içimi kolay, lezzetli bir cin. tonik ve limonla güzel gidiyor, greyfurt ve defne yaprağı ile de denenebilir. ama dikkat etmekte fayda var, anlamadan çarpar.
bana tekrar nostaljiyi tattıran, nikotin, kafein ve alkol üçgeninde geçen yirmili yaşlarımı hatırlatan, o yıllarda hayatımda olan, senelere yenik düşüp birer birer kaybolan insanları anımsatan şarkı.
güzel sevdik, sevildik. güzel müzikler dinledik, sarhoş olduk. bağırdık çağırdık, kavgalar ettik ve en sonunda sakinledik.
sana kızgınım. değilim sanıyordum ama kızgınmışım. artık hatırlamakta zorlanacağım kadar uzun yıllar geçti, geçiyor. bazen aklıma çok silik bir anı geliyor, o zamanlar hissettiğim kalp ağrısını bir anlık tekrar yaşıyorum, sana duyduğum heyecanı, kalp çarpıntısını saniyelik tekrar yaşıyorum. sonra hemen geçiyor.
seni çok zor unuttum. dışarıdan bakınca kolay gözükür. benim ne yaşadığımı bilemezsin. youtube yorumlarında çocukluk aşkına seslenen dayılara dönmeyeceğim. doğru insan yanlış zaman da diyemeyeceğim. bence sen her senaryoda, tüm alternatif evrenlerde benim hayatımı yakıyorsun. ben her senaryoda senin peşinde harap olurdum, sana düşkünlüğüm beni bitirirdi, iyi ki olmamış, dönüp bakınca fark ediyorum.
hatalarım oldu, yaşım çok gençti. şuan olsa asla yaşanmazdı. buna hayıflanarak da yaşayamam. sen de benden vazgeçebildin.
ben ne hissediyorum biliyor musun, ikimize dair senin emin olduğun tek şey hislerdi. kafanda hala yer ediyorsam sebebi de bu. benim duygularım yalan değildi, hiç olmadı. başka konularda yalan konuştum, o zamanlar öylesini doğru görmüştüm, dediğim gibi hatalarımı düşünüp kahrolamam, sen de benden vazgeçtin.
sana bir şey diyeyim. bak sabahın sekiz buçuğu. buraya bunları yazıyorsam bir sebebi var. laf olsun diye kimse bu saatte kalkıp uzun uzun klavye oynatmaz. buraya bunu yazıyorum çünkü kolyeyi gördüm. sen de bunu okuyorsan fotoğrafı kaldır, ben anlarım. bana bunu yaşatma.
Eski bir temas parçası. Eski ama hatırlattıklarıyla, anılarıyla, hissettirdikleriyle hala taze. Bazı şeyleri içinizden atamıyorsunuz. Hangi yaşa gelirseniz gelin, kaç sene geçerse geçsin, bir gecelik telefon görüşmesi, o bir ses, kısa bir mesaj aklınızdan çıkmıyor.
Sonra diyorsunuz, belki de sende durdurdum zamanı.
Endülüsten atılırken beyaz çarşaflarla
imkânsız bir müzikal oynar hâlâ o filmde
Zarif bir ağıldansın ve bu nasıl uğursuzluklar taşır
Kanat çırpmadan uyuduğun gecelerle meşhur memleketim
Sen flamenkonun kızısın, ben çok ağlıyorum Hüseyin'e
Bir tarih türüyor çıkınımızdan
Niyetleniyorum
Mızrağın var ve bu bıçakla bir kiraz daha soyuyorsun
Ben sana sözümden bir saz ayıklıyorum
Tam böylelikle üç kavim peydah oluyor
Bir çatışma durağında
Kanıma yakışıyorsun.
Tam böylelikle üç kavim peydah oluyor
Bir çatışma durağında
Kanıma yakışıyorsun.
Tam böylelikle üç kavim peydah oluyor
Bir çatışma durağında
Kanıma yakışıyorsun.
ÖLÜLER NEDEN DÜŞÜNCELi BAKARLAR?
BUNU, BiR DE YAŞAYANLAR DÜŞÜNSÜN.