aşureyi çok seven kişinin öne süreceği gerçekliktir.
öncelikle Şahsi bir gerçekliktir. uyarayım.
birbiriyle bu kadar alakasız olup yanyana gelince böyle bir lezzet oluşturan bir şey daha var mı acaba diye düşünmüyor değilim. nohutla nar tanesi. cevizle buğday ( hep buyday diyesim var buna ya, diyeyim mi ki acep)ve diğer hepsi.
annenin/teyzenin/anneannenin/komşu Ayşe ablanın hamarat ellerinden tat almış bu tatlıyı sıcak sıcak yemesi bile güzeldir.
he bir de komşuluk ilişkilerini geliştiriyor. hee kaç komşum var bana aşure getiren, onu hiç anlatmayayım. ama ben ne zaman yapsam dağıtırım konu-komşuma. kokar çünkü o şimdi, biliyr musun? mis gibi mis.
seven sever tabi. o kadar.
son olarak bir de tavsiye. eğer olur da birgün aşure pişirirseniz, cevizini en son katın. kararıyor sonra.
anya seton'un bir kitabının adı."ölümsüz aşk" adıyla başka bir yayınevinden de çıkmıştır.
--spoiler--
önceki hayatındaki sorunlarla yüzleşmek zorunda kalan celia mardsonun hintli doktor akananda yardımıyla geçmiş yaşamına dönmesi ile tudor hanedanlığı dönemine götürülüyoruz.
bu dönemde celia öksüz ve yetimdir. tazecik ve güzelliğiyle herkesi kendine hayran bırakan bir kızımızdır. uzak akrabası ursula tarafından gerilen kol kanat ile bir lordun yanına hizmetçi olarak girer. burada rahip stephenla birbirlerine aşık olurlar. katolik rahiplerin evlenmesine izin verilmediği bu dönemde celia ve stephenın birbirlerinden kaçmaya çalışmaları, öyküye okunabilirlik açısından çok şey katmış. rahip stephenin dini ile aşkı arasındaki çelişki üzerinde arzu ettiğim kadar çok durulmamış olsa da hayli ilginç ve etkileyici. kader onları bambaşka yollara sürüklediğinde dahi celia aşkını hiç unutamamıştır, stephen da bir türlü bu kıza karşı koymaya beceremektedir.neticede hangi yasak aşkın sonu iyi bitmiş ki?
--spoiler--
beni ve benim gibi düşünen insanları ifrit eden durumdur.
Kızımız bir eğitim sürecinden geçmiştir. artık üniversite mezunudur mesela. ancak işe girip çalışmak istemez. ev kızı olmak ister.
bak, ev kızı olmak çok zordur, kabulum bu durum. ama e be kızım sana şöyle sorasım geliyor:
"koca bulmak için mi okudun!!"
ilim irfan öğrenmek için okumuştur, cevap olarak bu gelecektir büyük ihtimalle. ee okul bittikten sonra ilim irfan isteğin de mi bitti kızım senin? fizikte çığır açacaksın tamam*...ama ben evinin mutfağında bilim makaleleri yazan duymadım hiç.
aklımıza şu da gelebilir, haklısınız da. ille yayınlanması için mi ilim irfan öğrenilir? ille birilerinin alkışına mı ihtiyacı olmalı insanın? yalnızca kendisi için ilim öğrenemez mi insan?
elbette öğrenebilir! ama madem böyle düşünüyorsun, e o zaman hiç gitmeseydin üniversiteye. senin yerine daha akıllı biri gelirdi belki. boşa yer kapladın!! gitme hiç bi okula evinde öğren. derdin başka birşeymiş işte, ne yalan çabası bu!
hee okursun iş bulamazsın mecbur kalırsın o ayrı.
ama mecbur kalma dışında, okulunu okuduğun işi neden yapmayasın?
kendine neyi layık görüyorsun? başkasının parası olmadan yaşayamamyı mı?
Metrobüs denen ulaşım aracını yeni yeni kullanmaya başlayan kişinin farketmesi muhtemel durumdur.
Şöyle ki :
Kişi,otobüse binerken öndekini itiş kakış yapmamaya özen gösterir.Sırasını bekler.Ancak durum metrobüse binişte değişir.Benden önce gelip benden fazla bekleyen önce binsin diye beklemez o kişi.
Mesele oturma ya da ayakta kalma meselesi çünkü! en fazla 40-45 dk ayakta kalırsa ölür çünkü!! daha önce hiç ayakta gitmemiştir çünkü!! *
ya da ondan yaşlı biri ondan sonra binmişse o metrobüse hiç umursamaz! oturacaktır çünkü o! poposu dayanmalıdır mutlaka bi yere!!
tamam, kabul ediyorum, uyuma numarası yapma her taşıma aracında var ama metrobüsteki durum daha aleni sanki.
morfin yada herhangi bir bayıltıcı şey , artık tıpta ne deniyorsa adına (bkz: ben doktor muyum ya!) etkisinde uyuşukken ve hiçbir şey hissedilmiyorken vücudun istenen bir yerine ağda yaptırmaktır.
bunun uygulaması var mı bilmiyorum ama kızların acılarının bununla son bulacağına inanıyorum.
ey kız milleti!
keşke bu ilk benim aklıma gelmiş olsa
bi kız arkadaşımın bi cümlesi vardı hatırladıkça hala gülerim.
bir mekan düşleyin :
dört bir köşesi cam ...
kolon kiriş namına renkli hiçbir şey olmayacak..herşey ama herşey ( yapı malzemesi olarak) camdan yada şeffaf işte..
mobilyalar açık tonda olacak...
ve bu ev ya deniz kenarında , ya sessiz tenha bir ormanda olacak..
yapılmamış şey değil..ama ben bayaaa cam istiyorum... cap-cam yani *
bu evin zorlukları da var elbet. özel hayat falan filan diyeceksiniz şimdi. camdan mukavemet konusunu halleden bir açılır kapanır perdeyi de halleder sanırım ;)
dahası ev olmak zorunda da değil. sezonluk kullanacağımız tek oda da uyar bana ama cap-cam olmalı tabii.
bunun plastik şeffaf balon versiyonunu yapıp satıyor adamlar..
ama plastik balon yetmez bana..
Stephen King' in ilk yazdığı romanın ana karakteridir kendileri.
Telekinetik özellikleri olduğunu keşfedince ortalığı tam anlamıyla dağıtan ezik yaşamış kızcağız *