abartmadan söylüyorum. o dönemde yapılan birçok yeşilçam filminin içinde yer aldığı... sadece ülkemizin değil, dünya'nın en iyi filmleri grubundadır.
ama biz 100'den çok izlediğimiz için kıymetini bilmeyiz.
--spoiler--
bir daha mahalleye gelmedi müjgan, gelemedi. bizim dar ve eski sokaklara otomobili sığmıyormuş dediler. senede birkaç ay zaten avrupa'daymış dediler. zaman şifalı bir ilaçtır unutursun dediler, unuttum bende. hiç aklıma gelmedi. hatırlamıyorum bile müjganı. hatırlamıyorum.
--spoiler--
bu gün müjgan güzel bile değildi abiler, var mı ötesi?
edit: çoookta üreme organımda değil ama bu bir mesaj idi ve sana ne (ilk defa küfür edicem heyecanlıyım) pezevenk?
adamın burnunun direğini sızlatan, gözlerini dolduran bir film.
sadri alışık bu filmde oynamış demek bence hakaret, sadri baba bu film için resmen ''hüsnü'' olmuştur.
--spoiler--
filmin sonunda da tüm klişelere inat, müjgan'a kendini uğruna sattığı her şeyi bırakıp çekip gitmiştir.
- yaşamak müjgan gibi bir şeydir, ölmek müjgan yok demektir
demişken hem de..
--spoiler--
senin çocuğun mu müjgan? biz evlenseydik bizim çocuğumuz olacaktı.. ismi de koray değil, ali, ahmet cemal gibisinden bir şeyler olacaktı...
her izleyişinizde boğazınıza bir yumru oturtan yeşilçamın o yapmacık dramlarından çok öte şaşırtıcı bir realistlikle ve de inanılmaz repliklerle örülmüş film.
h: sen ki ardına dönüp bizlere bakmamıştın bi defa, sen ki kağıt paralardan kanat takıp o cehenneme uçmuş müjgansın nasıl hatırlarsın? seni anlamayan müjganlığının farkına varmayan o herif kanatlarını kesmeseydi gene de düşmezdin buralara.
m: olanları unutalım artık.
h: yeni hatırladın demek tanıdın şimdi öbür tarafı unutursun tabi.
m: yeter hüsnü!
h: yeter tabi yeter şaka söylemiştim zaten. bak şu eve, bak! ilk gittiğin, hayran olduğun, dilinden düşüremediğin ev. o zaman böyle büyük, böyle masraflı bi ev düşünememiştik bile hayalimizden çok daha
zengin bir hakikat bu. şimdi paramız da var, herşeyimiz var. hadi çık koş, ara, bağır, çağır! hüsnüyle müjgan da gelsin buraya
m: anlamadım.
her an düşünüp seni hiç ağlamazdım,param olsaydı aşkım kalırdın der ya haani.içini çeker öyle,nefessiz kalır gibi.ölürüm orda ben,ölür! nasıl bir filmdir bu arkadaş!
1970 yapımı, sadri alışık' ın oyunculukta aştıgı hatta oyunculuk dersi verdiği bir yeşilçam başyapıtı..
