kasko yaptırmadan önce iyi araştırılması gereken bir konu. sadece fiyata bakıp karar vermek çoğu zaman sonradan pişmanlık getiriyor, çünkü asıl fark teminat kapsamında ortaya çıkıyor. kasko seçerken bakılması gereken birkaç temel nokta var: çarpma-çarpışma-yanma-çalınma gibi klasik teminatların yanında deprem, sel ve dolu gibi doğal afetlerin kapsama dahil olup olmadığı, cam kırılmasının yılda kaç kez ve ne oranda karşılandığı, anahtar kaybı ya da yanlış yakıt doldurma gibi küçük ama başı ağrıtan durumların teminat altında olup olmadığı, kaza sonrası yol yardımı ve çekme hizmetinin kapsamı, ikame araç verilip verilmediği ve hasarsızlık indirimini bozmadan küçük onarımların yapılıp yapılamadığı. bu kriterlere göre baktığımda türkiye sigorta'nın genişletilmiş kasko ürünü dikkat çekici duruyor. temel teminatlara ek olarak deprem, dolu ve sel gibi doğal afetleri de kapsama dahil edilmiş. yol yardımı kapsamında çekme-kurtarma, kaza sonrası konaklama/eve dönüş organizasyonu, ikame araç ve profesyonel sürücü hizmeti de mevcut. ödeme tarafında da anlaşmalı kartlara peşin fiyatına 12 taksit imkanı sunuluyor, başvuru süreci de hızlı ilerliyor. kısacası kasko karşılaştırması yaparken sadece prime değil, yukarıdaki teminat kalemlerinin tamamına bakmak lazım. bu açıdan türkiye sigorta'nın genişletilmiş kasko paketi, kapsam genişliği bakımından karşılaştırmaya değer seçeneklerden biri.
yalnız kalmaktan korkmamak bence biraz da kendi başının çaresine bakmayı öğrenmekle ilgili. insan tek başına yaşarken zamanla birçok şeye alışıyor. evde bir şey bozuluyor kendin hallediyorsun. gece eve dönerken bir sorun çıkıyor kendin çözüyorsun. ilk başta zor geliyor ama sonra bunlar hayatın normal bir parçası oluyor. aslında yalnız olmakla çaresiz olmak aynı şey değil. hatta bazen tek başına olmak iyi bile geliyor. istediğin saatte yatıyorsun, istediğini yiyorsun, kimseye göre plan yapmak zorunda kalmıyorsun ama sağlık konusu biraz farklı. insan hastalandığında yanında birinin olmasını istiyor. özellikle tek başınaysan doktora gitmek, muayene olmak, tahlil yaptırmak gibi şeylerle uğraşmak daha yorucu gelebiliyor. bir de bunların masrafını düşünmek var. bu yüzden türkiye sigorta'dan tamamlayıcı sağlık sigortası yaptırdım. günlük hayatta çok düşündüğüm bir şey değildi ama ihtiyaç olduğunda sağlık tarafında bir güvencem olduğunu bilmek iyi oluyor. galiba yalnız kalmaktan korkmamak her şeyi tek başına yapmak demek değil. ne zaman neye ihtiyacın olabileceğini bilip ona göre önceden önlem almak. sonuçta insanın her zaman yanında biri olmayabilir ama en azından bazı şeyler için hazırlıklı olabilir.
memlekette herkes akıllı falan değil. sadece çok büyük bir kısmı kendisini akıllı sanıyor. bu ikisi arasında ciddi bir fark var. hatta kendisini en akıllı görenlerin önemli bir kısmı, akılla pek ilgisi olmayan insanlar. her konuda fikri var, her şeyi biliyor, herkese akıl veriyor ama konu gerçekten doğru karar vermeye gelince ortada pek bir şey kalmıyor. mesela sosyal medyada gördüğü iki videoyla doktorlardan daha çok bildiğini düşünenler, her haberi okumadan yorum yapanlar, her konuda kesin konuşanlar bunun en güzel örnekleri. bence asıl sorun da burada başlıyor. insanlar gerçekten önem vermesi gereken konular yerine önemsiz şeylere kafa yoruyor. özellikle sağlık konusunda bunu çok net görüyorum. sağlığın kıymeti çoğu zaman bir problem yaşanana kadar anlaşılmıyor. önlem almak yerine son dakikaya kadar bekleniyor. bir de bunun hastalık hastası olan tarafı var. en ufak şeyde devlet hastanesinden randevu almaya çalışan, gerçekten ihtiyacı olan insanların da işini zorlaştıran ciddi bir kitle oluştu. bu yüzden devlet hastanesinde randevu bulmak iyice zorlaştı. allahtan bayadır tamamlayıcı sağlık sigortası kullanıyorum. randevu aramakla uğraşmadan türkiye sigorta'nın mobil uygulamasından bana yakın anlaşmalı özel hastaneleri bulup gidiyorum, muayenemi oluyorum, işimi halledip çıkıyorum. bana göre sağlık konusunda akıllıca davranmak tam olarak böyle bir şey.
