mustafa uğurlu'nun reis tiplemesiyle oyunculukta çığır açtığı hatta hunharca sikip attığı film'dir. filmin tek talihsizliği mustafa altıoklar gibi bir sinema beceriksizi tarafından çekilmiş olmasıdır. ha diyeceksiniz ki madem adam beceriksizdi film nasıl bu kadar güzel oldu? cevap basit, mükemmel bir senaryo, ki metin kaçan tarafından yazılmıştır, mükemmel oyuncular, mükemmel müzikler ve muhteşem bir mekan...beyoğlu...zaten isteseydi de kötü çekemezdi.
izledikten sonra insanın sahip olduklarına biraz daha kıymet vermesini sağlayan filmdir. Insanın götü irtifa kazandıkça izlemelidir. Aynı zamanda insana harbiden de düşündürmektedir zarlar düşeş gelseydi gerçekten hersey nasıl gerçekleşirdi diye.
--spoiler--
imparatorlar cigaralarından babacasına çektikleri dumanı üflerken, Adam Mickiewicz'in şair ruhu dumana asılıp, 100 yıllık müzesinden kalkarak, kilisenin istavrozuna kondu Ağır ablalar esrarı daha kallavi götürmek için zıvanalar hazırlamaktaydı
--spoiler--
gemide ve tabutta rövaşata ile birlikte 90'ları sallamış efsane türk filmi. kült bir filmdir hatta romanı daha da külttür. rahmetli metin kaçan öyle bir yazmıştır ki usta oyuncularla birlikte mükemmel bir film ortaya çıkmıştır.
arka sokaklara, fakir mahallelere ve bambaşka hayatlara ışık tutan bir filmdir. şüphesiz kitabı da öyledir ama henüz okumadım, ancak bize en kötü yerde, en bitik yaşamlarda bile nasıl iyilikler olduğunu gösterir. bunların yanı sıra muhtemelen film tarihinin en saf olarak kötü kişisini barındırır. ancak mustafa uğurlu da reis karakterini öylesine başarıyla oynamıştır ki, karakter başka bir kimsenin elinde böylesine iğrenç bir insan olamazdı. kısacası güzel filmdir, izleyiniz izlettiriniz efendim.
SAnıldığının aksine Beyoğlu değildir geçtiği yer. Kitabı okuyanlar bilir, kolera mahallesi, bayrampaşa'dadır. şu an ki adı da sağmalcılar'dır. Götünüzden atmayın öyle beyoğlu falan diye.
oyuncu listesini okuyunca insanda tiksinti uyandıran harbi ağır bir türk filmi. insan müjde arı, okan bayülgeni görünce izlemek istemiyor. bunlardan nasıl güzel bir film çıkar ki yahu diyip hemen sayfayı kapatmak istiyor ama durun siz sakın öyle bir şey yapmayın ve izleyin. izleyin ki türk film tarihinin en güzel replikleri kulaklarınızda çınlasın. ben bile tüm ön yargılarıma rağmen izledim ve sevdiğim tüm repliklerini defterime yazdım. izleyin, mutlaka. filme gelecek olursak;
--spoiler--
geçen yıl metin kaçanın intiharı sonrası geniş çaplı bir araştırma yapmıştım. meraktan. neden intihar etti, bu ağır roman meselesi nedir, bu tecavüz vakası ne iştir falandır filandır derken en son bu filmi izlemeye karar verdim. sahiden de oyuncu seçimi insanda bir tiksinti uyandırıyor. müjde ar bana hep itici gelmişti hele ki bu kadının okan bayülgenle olan uyumunu insan düşünemiyor. nasıl olur, izlesem mi derken en son açtım, izledim. film bir roman mahallesinde geçiyor, tarlabaşında. ben ankaralıyım. bilen bilir çinçinde doğup büyüdüm. az çok alışkınım böyle ortamlara ama yahu çinçinin bin katı kadar fantastik, değişik bir ortam. insan abartı mı diye düşünüyor ama filmin sahiden fantastik bir boyutu olduğunu ileriki kısımlarda anlıyor insan. filmin yönetmeni mustafa altıoklar filmin içinde, anlatıcı konumunda. arkadan deli dehşet replikler okuyor. romanı hem okuyor hem izliyor gibisiniz. filmi farklı kılan da bu bence. roman tadında. sanki romanı okuyorsunuz da hayalinizi perdeye yansıtıyorlarmış gibi. filmde kusur bol. kurgu hataları çok. kopukluklar var ama bu bile sizi filmden soğutmuyor. kabadayıların mafyalığa evrilmesi, komünistlere karşı kurulan ülkücü timler, esrar, fuhuş, şevişme sahneleri gibi bir çok farklı sahne var filmde yani ne ararsanız var. bu açıdan sahiden de çok ağır bir film. absürt denilemez ama fantastik bir boyut. sanki anti-masal. öyle bir durum var filmde. en çok da şu dizeleriyle aklımda kalmış:
savrulurken raconun kırmızı pelerini o zarif öfkeye;
zaman ki sana hasta olmuş, incelikli haytasın.
nüksederken raksına mahallenin maşallahı, eyvallahı
güzelleş be oğlum, şimdilik ölümüne kadar hayattasın, şimdilik ölümüne kadar hayattasın.
--spoiler--
her şeyiyle masal gibi film. insana zamanın okşanmayacağını anlatan ve türk filmlerinin ne denli can alıcı olabileceğini anlatan bir film. izleyin.
+ başından başka eksik var mı?
- var abi baksana elmas madeni eksik.
(aaa canavara bak karının amını kesmiş)
+hani nerede?
-arayın bulun ulan buralarda bir yerdedir.
türkiye sinemasında yeri ayrı olan bir film. çok amatör tarafları olsa da çok güzel. belki de amatör yanı bu kadar güzel kılıyor bu filmi. tıpkı tarlabaşı gibi derme çatma, kırık dökük ama gerçek..
Savrulurken raconun kırmızı pelerini o zarif öfkeye, zaman ki sana hasta olmuş, incelikli haytasın, nüksederken raksına mahallenin maşallahı, eyvallahı, güzelleş be oğlum şimdilik ölümüne kadar hayattasın. Şimdilik, ölümüne kadar hayattasın...