Günün birinde Franz Kafka rutin yürüyüşlerini yaptığı parkta ağlayan küçük bir kıza rastlar. Nedeni ise oyuncak bebeğini kaybetmesidir.
Kafka bebeği onun yerine aramayı önerir ve ertesi gün aynı noktada buluşmak üzere sözleşirler. Bebek bulunamaz.
Kafka küçük kıza bebeğin ağzından bir mektup yazar ve buluştuklarında kendisine okur... Mektupta şu yazar:
“Lütfen benim için kederlenme, dünyayı görmek için uzun bir yolculuğa çıktım. Sana başımdan geçenleri anlatacağım.”
Kafka küçük kızla her buluştuğunda oyuncak bebeğin hayali maceralarını küçük kıza okur. Görüşmelerinin son gününde Kafka küçük kıza bir oyuncak bebek getirir.
Oyuncak bebek kızın kayıp bebeğinden çok farklıdır.
Ancak bebeğe iliştirilen küçük not soru işaretlerini giderecek türdendir:
“Yolculuğum beni çok değiştirdi.”
Aradan yıllar geçer... Yetişkin hale gelen kız bebekte küçük bir çatlağın içine yerleştirilmiş notu fark eder...
O notta şöyle yazar: “Sevdiğin her şeyi er ya da geç kaybedeceksin, ama sonunda sevgi başka bir surette geri dönecek.”
" Dante'nin ünü gitgide yayılıyor çünkü kimse Tanrısal Komedya'yı okumuyor. " Voltaire
Bu tip kült olmuş isimleri görünce aklıma hep bu söz düşer artık onlar hakkında iyi bir önyargı oluşmuştur, beğenmeme gibi bir lüksün yoktur, eleştiremezsin, bilmeyeni ayıplarlar ama ayıplayanların %90'ının hiçbir çabası yoktur onları anlamak için. Sadece isimlerini bilirler eserlerini bilirler lys edebiyat ya da kpss genel kültür testlerinden yüksek net yapmak dışında hiçbir katkıları yoktur hayatlarına ve bu onlara gayet yeterli gelmektedir. Yapmayınız böyle onlara yapılacak en büyük saygısızlıktır bence bu!!!!
bir yazar.
şimdi şöyle sen hayatin boyunca hep dislan, yahudiyim de yahudisin diye hıristiyanlar dislasin, hristiyana benziyon diye yahudiler dislasin. almanca konus cekler dislasin, cekim de almanlar dislasin.
anca bir dislanma ezilme.
baban çelimsiz ince gucsuz diye sevmesin, anan babasinin oglu diye sevmesin.
karin zengin olsun oh kurtuldum de karinin ailesi fakirsin diye ezsin.
genc yasta verem ol, zayıfla acilar cek bir senataryumda vefat et. acilar bitti oh de.
en yakin arkadasina vasiyet et kitaplari mektuplari yak sakin basmayin de, dönüşüm kitabinin kapagina da böcek resmi koymayin coluk çocuk isler yapmayin de.
arkadaşın gitsin tum kitaplarini eserlerini hatta mektuplarini bile bastirsin. yayimevi de gelsin dönüşüm kitabini böcek kapagiyla bassin :d
milyonlar okusun seni sen okunmak istenmedigin halde, bir de instagramlarin süsü ol.
arkadaş samanyolunun ibretlik filmlerinde ana babasini döven evlatlar bu kadar çekmedi. sen ne yaptin böyle ya alla alla
not:
agnottott okuyorsan ve zengin olduysan beni prag'a götür ya :d tamam o kadin icin gitmeyecegiz, kafkanin evini ziyaret ederiz :d kafkanin benim fatihama ihtiyaci var :D
'milena'ya mektuplar' adında bir kitap yazmamış sadece hayatının beş senesini Milena'ya mektup yazarak geçirmiş takıntılı kişi.
Milena ile iki kez nişanlanıp ayrılmış sonrasında tutkusunu mektuplara dökmüştür. Milena'ya 600'ü aşkın mektup yazmış, bunların pek çoğu 900 sayfadan fazla tutmuştur.
Bu kitaptan haberi bile yoktur. Geride kalan dostları yazılarını ve mektuplarını ele geçirerek basmış, Franz Kafka adının gölgesinde renkli ve zengin bir hayata yürümüşlerdir.
adamın yazdıklarını tartışalım, beğenelim, eleştirelim neyse de; adam ısrarla şu dönüşümün kapak fotoğrafını böcüklü yapmayın, böcek olmasın orda demiş. Çünkü orada böcek olması kulağı ters elle tutmaya benziyor. Peki ne olmuş? Kapak fotoğrafında böcek var. Hayır kapağa böcekli foto koydunuz ama kitabın son sözünde adamın yazdığı mektupları da eklerken bakın kapakta böcük olmasın diyişini de eklemişsiniz, ama kapak böcüklü. Kafka sonra vay efendim neden yazılarını kitaplaştırmak istemedi. iki tane fazla satacaz diye adamın dediğini böyle umursamayıp kitap az daha kalın gözüksün diye sonsözlerde, adamın anılarında bunu da ilave ederek yayımlamak? Can yayınları?
Nazlı Ilıcak bir konuşmasında düşünceyi geliştirme yollarından tanık göstermeye başvurmuş olacak ki "ünlü Fransız yazar kafka'nın dediği gibi" demişti.
Fransız demişti. işte o lahza o an beynimden sikilmişe döndüm. Oha amk. Kadın kafka'yı Fransız sanıyor. işin acısı bu kadın bi de araştırmacı gazeteci hani az daha zorlasan belki aydın addedilecek. Yazdıklarına söylediklerine kayıtsız şartsız inanan hatrı sayılır bir kitle vardı yani.
Ve işin acısı o hatrı sayılır kitlenin artık nazlı Ilıcak'a pek inanmamasının nedeni entelektüel fosluğunun açığa çıkması değil. Kitle demişken evet sanki tıp dilinde bir uru bir tümörü tasvir ediyormuş hissi veriyor. Evet sanki bir zamanlar nazlı Ilıcak'ı takip edenler sanki metastaz yapmış bir tümör gibi. Allah belamı versin. Yeminlen bak.
kimse kusura bakmasında malın teki. saçma sapan kitapları var. zaten kendisi basmaya utanmış saçmaladığının oda farkında. bunun ibne bi arkadaşı var, bu ölünce o basıyor kitapları. bi ibne para kazancak diye edebiyat eziyeti çektiriyolar bizede.
okumayın olum şu adamı.
edit: kafka seviciler onlaynmış. şu adamın kitaplarını seviyorsanız aklınızdan şüphe ederim. popülist entelcikler sizi.
gönül isterdi ki, milena’ya mektuplarının derlenmesiyle oluşturulan kitabın içeriğinde milena’nın mektupları da olsaydı. bir süre sonra tek taraflı mektupları okumak tuhaf geliyor.
Mesela, neden senin odanda duran, sen sandalyende ya da çalışma masanda otururken,uzanırken ya da uyurken seni bütünüyle gören bir dolap değilim? Neden değilim?
ben bol bol küfür ediyorum ve ölümü olabildiğince hoş karşılamaya çalışıyorum, o ise yazdı ve öldükten sonra büyük adam oldu. ben öldükten sonra da küçük adam olarak kalmaya devam edeceğim. son kararım.
bu arada şayet reenkarnasyon varsa, kafka'nın babası benim babam olarak tekrar yaşıyor.
milenaya da başka bir isimle hayatta.
ben de kafka'yım.
ister inanın ister inanmayın.