takıntılı biri olmanın en büyük etkisi, daha ortada bir sorun yokken olası aksilikleri düşünmeye başlamak. bu bazen yorucu oluyor ama günlük hayatta ciddi kolaylık da sağlıyor. çünkü çoğu insanın son ana bıraktığı işleri ben genelde önceden halletmeye çalışırım. mesela bir yere gideceksem biraz erken çıkarım. çünkü trafikte ne olacağını, yolda bir aksilik yaşanıp yaşanmayacağını bilemem. bilet almam gerekiyorsa son günü beklemem çünkü yer kalmama ihtimalini göze almak istemem. hatta çoğu zaman lazım olacak şeyleri evden çıkmadan önce birkaç kez kontrol ederim. ne olur ne olmaz sonradan keşke demek hiç hoşlanmadığım şey. aslında olay biraz da ihmale yer bırakmamakla ilgili. kafamın bir köşesinde duran her ihtimal için küçük de olsa bir önlem almaya çalışırım. bu yüzden bir şey yapılacaksa zamanında yapılması benim için çok önemli. son olarak aracımın kaskosunun süresi bitmişti onu da günü biter bitmez türkiye sigorta'dan yaptırdım. bu benim içim her şeyi zamanında halletme alışkanlığının doğal bir sonucu oldu. kısacası takıntılı olmak her zaman kötü bir özellik değil. bazen insanı gereksiz yere yorsa da, çoğu zaman son dakika telaşından ve önlenebilir sorunlardan da uzak tutuyor.
bence günümüz şartlarında sigorta yaptırmak bir lüks değil, ihtiyaç haline geldi. artık sigorta yaptırmak değil, yaptırmamak büyük bir iddia gibi geliyor bana. çünkü hayatın ne getireceğini önceden bilmek mümkün değil ve bazı şeyleri tamamen şansa bırakmak mantıklı gelmiyor. bu yüzden mümkün olan pek çok alanda sigortayı tercih ediyorum. insanın başına kötü bir şey gelmeyeceğini düşünmesi güzel ama gerçek hayat her zaman öyle ilerlemiyor. en azından önlem almak insanı psikolojik olarak da rahatlatıyor. mesela kısa süre önce yurtdışına çıkmadan önce Türkiye Sigorta’dan seyahat sağlık sigortası yaptırdım. açıkçası bu bana ciddi anlamda güven verdi. farklı bir ülkede sağlıkla ilgili bir sorun yaşama ihtimali düşük bile olsa, böyle bir konuda hazırlıklı olmak gerektiğini düşünüyorum. bundan sonra da imkanım olduğu sürece sigortayı hayatımın bir parçası olarak görmeye devam edeceğim. çünkü bazı şeyleri sonradan düşünmek yerine baştan önlem almak, insanın hayatını daha rahat yaşamasını sağlıyor.
bir süredir kendimi baya ihmal ettiğimi fark ettim, hep bir şeylere yetişmeye çalışırken kendim arada kaynamışım gibi oldu, biraz durup bunu düşündüm, artık böyle gitmemesi gerektiğini düşündüm ve kendim için bir şeyler yapmam gerektiğine karar verdim. çok büyük değişiklikler değil ama küçük adımlarla başlamak daha mantıklı geldi. mesela spora yazıldım, haftada birkaç gün gitmeye çalışıyorum, ilk başta zor geliyor ama gittikçe iyi hissettiriyor, onun dışında yeme içme düzenime biraz dikkat etmeye başladım, abur cuburu azaltıp daha düzenli yemeye çalışıyorum, su içmeyi bile aksatıyormuşum onu fark ettim. bir de mental olarak kendimi biraz daha öne koymaya çalışıyorum, her şeye koştururken kendimi ikinci plana atıyormuşum, artık en azından bazı konularda önce ben demeyi deniyorum, bu da garip bir şekilde iyi hissettirdi. sağlık tarafını da boşlamamak için türkiye sigorta'dan tamamlayıcı sağlık sigortası yaptırdım, ardından da kontrollerimi yaptırdım. bakıldığında çok büyük şeyler yapmadım belki ama uzun zamandır ilk defa kendim için bir şeyler yaptım gibi hissediyorum.