semtimizin bir tanesiydi müjgan. saçları sırtına kadar sırma sırma dökülür, elleri ufacık, gözleri dört defa lacivertti. ve de her ne hikmetse o da bana gönüllüydü. öyle bir sevdim ki müjgan’ ı, dünyamı şaşırdım, haddimi bilemedim, evleniriz gibi geldi bana. evimiz, yuvamız olur, ışığımız yanar, fakir soframız kurulur gibi geldi. sahil bahçesinde gazoz içerekten gizli gizli mal-ü hülya kurardık. sonrada çarşılara giderdik. eşya beğenirdik elden düşme; aynalı konsolumuz topuzlu karyolamız bile olacaktı. müjgan’ın her an her bi daim yanında olacaktım ama olmadı gitti. nereye mi ? paraya gitti abicim paraya
nasılda sevmiştim yıllarca ben seni
her akşam bekledim yollarını
elbet bir gün biz yuva kurarız derken
duydum evlenmişsin sen zengin bir gençle
zengin olsaydım sensiz kalmazdım
her an düşünüp seni hiç ağlamazdım
param olsaydı aşkım kalırdın
seve seve yanımda benimle yaşardın
nikah resimlerimizi de çektirdik. sonra karpuzcu raşit ağabeyinin kayınbiraderine borç ederekten nişan yüzüklerimizi de yaptırmıştık. ama müjgan takmadı bunu takamadı uçuverdi elimden. meğer gizlice altın bir kafes bulmuş kendine. müjgan’ın gelinliğini hususi diktirmişler, benim gibi kiralık tel duvak almaya kalkışmamışlar. öyle sevindim ki. mesut ve bahtiyar olsun diye dualar ettim. müjgan gibi bende birbirimize ettiğimiz sözleri ettiğimiz yeminleri unuttum. bir daha mahalleye gelmedi müjgan, gelemedi. bizim dar ve eski sokaklara otomobili sığmıyormuş dediler. senede birkaç ay zaten avrupa'daymış dediler. zaman şifalı bir ilaçtır unutursun dediler, unuttum bende. hiç aklıma gelmedi. hatırlamıyorum bile müjgan’ı. hatırlamıyorum
öptüğünü düşünüyorum dudak yerine parayı
para için açar mı sevişenler arayı
madem para mühimdi al koluna parayı
çantana da koy aldığın o kocayı
zengin olsaydım sensiz kalmazdım
her an düşünüp seni hiç ağlamazdım
param olsaydı aşkım kalırdın
seve seve yanımda benimle yaşardın
bugün kanaltürk' te gördüğümde yüzümde bir tebessüm oluşturmuş çok güzel filmdir. tam dışarı çıkacakken rastlamış olmak üzüntü sebebidir. hatta " acaba kalıp izlesem mi " diye bile düşündürtmüştür.
ah sadri ah... oyunculuk harikasıdır. özellikle sadri alışık'ın içini çeke çeke okuduğu şiirde kim kendini onun yerine koymaz ki? diğer yerli filmlere göre daha gerçekçi bir senaryosu vardır. müjgan annesinin de zorlamasıyla fakir adamı terkedip kendini bir zengine yamamış ama mutlu olamamıştır. sadri alışık'ın yolda karşılaştığı müjgan'la kısa konuşmasında söylediği ''çocuğun değil mi? evlenseydik bizim çocuğumuz olacaktı. benim çocuğum olacaktı değil mi? ismi de ahmet, mehmet, cemal gibi birşey olacaktı(çocuğun ismi koray) ah müjgan ah...''sözleri insanın yüreğini burkar. bir diğeri için de;
(bkz: bu da mı gol değil)
ayrıldığını duydum, burayı senin için hazırladım müjgan.
- çok mesudum. ne yapacağımı, ne diyeceğimi bilemiyorum.
- bütün arzumuz, bütün isteğimiz bir çatı altında beraber olmaktı.
- ne güzel... tıpkı eski günlerdeki gibi...
- hatırladın demek... o sahil kahvesini, bu elli kuruşluk gazozu, kurduğumuz hayalleri unutmadın demek...
- nasıl unuturum?
- nasıl unutmazsın? sen ki hususi arabayla atlas yorgan, sırmalı fistan uğruna her şeyleri yıkıp gitmiş bir müjgansın.
- hüsnü...
- sen ki ardına dönüp bizlere bakmamıştın bir defa. sen ki kağıt paralardan kanat takıp o cehenneme uçmuş müjgansın. nasıl hatırlarsın? seni anlamayan, müjganlığının farkına varmayan o herif kanatlarını kesmeseydi gene de düşmezdin buralara.
