Ölüm haberini aldım Su. Aslına bakarsan, hayatımın kalanında seninle bir daha karşılaşmayı ummuyordum, bunun üzerine düşünmüyordum bile. Ancak bir haberini almak gibi bir beklentim de yoktu zannederim. Gel gör ki, ardında dev bir krater bırakacak haberin düştü zihnimde haberleri biriktiren yere.
Bu haberle birlikte tetiklenen bir zaman yolculuğunda buldum kendimi öte yandan. Kendimi aldım, 2010’lara götürdüm. Öyle ensemden tutup öteye doğru sallayıp atmadım ama; peyder pey ilerledim. Yürüdüğüm yerleri bilerek ilerledim, şu an bulunduğum yerlere gelen adımlarımı takip ettim. Bildiğim insanları, tanıdıklarımı, bildiklerimi, gördüğüm yerleri… Vesilenle ilk şehirlerarası otobüs yolcuğuluğumu yapmıştım. Bir şişe votka içmiştim otobüste inanılmaz. Yanıma bir herif oturmuştu, koskoca otobüste insanların “konuşmayın beyefendi bır bır gece yarısı, uyuyamıyoruz” diye uyardıkları kişi, elbette benim yanımda oturuyordu. Adam bana hitap ederek konuştukça ben başımı ondan öte yöne, pencereye doğru çeviriyordum; çok iyi anımsıyorum. Ancak kendisinin enseyle sohbet etmek hususunda bir çekincesi yoktu.
Otobüs terminali sonrasına dair çok hatıram yok, lakin güvercinlerin fikfikleştiği ve sayıca mikroplarla rahatlıkla yarışacakları bir balkonlu yerde uyumak durumunda olduğum bir misafirliğim olmuştu onu hatırlıyorum. Engin’in stüdyosunda bateri çalmaya çalıştığım vakitler…
Nice hatıralar. Barlar sokağında gece yarısına değin oturduğumuz geldi aklıma. Limonlu birayı içtim ilk, senden gördüm. Sürekli patlamış mısır ikram eden o yer.
Sayısız hatıra işte… tek tek hatırladığım güzel izlerden bahsedecek gibi görünüyorum biliyorum, ancak niyetim bu değil. Şu an olduğum kişiye doğru biçimlenen halimde en eski hamleleri yapan çömlekçilerden birisin. Bir anda üşüme geldi üzerime. Neden bilmiyorum, hayatımda ilk kez birinin ardından duyabileceği şekilde veda etmek istedim. Çok üzülmekle ilgili değil, eksik kalmışlıkla ilgili de değil. Sanırım bana etkisi dokunmuş birini kaybetmek de değil. Farkındalık… Benden yana gelişen bir duyu hassasiyeti. Sanırım yazdıkça farkediyorum, yeryüzünde konuşabildiğim birkaç insandan bir tanesi olman da büyük bir etkiye sahip şu anki üzüntümde. Keşke boşluğa yazmak yerine halini, hatırını sorabilseydim.
Ansızın bir boşluk oldu zihnimde, geçmişin arşivlendiği bölgede. “bir zaman gelir de başıma birşey gelirse, arkamdan iki üç gözyaşı dök, beni hatırla “ demiştin, döktüm ve hatırlıyorum. Gittiğin yer sana huzur versin aşık olduğum ilk kadın.
sahip olduğu vizyon ve yıllara adını kalıcı olarak kazıyan icraatları ile gönüllerde taht kurmuş, sektörlere hayat vermiş bir dahiden beklenmeyecek bir tercih.
partner, coğrafi konum, saat ve mevsim değişkenlerine bağlı olarak birbirinden farklı birçok etki gücüne sahip eylemdir.
örneğin spor salonundan çıkmayı müteakip o sıcak altında bir 50cc yudumlayınca bende müthiş bir ferahlama vuk'u bulacak; günün iş yorgunluğu, trafik stresi gibi unsurlar 800.000 keyif puanıyla silinip yok olacak.
"biz kaybettik, içimiz kan ağlıyor" gibi ülkece sanki dünyaya mahcup olunmuş edasına bürünüp, ibb başkanlık seçiminde tercih ettikleri adayın daha kalabalık bir seçmen tarafından tercih görmemesini kişiselleştiren zatların, ucuz saplantılarını ve hırslarını göz pınarları vasıtasıyla dışa vurmasıdır.
her ülkede bir ara gündem olan cahil sorusudur. genelde başarısız olan bireylerin matah bir şey yapmış doygunluğunu yaşamak adına tarihten bir takım bilgilerle, bizzat kan bağı olan kişilerin hamlelerini ve sonuçlarını kendilerine bağlamaları sonucu ortaya çıkan muhakeme noksanlığıdır.
coğrafi etkiler altında kalarak yöreye ve zaman bağlı olarak değişen din trendlerinden etkilenmeme olarak açıklanacak durumdur.
Henüz mitolojiye dönüşmemiş din mensubunun aklına gelebilecek muhtemel sorudur. çok dikkate almamak gerekir, herkese göre kendi itimat ettiği dinin tek gerçek din olmasına binaen tek tek Ra, zeus, ganeşa, allah...vb inanışçılarına ayrı ayrı anlatmak gerekecek ve beyhude bir çaba olacaktır.
toplamda 4700 kadar tanrı olduğu dikkate alınacak olursa ateist bir zat 4700 tl tane tanrıya inanmamaktadır. ancak bu soruyu ateiste yönelten şahıs 4699 adet tanrıya inanmıyor. yani çok da ahkam kesmemek gerek, neredeyse bir ateist kadar inançsız oluyor ortalama bir mümin.
insanın, zevkle ve istediğiyle yapamadığı her şey kötü yahut ayıptır. farklı inanışlarda farklı isimleri de oluyor, ancak gündelik çerçevede izahatı bireysel yetersizlik ve tatminsizliktir.
bir başka keyifli, kendine özgün mutluluk veren bir sürüştür. gerekli ekipman ve lastik desteği ile insanı yağmur kovalatan cinsten bir lezzete sahiptir.
zaten taner tolga tarlacı'nın kim olduğunu, nerede yarıştığını tüm türkiye'nin bilmesi sebebiyle, tanımına dahi ihtiyaç duyulmayan harikulade insan. o, türkiye'nin yarışmacısı. ailemizin bonusu.
hanım arkadaşsızlığın başa vurduğu, bazı yelkovanların çeneye değdiği an halk huzuruna sunulmuş önermedir. bu gibi durumda zeka, seksilik ve ahlaki değer sahibeliği pek mühim değildir. nefes alıp almaması dahi ikinci plandaki kriterdir. uzak durunuz.
amerikanya filmlerine kendini kaptırmış memleket çocuğunun aksiyon dolu faaliyetidir. bilmez ki o borularla fırat boru bir değil. şap diye yapıştı mı betona aşkı, meşki unutur.
(bkz: bırakın tırmansın)