(#1145434) no'lu entryi yazmı$tım bundan 2 ay evvel.
grange'in la ligne noir'inde "insanlık suçu" olarak tanımlanmı$ olduğunu gördüğümde ise $a$kınlıklar içerisinde kaldım desem yeri. evet bu konu hakkında en küçük bir optimist yakla$ımım yok ama insanlık suçu olduğuna da inanmıyorum.
ya$anmı$ bir $ey "suç" olarak lanse edilirse yer yerinden oynar mı, oynar.
hayvanlardan farklı olarak düşünebilme yetisine sahip bir canlı türü olan insanın, toplum olarak yaşayabilmesinin fizyolojik ve psikolojik anlamda en ve en temelinde yer alan kavramlardan birisidir aile olma kavramı..
aile tanımına uygun olarak birlik oluşturduğunuz kişilerin, ayrıcalıklarından birisi koşulsuz güvenilecek bazı temel taşlarının olmasıdır.
aile içindeki cinsel istismar veya birliktelik, bu en temel taşlardan birisinin yerinden oynaması demektir.
sırasında aç kalabilirsin, sırasında şiddete maruz kalabilirsin, duygusal veya fiziksel gelişmen elde olan veya olmayan sebeplerle yeterince sağlanmamış olabilir. tüm bunlar bir yere kadar kabul edilebilir, kabul edilmese bile bu denli korkunç değildir.
ama ensest, işte orada duruyor insan..
bu bir uçtur. aile olma kavramı ile korunduğuna dair olan inancın en ucudur. tüm değerler sarsılır bununla, dünya da..
bir benzeri ise töre cinayetleri adı altında yapılanlardır. ailen, var kılmak için uğraştıkları canı almaktadır. ölen bilmez ama kalanlara ve çevreye verdiği güvensizlik, diğer insanların ruh sağlıklarında onulmaz yaralar açar..
ensest en yaygın olarak,( ki genellikle saklanır bunlar ortaya çıkmaz) toplum baskısının fazlaca hissedilemediği, özellikle yerleşimin dağınık olduğu yerlerde karşımıza çıkar.
farklı bir psikolojik açıklaması vardır mutlaka ama bu tip olaylarda durumdan haberdar edilen annenin bile kabullenmemek adına çocuğunu yalancılıkla suçladığı olmuştur. belki yapması gerekenler ile başa çıkacak gücü kendinde bulamadığından. gözlerini yummaktadır bilinçsizce..
baba kızına tecavüz ediyor. mahkemede hakim babaya soruyor:
-Hiç utanmadın mı kendi kızına böyle bir şeyi yapmaya?
babanın cevabı:
-hakim bey! siz olsanız kendi tarlanızda yetiştirdiğiniz meyvenin tadına ilk önce kendiniz bakmak istemez misiniz?
not: yaşanmış bir olaydır. mahkeme tutanaklarına geçmiştir.
Uzun süre sonra gelen bir not daha: Eksi oylayan iki kişinin düşünce sistemini çözmeye çalışıyorum.
etik olarak ayıp olup olmadığı konusunda kararsız kaldığım konudur.insan türü ister istemez ensest ilişkiden türediğine göre (adem ve havva'nın 40 oğlu 40 kızı hikayesi) ahlakidir.ama öte yandan empati kurmaya çalıştığınızdaysa ahlaksızdır.
ben yine de adem'le havvadansa kendimi örnek alayım.
Kuran'da şiddetle yasaklanması ister istemez Adem ile Havva kalıbının gerçek olmadığı düşüncesine itiyor beni. Kaldı ki akraba evliliği ürünü çocukların sakat doğma ihtimalleri çok yüksek iken insan ırkının gayet normal bir şekilde üremeye devam etmiş olması da ayrıca bir tartışma konusudur.
Bana kalırsa ensest bir hastalıktan ziyade cinsel doyumsuzluğa bağlı kör cahilliktir. Bir insanın anne babası ya da kardeşleri ile böyle bir ilişki içine girmesi ne derece mantıklı olabilir ki?
Hele Kuran-ı Kerim'de, hiçbir kan bağı olmadığı halde üvey ebeveyn ve çocuklara bile nikah düşmediği göz önüne alınırsa, bunu yapanların cinsel istismardan cezalandırılmaları caizdir.
avrupa'nın "özgürlük" diye diye indiği modernizmin kuyusunun, pisliklerinden bir pislik. bu kahrolası kuyuya demokrasi, çoğulculuk, insan hakları gibi yemlerle çekiyorlar barbarları, yani müslümanları. perdeleri bir indirebilsek...
insanın içgüdülerine ne kadar kolay yenilebildiğini anlatan sapıklık türüdür. sanırım işte burdan başlayarak, insanın nasıl olupta başka insanların zenginliklerini çalabilmek için öldürebildiğini, savaşlar çıkarttığını, dünyaya neler oluyor diyerek kocaman lcd televizyonundan izlediği içsavaşlara, kendi lüks yaşamının neden olduğunu ta içinden bilmesine veya şimdiye kadar çoktan öğrenmesi gerekmesine rağmen suçu o televizyonda gördüğü politikacılara atabilildiğini anlayabiliriz.
akraba evliliginin yaygın oldugu,dahası tercih edildigi turkiye de
cok yaygın oldugu dusunulen cinsel sapkınlık.yasama kulturu ve kosulları da
bu sapkınlıga canak tutuyor.birey kulturu diye birsey olmadıgı icin
evin icinde bireysel alan,kisiye ait ozel oda da yok.
bir ya da iki odadan olusan evlerde yasayan yuzbinlerce cok cocuklu
aile var.batı ulkelerinde ilkokul seviyesinden baslayarak cocuklara
kanunların-yasaların onemi ve kendi kisisel hakları ogretilir.
ister ailesinden ister dısardan, kimden gelirse gelsin herhangi bir
tacizde ne yapması gerektigi anlatılır.
biz de degil temel egitim seviyesinde universite seviyesine gelmis
gencler bile kanunların onemini ve haklarını bilmezler.
kanunlar da sokaktaki ortalama egitime sahip bir insanın
anlayabilecegi bir dil ile de yazılmaz.ozellikle yaparlar sanki.
onun icin dogu insanı kadercidir,allaha emanet yasar.
gerci allahın da bizi pek umursadıgını soyleyemeyiz.
eşcinselliğin bir üst levelı. şimdilerde escinselligin kotu bir sey olarak gosterilmesi diyenlerin evlatları, torunları yakın gelecekte hemcinslerini şeyetmekten sıkılıp bu tarz sapkınlıklara yelken açacaktır.