'o günün şartlarına ve sanat anlayışına göre güzel bir edebiyattır. sosyal ve ekonomik içeriği olmasa da aşk, ölüm, tabiat gibi soyut kavramları işlemesi ise övgüye değer milli devletimiz milli dilimiz türkçe'yi artık bir sanat, edebiyat, bir bilim dili düzeyine ulaştırdığı için bundan böyle arapça'ya, farsça'ya, batı dillerine ihtiyaç kalmamıştır..
kullanılan dilin içinde kelimeler arapça ve farsça diye küçümsenen edebiyattır.
ingilizce'nin yüzde yetmişi de yabancı kelimelerden oluşuyor. adamlar tüm dünyaya dilini öğretiyor. ya sen? öz kelimelerden oluşan dilini kime öğretebiliyorsun?
türkçe'nin ne kadar kendi benliğinden uzaklaşabileceğini gösteren dönemdir. arapça-farsça yapıtlar taklit edilmiştir ve bu da türk edebiyatı diye yutturulmuştur. gerçek türk edebiyatı için buyurun:
divan edebiyatı
güzel türkçemizin esamesinin okunmadığı, arap ve fars edebiyatının taklidiyle 13. yy da doğup 18. yy a kadar varlığını devam ettirmiş, elit kesime (!) hitap eden, ölçüde aruz, nazım biriminde beyit benimsenen; gazel, kaside, mesnevi gibi nazım şekilleri olan;fuzul, baki, nefi gibi önemli sanatçılar yetiştirmiş bir edebiyat akımıdır.
elbet o da bizim edebiyat dönemlerimizdendir ama şahsi bir fikir olarak anlanmaması için resmen uğraş verilen şiiri sevmediğimden ve şekilciliğe olan negatif yaklaşımımdan dolayı kendilerini pek sevmem.
sanattan ve kültürden yoksun beyinlerin, sözleri ve manayı anlayamamasından, gereksiz ve miadını doldurmuş olarak gördükleri, ömrünün hiç bir safhasında milliyetçilik yapmamış adamın konu divan olunca "dili yozlaştırıyor." dediği, fakat özünü kavrayanları kendine hayran bırakan edebiyat. örnek vermek gerekirse;
Haddeden geçmiş nezâket yâl ü bâl olmuş sana,
Mey süzülmüş şişeden ruhsâr-ı al olmuş sana. (nedim)
biraz divan edebiyatıyla ilgilenen kendisine aşık olur..
gece yarısı adamı uyutmaz da, hatırlayamadığın bir beyiti hatırlamak için kitapların arasında kaybolursun.. aradığını kelimeleri bulduğunda o şairdeki tasvir ve duyguya hayranlıkla uyuyabilirsin artık..
divan edebiyatı bir aşktır.. onu okuyan artık yazamaz..
sevgilinin bakışının yazarın kalbinde açtığı yaranın, dağa benzetildiği edebiyat biçimi.
mutlu aşk da yoktur, kavuşmak da. ilk başta sıkıcı gelir fakat sonradan zevkli olmaya başlar.
bir de divan edebiyatı sözlüğü vardır, kalınlığı gözünüzü korkutmasın.
osmanlı tarihiyle paraleldir. osmanlı' nın en parlak dönemlerinde en iyi eserler verilmiştir. osmanlı' nın yıkılmasıyla da son bulmuştur.
sürekli halktan kopuk, yüksek zümre edebiyatı, halk bunu anlamazdı gibi yaftalarla eleştirilen, edebi dönem. halbuki gerçek böyle değildir. divan edebiyatı ön yargılarımızın kurbanı olmuştur. hayattan izler taşımaz diye eleştirilmiştir ancak hayattan izler taşır. bazı örnekler vermek gerekirse;
pür-hevadur başumu kes kubbe-i eflake at
ey peri hammamda tut ki uçurdun bir habab(zati)*
*ey peri gibi güzel sevgilim. başım aşk arzusu ve hevesi ile doludur, onu kes de gökkubbeye fırlat. tut ki hamamda sabun köpüğünden bir balon uçurmuşsun.
şair bu beyitinde hamamda çocukların sık oynadığı balon uçurma oyununa telmihte bulunmuştur.
*ilim yolcularına nasıl düşmanlık edilmesin ki, (onların) mavi çizme giymelerinde kasıt gökyüzünü ayakları altına almalarıdır.
osmalı'da bilimle uğraşanlar mavi çizme giyerdi. şair bunu onların gökyüzünden bile daha üst tabakada olmaları şeklinde yorumlamış ve yine günlük hayattan bir ayrıntıyı işlemiştir.
*ey sevgili, zülfünün kıvrımı dudağının üzerine gelmiş. sanırsın ki meyhanenin kapısı üzerine çember asılmış.
müslümanların yanlışlıkla meyhaneye girmemesi için osmanlı devleti döneminde meyhane kapılarına çember asılırdı. şair de burada zülfün kıvrımını çembere benzeterek sevgilinin dudaklarını şarap gibi kırmızı ve tatlı, sevgilinin ağzından çıkanların da şarap gibi sarhoş edici olduğunu anlatmış. yine günllük hayattan bir örnek kullanarak.
divan edebiyatı bir yüksek zümre edebiyatı değil yüksek kültür edebiyatıdır. hayattan unsurlar taşır.
not: bu entry tamamen el emeği göz nuru olup tarafımca yazılmıştır. ilgililere not çıkardığım kitabı söyleyebilirim.
13. yüzyılda başlayıp 19. yüzyılın ortalarına kadar devam eden edebi dönemdir. islamiyetin etkisinde gelişmiştir. oini ögeler önemli yer tutar. bu edebiyata divan edebiyatı denmesinin sebebi şairlerin şiirlerini topladıkları kitaba "divan" denilmesidir. divan edebiyatında nazım önemli yer tutar. nesir ikinci plandadır. şiirde aruz vezni kullanılır, nazım birimibeyittir. ahenge önem verildiği için kafiye önemlidir. şairlerin kullandıkları diy türkçe, arapça ve farsçadan oluşan osmanlıcadır. söz sanatlarına sıkça yer verilir. şiirlerde bütün güzelliği değil parça güzelliği önemlidir. bu nedenle şiirlerin anlam bütünlüğü yoktur. her beyitte farklı konular bile işlenebilir. şiirlerin isimleri (başlıkları) yoktur, şiirler tür adlarıyla (örn: su kasidesi) bilinir. nazım biçimleri genellikle arap ve iran edebiyatından alınmıştır. şarkı ve tuyuğ gibi türklerin kazandırdığı nazım biçimleri de vardır. belli konular ve temalar belli türler dahilinde işlenir. şiirlerde mazmun adı verilen klişeleşmiş sözler vardır.