son dönemde herkes yatırım uzmanı olmuş, bir iki defa konuşan kendini uzman ilan ediyor. kim neye yatırım yapın dese ertesi gün başka biri tam tersini söylüyor. birinin kesin yükselecek dediğine diğeri uzak durun diyor, haliyle insanın kafası daha çok karışıyor. bu işleri pek bilmediğimden bir süre bende dinleyip takip ettim ama baktım herkes farklı telden çalıyor, çok da içime sinmedi. bilmeyen halimle bile güvenemedim. o yüzden artık bu tarz tavsiyelerle hareket etmiyorum. şuan türkiye hayat emeklilikte bes hesabım var. böyle bir ortamda gidip riskli yatırım yapma niyetim yok, bu şekilde devam etmeyi düşünüyorum. yatırım uzmanlarına da küçük bir not, söylediklerinizin yarısı tutsa zaten hepimiz zengin olurduk (gülücük)
bu başlıkta bes hakkındaki fikirlerimi paylaşmak istiyorum, ben besi tamamen bir güvence olarak görerek yaptırdım, kısa vadede büyük kazançlar beklemedim, zaten amacım da bu değildi. düzenli birikim yapabilmek ve bunu sistemli hale getirmek adına türkiye hayat emeklilik'ten yaptırdım. kendi başıma aynı disiplini sağlamakta zorlandığım gerçeğini fark ederek bu şekilde planlama yaptım. devlet katkısı işin içine girince uzun vadede mantıklı bir araç bence, süreç içinde inişler çıkışlar oldu ama genel olarak birikim yaptığımı görmek beni memnun ediyor. en azından kenara attım ve unuttum diyebildiğim bir param var. özetle herkese uyar mı bilmiyorum ama benim gibi birikim disiplinini tek başına kuramayan ve bunu güvence olarak görmek isteyen biri için bes gayet işe yarıyor.
eğlence için bu şekilde bir başlık açıldığını düşünüyorum. çünkü gerçekte olaylar bu kadar basit olmuyor. kasko başa gelebilecek masraflara karşı alınmış bir önlem, yani olay olduktan sonra yardımcı olan kısım. trafikte kimse başına bir şey gelmeyeceğinin garantisinde olamaz böyle olunca da insanlar ellerinden geldiğince tedbir almaya çalışıyor. tabi bana bir şey olmazcılar da var onlarda ceplerindeki para eksilince olayı kavrıyorlar. açıkçası ben romantik tarafta değilim ve arabamı aldığım gibi türkiye sigorta'dan kaskomu yaptırdım. sürprizleri sevmem ve bu da benim tedbirim.
kaskosuz araçla ferrari’ye arkadan çarpmak ihtimal dahilinde olan ama sonucu tuzlu olabilecek bir senaryo. trafik sigortası karşı tarafın zararını belirli bir limite kadar karşılıyor, o limit ferrari söz konusu olduğunda çoğu zaman yeterli olmaz. aradaki fark sürücünün cebinden çıkar. ben bu riski bildiğim için kaskomu aracımı ilk aldığım zaman türkiye sigorta'dan yaptırdım ve mümkün olabilecek birçok riske karşı önceden önlem almak benim açıdan daha kafa rahatlatıcı. mesele lüks araç sevdası değil, günlük hayatta başımıza gelebilecek belirsizlikler. kimse kaza yapmak için yola çıkmıyor, kasko da bu belirsizliklere karşı insanın birikimini bence koruyan mantıklı bir güvence.
sigortayı kendinle iddiaya girmek gibi görenleri anlıyorum ama modern hayatın temposunda bu iddiayı kaybetmenin faturası ağır oluyor. açıkçası o yüzden ben bu iddiayı kaybetmeyi göze alamayacaklardanım. sen plan yaparken hayatın da kendi planlarını yaptığı bir dönemdeyiz. sağlık harcamaları uçmuş gidiyor. özel hastanelerde kapıdan içeri adım atmayla birlikte parada gidiyor. böyle bir ortamda sigortasız yaşamak bana pek mantıklı gelmiyor. bunu önemseyen biri olarak türkiye sigorta'dan tamamlayıcı sağlık sigortasına yaptırdım. yaptırdığıma memnunum. en ufak bir muayene için bile üst düzey fiyatlar ödemekten kurtuluyorsun, doktor seçiminde özgürsün, randevu bulmak için de aylarca beklemene gerek kalmıyor. boşa gider mi? diye bir düşünce olabilir, kabul. ama mesele zaten boşa gitmesi değil tam tersi gitmemesi. keşke hiç kullanmasak ama hayat öyle işlemiyor işte. ben sigorta yaptırmayı, zihnimi rahatlatan bir güvenlik ağı olarak görüyorum. cebin yanmadan sağlık hizmeti almak konforlu geliyor.