Homesick durumları yaşamazsa iş yapacaktır. Gördüğüm kadarıyla pozitif, güler yüzlü bir adam. Bir ihtimal bu alışma dönemi açısından daha rahat bir süreç geçirebilir.
Çünkü bu ingiliz oyuncular olsun, Rusya vb ülkeler olsun ciddi alışma süreçleri olduğunu bilmiyoruz. Kimisi tutunamıyor gidiyor zaten. Yani latin amerikalı ve afrikalılar gibi gelir gelmez kırk yıllık Türkmüş gibi davranamaz bunlar.
iyi de o zaman niye bu adamın savcılarıyla çift kale maç yapıldı? O zaman katılığı yumuşatmışlar demek ki. Ayrıca kabul etmek lazım ki bütün Türkiye'ye nüfus etti bu adamlar. Müjdat gezen'le, barış mançoyla falan aynı karede fotoğrafı var düşünün. Keza ecevit'den, özal'a, demirel'e ondan rte'sine kadar hepsiyle fotoğrafları ve samimiyeti vardı.
Dönemin Fb yöneticisi Ömer çavuşoğluyla da sohbet ettikleri videolar mevcut. Bjk yöneticileriyle de keza benzer videolar var. Zaman gazetesi ödül törenini Fb tv'de canlı verildiğini zaman gazetesi turnuvalarının inönü stadında yapıldığını da biliyoruz. Her takımda da bunların imamları vardı. Çok katı fb'de de vardı. Sonradan itirafçı olan Bekir irtegün, uğur boral ve zafer biryol gibi. *
Yani gözünüzü seveyim sütten çıkmış ak kaşık havalarına girmeyin. Herkes bu işin içindeydi. Evet gsye daha fazla nüfus edilmiş olabilir ama en azından bari fb'ye hiç nüfus edilmedi gibi bir havalara girmeyen bir zahmet.
Zaten Fb genel olarak da bu yüzden kaybediyor. Sürekli dünya kendilerine düşman, kendileri ise justice league karakteri gibi kusursuz bir kahraman olarak görüyorlar. Yenilince hakemler yenince hakemleri de yendik diyorlar falan. Bu kafayı aşmanız gerekiyor.
Sosyal medya olsun ve tv olsun nerdeyse herkes bu adama yedek arıyor. Yedeği yokmuş. Sorun o yani. *
bir kişi de çıkıp demiyor ki bu adamın yedeğine falan değil yerine adam alınmalı diye... Nelson'u bir ıskada üstünü çizenler, davinson'un bile hatalarını görüp hemen gönderme peşinde düşenler konu Abdülkerim olunca yedeğine adam bakmaya çalışıyor. * nasıl bir dokunulmazlık oluşturdu inanılmaz cidden. Fb'de kadroya giremeyen çağlar söyüncü kariyer olarak çok üstünde zatende, performans olarak da Abdülkerim'den aşağı değil kesinlikle.
Becao'yu falan kiraya gönderiyor adamlar yani. Yani düşünüyorum da gs'nin Abdülkerim, yunus ve barış gibi yetenek fukarısı adamlarla 4 senedir şampiyon olması çok büyük başarı cidden. Kim bilir belki de atanla tutanların ekmeğini yedi bu adamlar. Osimhen'ler, icardiyle, muslera'lar falan...
ali'yi harbi anlamda yenebilen tek boksördür. tabii sonrasında iki kez üst üste yenilsede kazandığı maç onun günümüzdede tanınmasına yetmiştir zaten fakat benim en çok dikkatimi çeken maçı george foreman ile yaptığı karşılaşmadır öyle bir pas pas olmuştur ki...
zamanında mustafa denizli'nin kullanmış olduğu "içimizdeki irlandalılar" sözünü belirtmek lazım. yani bu söz öyle kalıplaşmıştır ki şu günlerde siyasiler bile mustafa denizli'nin bu sözünü adeta bir deyim gibi kullanmaya başlamışlardır.
twitter'dan izlenimlerime göre sıkı bir taner tolga tarlacı hayranıdır. elenmesinden sonra "survivor artık bitmiştir" gibisinden bi tweet bile girmiştir.
zamanında ahmet çakar'ın sunduğu şansa bak adlı yarışma programda buna örnek verebileceğimiz bi diyalog yaşanmıştı. yarışmacının söylediği bir sözden sonra ahmet çakar'dan çık dışarı şeklinde tepki alarak programdan atılmıştı.
"the whitest boy alive - fireworks" bu parçayı ilk dinlemiştim, beğenmiştim evet ve ilk dinleyişimin canlı performansları olmasıda ayrı güzel bi olaydı.
kişisel olarak ercik kral ile yaptığı videolar sonrasında tanımaya başladım. aslında çok değişik bir tarzı vardır. hani ince mesajlar verilir ya bazı şeylerde, bu arkadaşımızın skeçlerinde bu olay inceninde incesidir. bittiğinde "bu muydu lan" diyip kapatıp gidebilirsiniz. yani bu açıdanda zor ama asil bir tarzının olduğunu söyleyebilirim.
ncaa smaç şampiyonasında adeta rakipleriyle taşşak geçerek şampiyonluğu kazanan başarılı bir basketbolcudur. vince carter'dan sonra gördüğüm en iyi basıcı diyebilirim bu adamı için, umarım nba'de izleme şansımızda olur. bunu hakettiğini düşünüyorum.
1996 dmc finallerinde performansını sergilerken artık öyle bi boyuta geçmiştir ki fiziksel olarak inanılmaz hareketler sergileyerek turntable üzerinde adeta dans etmiştir. kısacası çok yetenekli bir turntable ustasıydı. ne yazık ki 19 ekim 2009 tarihinde hayatını kaybetmiştir.
küçükken az dinlemezdim bu adamı, her ne kadar şuanda büyük bi tarz değişikliğine gitsemde geçmişimi değiştiremem. lil wayne, flo rida, t-pain gibi rapçi yığınlarınıda gördükten sonra bu adamın değerini biraz daha anladım diyebilirim. onun dışında düşüşte olduğunu söylemek yanlış olur. son zamanlarda kendisini daha çok tv programlarına ve sinema sektörüne verdiğini söyleyebiliriz.
cornetto reklamlarındada duyduğumuz only man adlı parçayla dikkatleri üzerlerine çekselerde gimme that punk adlı parçaları benim için bir adım daha önde olacak olan gruptur.
aslında siyasi tartışmalarında bundan farkı yok sanırsam, sonuç olarak kişi doğduğunda sol görüşlü bi aile içinde bu yaşam şekliyle yetişmişse doğal olarak bu görüşü desteklemeye devam edecektir. onun dışında daha muhafazakar yada daha milliyetçi bi ailede dünyaya gelmiş olan kişi ise yine bu bağlamda görüşlerini sergileyecektir. yani ben bu açıdan futboldaki rekabetten bi farkının olduğunu sanmıyorum ikiside gereksiz, ikisinide lüzümsuz tartışmalar olarak görüyorum. yani sonu olmayan ve herhangi sonuca varılamayacak tartışmalardır.
2011 grammy ödüllerinde en iyi sanatçı ödülünü almıştır. karşısına rakip olarak koydukları justin bieber'in ödülü alacağını zannederek garip garip hareketler yaptıktan sonra ödülü alamadığını duyduktan sonraki yamulmasını görmek paha biçilemezdi.
uganda film sektörü açısından büyük önem taşıyan bir filmdir. http://www.youtube.com/watch?v=vjB_JDRE_NQ adresinden filmin 1 saat 38 dakikalık full versiyonunu izleyebilirsiniz.