü…
    Çünkü herkesin bir gideni vardır,
    içinden bir türlü uğurlayamadığı…"

    Turgut Uyar
    8 ...
  47. 8.
  48. Dili çözülüyor gecelerin..
    Gölgeler kaçışıyor derine
    Alıp sihrini bilmecelerin:
    Gün doğuyor şehrin üzerine.

    Korkarak saklanıyor bacalar,
    Gün doğuyor şehrin üzerine;
    Dalıyorlar günün gözlerine
    Gözleri uykulu atmacalar.

    Sallıyarak dallarını kavak
    Yükseliyor her günkü yerine,
    Gün doğuyor şehrin üzerine
    Mavi bir ışıkla ağararak.

    Gün doğuyor şehrin üzerine,
    Renk renk hacimle doluyor her yer.
    Bakıyor dağınık yüzlü evler
    Hala yanan sokak fenerine.

    Toprak kımıldıyor yavaş yavaş,
    Gün doğuyor şehrin üzerine,
    Bembeyaz gece çiçeklerine
    Sabahla düşüyor bir damla yaş.

    Orhan Veli.
    4 ...
© 2025 uludağ sözlük