örnek 1: civcivin yumurtadan çıkar çıkmaz toprağı eşeleyip yiyecek araması.
örnek 2; her annenin terliği kendi annesi kadar isabetli fırlatması.
edit; amk. espri olsun diye yazdık, ben mühendisim filozof olmaya da niyetim yok.
edit 2; ayrıca Kalu Bela yı araştırmanızı öneririm. bedenler olmadan allah c.c. ruhları yaratmıştır. ne zamandan beri müslümansın sözüne kalu bela dan beri der müslümanlar.
bazıları doğuştan, çoğu sonradan edinilir.
filozofların asıl tartıştığı şey sonradan edinilen tüm bilgilerin bir çeşit hatırlama olup olmadığıdır -ki bunu çok ayrı olarak uzun uzun açıklamak lazım. cahiller önce bir kaç dünya klasiği okusun, sonra takıldıkları noktaları bana sorabilirler.
genetik olarak aktarılan veriler başka birşeydir, iç güdüler başka birşeydir. filozofların aradığı cevap her sağı olan nesnenin solu olduğunu nerden biliyoruz gibi şeylerdir.
içgüdü ile bilgiyi karıştırmayalım, bilginin doğuştan gelme ihtimali yok zaten bilinç denen şey varken bunu tartışmak saçma, bebeklikten çocukluguna geçene kadar zaten öğreniyosun, hayattasın çünkü dünyadasın.
yani her insanda bulunan beş duyu organı bilgi edinme yollarıdır.
bu açıdan bilgi sonradan edinilir. beş duyu organına sahip olmayan bireyler öğrenemez. en az birine sahip olanlar kıosıtlı bilgiye ulaşır.
bir bilimadamı insanın doğuştan en savunmasız canlı olduğunu belirtmişti. bir model olmadan yaşamını sürdüremeyeceğini belirtiyordu.
diğer canlılar içinde pek çoğu hayatını ikame ettirecek bilgi ile doğuyorlar. ancak üstüne yeni bilgi koymaları insanlar kadar hızlı değil.
ve dahi nesilden nesile aktarımı mümkün görünmüyor.
örneğin bir köpeğe tuvalet eğitimi verebilirsiniz ancak ondan doğan yavrulara bunu köpek öğretemez yani yeni nesil halının ortasına pisliğini yapacaktır.
Bilgi, doğuştan gelmez. Ancak bilginin temeli doğumla birlikte atılır. Sizin temel üzerine koyduğunuz her tuğlada bina yükselir. Binanın sağlam olması atılan temele, kullandığınız malzemelere ve sizin yeteneğinize bağlıdır.
insan hayatı sonlanıncaya dek, iyi kötü bir bina inşa eder. Eğer bilgilerinizi aktarabilmişseniz, birileri binayı yükseltmeye devam eder.
oğlum siz biraz mankafamısınız? lan doğuştan gelen bilgi nedir aq? doğuştan bilgi mi gelir? o zaman araştırmanın keşfetmenin önemi nerede kaldı? ya o kadar bilim insanının bizim üzerimizdeki dolaylı yoldan geçen emekleri? herşeyi nasıl bu kadar boş, kolay ve hazır görebiliyorsunuz anlamış değilim. bir de sorsam kesin üniversite falan okuyorsunuzdur şimdi siz aq. işte eğitim sisteminin çarpıklığına bir örnek daha. gençlerimizin, insan beynini dumura uğratan saçma sapan soruları ve uğraşları...
herşeyi siktir ettim bu bilgi madem doğuştan geliyor da neden biz de dahil olmak üzere malum coğrafyada adam akıllı bir tane bile bilge insan çıkmıyor? çünkü araştırma yok, soru sorma yok, yok allah yok. ulan bu insanlara bilgi doğuştan gelmiyor da neden hep avrupalılara amerikalılara bu amına kodumun bilgisi doğuştan geliyor?
anca lise felsefe kitaplarında konu olabilecek salak salak soruları böyle ulu orta yerde sormayın da seviyenizi bari belli etmeyin. yazık ediyorsunuz kendinize. şunu düşüneceğine git survivor izle daha mantıklı. bak o bile şu soruyu düşünüp cevaplamaktan daha mantıklı bir hareket.
hadi şimdi siktir git.
edit: ayrıca mantıklı ve yine bilgi sahibi insanlar başlık sahibinin verdiği örneğe içgüdü diyor. bilgi ile içgüdü arasındaki farkı bile bilmeyen mallar da hala daha "orta yol yok"gibi saçma sapan şeylerle sözüm ona felsefe kasıyor.
Bilgi toplu bilinçaltında doğduğunuz da hazırdır. Lakin buna erişimi öğrenmeniz zamanla gerçekleşir. Bazen de zamanla öğrenirsiniz (yani bu bilgileri hatırlarsınız).
Şöyle düşünün ham madde var ama işlemeyi bilmiyorsunuz.