- olanları unutalım artık...
- beni hatırladın nihayet. tanıdın. şimdi öbür tarafı unutursun tabii.
- yeter hüsnü...
- yeter tabii, yeter. şaka söylemiştim zaten. bak, şu eve bak... ilk gittiğin, hayran olduğun, dilinden düşüremediğin bir ev... o zaman böyle büyük, böyle bir masraflı ev düşünememiştik bile. hayalimizden çok daha zengin bir hakikat bu. şimdi paramız da var. her şeyimiz var. hadi, çık, koş, ara, bağır, çağır, hüsnü'yle müjgan da gelsinler buraya.
- anlamadım...
- ne sen o müjgan'sın, ne de ben o hüsnü'yüm. bizi ebediyen ayırdılar, kopardılar...
- gitme, bırakma beni!
- o müjgan için, o müjgan'la hüsnü'nün hayalleri, ümitleri, ufacık, fukara istekleri için sen de ağla benim gibi. o müjgan en büyük matemlere layık. ama sen... sen... daha ne istiyorsun benden?
sevgimizin bir tanesiydin müjgan. saçları sırtına kadar sırma sırma dökülür, elleri ufacık, gözleri dört defa lacivertti. ve de her ne hikmetse, o da bana gönüllüydü. öyle bir sevdim ki müjgan'ı, dünyamı şaşırdım, haddimi bilemedim, evleniriz gibi geldi bana. evimiz, yuvamız olur, ışığımız yanar, fakir soframız kurulur gibi geldi. sahil bahçesinde gazoz içerekten gizli gizli mal-ü hülya kurardık. sonra da çarşılara giderdik. eşya beğenirdik elden düşme; aynalı konsolumuz, topuzlu karyolamız bile olacaktı. müjgan'ın her an her bi daim yanında olacaktım ama olmadı gitti.
nereye mi? paraya gitti abicim paraya!!!
"nasıl da sevmiştim yıllarca ben seni
her akşamüstü bekledim yollarını
elbet bir gün biz yuva kurarız derken
duydum evlenmişsin sen zengin bir gençle
zengin olsaydım, sensiz kalmazdım
her an düşünüp seni hiç ağlamazdım
param olsaydı, aşkım kalırdın
seve seve yanımda benimle yaşardın"
nikah resimlerimizi de çektirdik. sonra karpuzcu raşit ağabeyinin kayınbiraderine borç ederekten nişan yüzüklerimizi de yaptırmıştık. ama müjgan takmadı bunu takamadı uçuverdi elimden. meğer gizlice altın bir kafes bulmuş kendine. müjgan'ın gelinliğini hususi diktirmişler, benim gibi kiralık tel duvak almaya kalkışmamışlar. öyle sevindim ki! mesut ve bahtiyar olsun diye dualar ettim. müjgan gibi ben de birbirimize verdiğimiz sözleri ettiğimiz yeminleri unuttum. bir daha mahalleye gelmedi müjgan, gelemedi. bizim dar ve eski sokaklara otomobili sığmıyormuş dediler. senede birkaç ay zaten avrupa'daymış dediler. zaman şifalı bir ilaçtır unutursun dediler, unuttum ben de. hiç aklıma gelmedi. hatırlamıyorum bile müjgan'ı.
hatırlamıyorum...
"öptüğünü düşünüyorum dudak yerine parayı
para için açar mı sevişenler arayı
madem para mühimdi al koluna parayı
çantana da koy aldığın o kocayı
zengin olsaydım, sensiz kalmazdım
her an düşünüp seni hiç ağlamazdım
param olsaydı, aşkım kalırdın
seve seve yanımda benimle yaşardın"
sadri alışık,esen püsküllü,salih güney ve güzin özipek'in oynadığı eski bir türk filmidir... Annesinin zoru ile zengin adamla evlenir müjgan,bırakır sadri abimizi ve olaylar gelişir...