kuzunun bağırsağı ve uykuluğunu, şiş üzerine sararak ve yatay olarak, ateş üzerinde pişirilen bir sokak lezzetidir. eski zamanlarda, tekerlekli arabasında kokoreç yapan bir adamdan sürekli alırdım. adam belli belirsiz bir tonda bağırırken bir taraftan da kokoreci hazırlardı. ne dediği anlaşılmazdı. sadece cümlenin sonundaki "ye" anlaşılırdı. sonraki zamanlarda, çevredeki esnafların güldüğünü fark ettim ve daha dikkatli dinlemeye koyuldum. sonunda anladım ki, "paranla bok ye" diyormuş adam. adamın dürüstlüğüne, kokorecin lezzetine yenik düşüp, uzun süre almaya devam ettim.
tanım: bir sokak lezzeti
bulgaristan doğumlu, nevi şahsına münhasır bir virtüöz sanatçıydı. akordiyonu mükemmel çalmasının yanı sıra iyi bir şarkıcıydı aynı zamanda. ibo şova çıktığında kendine has dansıyla şarkı söylerken, seyirciler ve orkestra, kıkır kıkır gülüyordu. konuklardan cem karaca ise, çok etkilenmiş, hayranlık ve takdirle izlemişti rahmetliyi. her iki sanatçımızı da rahmetle yad ediyorum.
tepsinin boyuna göre değişen, kalın hamurlu ve annenin ne bulduysa içine/üstüne doldurduğu pizzaya benzeyen şeydir. anneanne yorganının verdiği hazzın, fırından çıkmışıdır.